SQ SemanticQuran

Hac 22:36

Cüz: 17 | Sayfa: 335
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۗ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِـعَ وَالْمُعْتَرَّۜ كَذٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Vel budne cealnaha lekum min şeairillahi lekum fiha hayr, fezkurusmallahi aleyha savaff, fe iza vecebet cunubuha fe kulu minha ve at'ımul kania vel mu'terr, kezalike sahharnaha lekum leallekum teşkurun.
#yetim
Sure Audio
Dauer: 1133 Sekunden

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Malum kurbana gelince: Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah'ın simgelerinden biri olarak (ibadet) kıldık: o halde, (ön ayaklarından biri bağlanıp) sıra sıra diz çöktürülen hayvanları kurban ederken Allah'ın ismini anın; nihayet onların yanı yere gelince artık ondan siz de yiyin, ihtiyacını belli eden ya da etmeyen herkese de yedirin: Bu böyledir; zira Biz onları sizin yararınıza amade kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem o bedeneler, o güvdeli hayvanlar var a biz onları Allah şeairinden kıldık, sizin için onlarda hayır vardır, binaenaleyh ön ayaklarının biri bağlı olarak bir düzüye üzerlerine Allahın ismini anın, yanları yere yaslandığı vakıt da onlardan yiyin, kanaatliye ve istiyene ıt'am da edin, o böyle onları size müsahhar kıldı ki şükr edesiniz
Diyanet İşleri
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
Mehmet Okuyan
Biz büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın sembollerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar sıra sıra (dururken) üzerlerine Allah'ın ismini hatırlayın (ve kurban edin)! Yan üstü yere düştüklerinde (öldüklerinde) onlardan hem kendiniz yiyin hem de kanaatkâr olana ve fakirlere yedirin! İşte şükredesiniz diye bunları sizin hizmetinize verdik.
Suat Yıldırım
Biz kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin hakkınızda Allah'ın dininin şeairinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere saf halinde dururken onları kestiğiniz zaman Allah'ın adını anın. Yanı üstü yere yıkılınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat gösterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin! İşte böylece onları size amade kıldık ki şükredesiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gövdeli hayvanlar var ya, Biz onları da Allah için kesilen kurbanlıklar arasında kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır; bu yüzden ön ayaklarının biri bağlı olarak bir dizi halinde dururlarken üzerlerine Allah'ın adını anın (öyle boğazlayın). Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. O böylece onları sizin emrinize verdi ki, şükredesiniz.
Muhammed Esed
Hayvanların kurban edilmesine gelince, Biz bunu sizin için Allah tarafından konulmuş simgelerden biri olarak öngördük ki bunda sizin için (nice) yararlar vardır. Öyleyse artık, (kurban edilmek üzere) sıraya dizildiklerinde onların üzerinde Allah'ın ismini anın; ve cansız olarak yere serildiklerinde onların etinden kendiniz de yiyin; kendi nasibiyle yetinip istemeyen kimseyi de, istemek zorunda kalan kimseyi de (onunla) doyurun. Biz, işte bu amaçla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki şükredesiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz o büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın kutsallık nişanları arasına koyduk. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmış halde ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah'ın ismini anın. Yanları yere yaslandığı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz.
Süleymaniye Vakfı
Sizin için de (en'amın) bedence gelişimini tamamlamış olanlarını[1] Allah'a kulluğun simgelerinden[2] yaptık. Onların size yararları vardır. Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah'ın adını anarak kesin! Yanları yere yapıştığı zaman onlardan yiyin, istemeyene de isteyene de yedirin! Şükredesiniz /görevlerinizi yerine getiresiniz diye onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik.
Dipnot 1
"Bedence gelişmiş" diye tercüme ettiğimiz kelime "el-büdn (الْبُدْنَ)'dür. Büdn, "bedene"nin çoğuludur; vücutça gelişimini tamamlamış demektir. (el-Ayn ve Cevheri, es-Sıhah) Nebimiz onu "müsinn" (المسن) sözüyle açıklamış ve "Müsinn olandan başkasını kesmeyin. Size güç gelirse koyunun cezaa olanını kesersiniz." (Müslim, Edahi, 2-13/1963) demiştir. Müsinn; süt dişleri düşmüş hayvan diye tanımlanır. (Lisan'ul-Arab) Bu yaşa gelmemiş olanına 'cezaa' denir. Koyun ve keçinin bir yaşını, sığırın iki yaşını, devenin de dört yaşını bitirmiş olması şartı, bu ayetten ve Nebimizin, bu ayetteki hükmü açıklayan hadisinden dolayıdır.
Dipnot 2
Maide 5/2, Hac 22/32
Süleyman Ateş
Biz o kurbanlık develeri de size Allah'ın (dininin) işaretlerinden yaptık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar ön ayaklarını sıra halinde yere basmış durumda iken üzerlerine Allah'ın adını anın (da boğazlayın) yanları yere düş(üp canları çık)ınca da onlardan yeyin, kanaat eden(fakir)e de; isteyen(fakir)e de yedirin. Allah o(kocaman hayva)nları, size boyun eğdirdi ki şükredesiniz.

Benzer Ayetler

Nur 24:32
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ
Ve içinizden bekar olanları, erkek ve kadın esirlerinizden (evliliğe) elverişli olanları evlendirin! Yoksul da olsalar, Allah onları lutfuyla destekleyecektir: zira Allah (lutfunda) sınırsızdır, (kime ne kadar vereceğini) çok iyi bilir.
Zariyat 51:19
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ
servetlerinde, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.
Kalem 68:23
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَۙ
Derken yola koyuldular... Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Kalem 68:24
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
اَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْك۪ينٌ
"Bugün hiçbir yoksulun yanınıza sokulmaması gerekiyor!"
Kalem 68:25
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ
Sabah erkenden, güçleri her şeye yetermiş havasıyla yola koyuldular.
Hâkka 69:34
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ
Yoksulu doyurmak için hiçbir çaba harcamadı.
Mearic 70:25
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...
Müddessir 74:44
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ
hem de yoksulları doyurmazdık;
İnsan 76:8
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً
ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler;
Fecr 89:18
Skor: 13
Ortak tag: 1 | Tag overlap: 100%
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,