Fussilet 41:48
Cüz: 25 | Sayfa: 481
وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَدْعُونَ مِنْ قَبْلُ وَظَنُّوا مَا لَهُمْ مِنْ مَح۪يصٍ
Ve dalle anhum ma kanu yed'une min kablu ve zannu ma lehum min mahis.
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Artık onların daha önceden yalvarıp yakardıkları şeyler kendilerini yalnız bırakmıştır: kendileri için kaçacak bir yer olmadığına iyice kanaat getirirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan gayb olup gitmişler ve onlar kendilerine hiçbir kaçamak kalmadığını anlamışlardır.
Diyanet İşleri
Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
Mehmet Okuyan
(Böylece dünyada) yalvarıp durdukları (şeyler) onlardan uzaklaşmış,[1] kendileri için kaçacak hiçbir yer olmadığını da anlamış (olacak)lardır.[2]
Dipnot 1
Benzer mesajlar: En‘âm 6:94; A‘râf 7:37; Hûd 11:21; Nahl 16:87; Kasas 28:75; Mü'min 40:74.
Dipnot 2
Buradaki [zannû] fiili "sanmak" değil, mahşerde gerçeklerle karşılaşıldığı için "bilmek, anlamak" anlamına alınmalıdır.
Suat Yıldırım
Böylece daha önce ibadet ettikleri putlar kendilerini terk eder, müşrikler de kaçacak yer kalmadığını anlarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan kaybolup gitmişler ve onlar kendileri için kaçacak bir yer kalmadığını anlamışlardır.
Muhammed Esed
Böylece, onların önceden yalvarıp durdukları bütün güçler, kendilerini terk etmiş olacak ve kendileri için bir kaçış imkanı olmadığını kesinlikle öğreneceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Daha önce yakarıp durdukları, onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur. Kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Süleymaniye Vakfı
Daha önce yardıma çağırdıkları kaybolup gitmiş ve kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır[1].
Dipnot 1
En'am 6/22-24, A'raf 7/37, Yunus 10/28-30, Kehf 18/52-53, Kasas 28/62-64, Mü'min 40/73-74.
Süleyman Ateş
Önceden yalvarıp durdukları şeyler, onlardan sapıp gitmiş ve onlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.