SQ SemanticQuran

Tevbe 9:94

Cüz: 11 | Sayfa: 201
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Ya'tezirune ileykum iza reca'tum ileyhim, kul la ta'teziru len nu'mine lekum kad nebbe enallahu min ahbarikum, ve se yerallahu amelekum ve resuluhu summe tureddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta'melun.

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Seferden dönüp de karşılaştığınız zaman size bahaneler sıralayacaklar. De ki: "Boşuna bahane üretmeyin, kesinlikle size inanmayacağız! Allah sizin (gerçek) durumunuzdan bizi haberdar etmiştir. Allah da, Rasulü de yaptıklarınızın (hesabını) görecektir. En sonunda görülemeyeni ve görüleni ayrıntılarıyla Bilen'in huzuruna çıkartılacaksınız; ve O size, yapıp-ettiklerinizi bir bir haber verecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yanlarına avdet ettiğinizde size itizar edecekler, de ki: itizar etmeyin ihtimali yok size inanmıyacağız doğrusu Allah bize ahvalinizden bir çok haberler verdi, bundan böyle de Allah ve Resulü amelinizi görecek, sonra hepiniz o gayb-ü şehadeti bilen hakkın huzuruna götürüleceksiniz o vakıt o size haber verecek neler yapıyordunuz
Diyanet İşleri
Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."
Mehmet Okuyan
(Seferden) kendilerine döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki: "(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız;[1] Allah elbette haberlerinizi bize bildirmiştir. İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz[2] ve yaptıklarınızı size bildirecektir."[3]
Dipnot 1
Yüce Allah Tebük Gazvesi sonrasında müslümanlar bunların yanına döndüklerinde münafıkların kendilerinden özür dileyeceklerini bir mucize olarak önceden haber vermektedir. Özür dilemek aslında bir erdemdir; ancak bu kişiler Tevbe 9:86 ve 94'te de belirtildiği gibi, durumları müsait yani zengin olmalarına ve haklı hiçbir mazeretleri bulunmamasına rağmen savaştan kaçmak için bahane üreten kişilerdi ve onların kimler olduğunu müslümanlar elbette biliyorlardı. Onların nifakına dair herhangi bir gizlilik ve bilinemezlik söz konusu değildi. Kaldı ki Medine toplumunda hali vakti yerinde olan kişilerin, gayrimüslimlerin herhangi bir kişiden veya çevreden korkmasını gerektirecek bir durum da zaten yoktu. Buna rağmen, müslümanlarla birlikte olmak istemeyen ve birlikte savaşa gitmeye yanaşmayan, bu yüzden de yalan yanlış bahaneler üreten kişilerin inkârcı, menfaatperest ve hem Allah'a hem de Elçisine yalan konuşan ikiyüzlü insanlar oldukları apaçık ortadaydı. Tevbe 9:80, 81, 84, 85, 87, 90 ve 93 gibi ayetlerde de yer aldığı üzere onların inkârcılıkları, yalancılıkları ve münafıklıkları kesinleşmişti. İşte bu kişilerin daha sonra dileyecekleri özrün bir anlamının olmadığı ifade edilmektedir.
Dipnot 2
Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe' 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
Dipnot 3
Benzer mesaj: Tevbe 9:105.
Suat Yıldırım
Savaş dönüşü kendileriyle karşılaşınca, katılmamaları hakkında mazeretler, bahaneler ileri sürerler. De ki: "Boşuna özür dilemeyin, zira size inanmayacağız.Çünkü sizin aleyhimizde çevirdiğiniz hilelerden bir kısmını Allah bize bildirdi. Bundan böyle de, yapacağınız her şeyi Allah da, Resulü de görüp değerlendirecek, daha sonra da, gizli olsun açık olsun, her şeyi bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz. O da bütün yaptıklarınızı bir bir önünüze koyacaktır."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yanlarına döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin, asla size inanmayacağız! Doğrusu Allah bize durumunuzdan birçok haberler verdi; bundan böyle de Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir; sonra hepiniz gizliyi aşikarı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz. O vakit O, size neler yaptığınızı haber verecektir.
Muhammed Esed
(Ve) onlar, (seferden) döndüğünüzde size bahaneler arzedecekler! De ki: "(Asılsız) özürleri ileri sürmeyin, (çünkü) size inanmıyoruz: Allah bize hakkınızda gerekli bilgiyi vermiş bulunuyor zaten. (Bundan sonraki) yapıp ettiklerinize bakacak Allah; ve Onun Elçisi (de öyle); sonunda, yaratıkların görüş ve algı alanı dışında kalan şeyleri de, onların duyu ve tasavvur yoluyla tanıklık edebilecekleri şeyleri de bütün gerçeğiyle bilen Onun karşısına çıkarılacaksınız; Ve O sizin (hayatta) ne yapıp ettiğinizi tam olarak kavramanızı sağlayacak".
Yaşar Nuri Öztürk
Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen alemleri bilenin huzuruna çıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.
Süleymaniye Vakfı
Geri döndüğünüzde size mazeret uyduracaklardır. De ki: "Hiç mazeret uydurmayın; size asla inanmayacağız. Allah, haberlerinizi bize bildirdi[1]. Şimdiden sonra ne yapacağınızı da Allah ve elçisi görecektir[2]. Sonra gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. O size neler yaptığınızı bildirecektir."
Dipnot 1
Tevbe 9/42, 46-47, 66, 81, 83.
Dipnot 2
Tevbe 9/105.
Süleyman Ateş
(Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allah da görecek, Elçisi de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."