Fecr 89:19
Cüz: 30 | Sayfa: 593
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ
Ve te'kulunet turase eklen lemma.
#miras
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Emeksiz kazancı haram-helal demeden açgözlülükle boğazınıza geçiriyorsunuz,
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki mirası öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki
Diyanet İşleri
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden) yiyorsunuz.
Suat Yıldırım
Mirasları helal haram demeden ne gelse yersiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki!
Muhammed Esed
(başkalarının) mirasını açgözlülükle yiyip bitiriyorsunuz,
Yaşar Nuri Öztürk
Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Mirası,[1] (Allah'ın emirlerini gözetmeden)[2] toplayıp yiyorsunuz.
Dipnot 1
Miras, soy bağı veya başka sebeplerle elde edilen şeydir (Mekayis). Nitekim Firavun ve hanedanından İsrailoğullarına kalan mala mülke de miras denmiştir (A'raf 7/137, Şuara 26/57-59, Duhan 44/25-28). Bu sebeple burada sözü edilen miras, hem yakınlardan kalan hem de önceki toplumlardan kalan mal mülktür.
Dipnot 2
Mirasın mirasçılar arasında Allah'ın emrettiği şekilde bölüştürülmesi farzdır (Bakara 2/180, Nisa 4/11-12, 33, 176).
Süleyman Ateş
Mirası hırsla yutuyorsunuz.
Benzer Ayetler
Yunus
10:14
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
Daha sonra ise, öncekilerin peşinden sizi (helak olanların yaşadığı) yerlere mirasçı kıldık ki, nasıl davranacağınızı görüp gözetleyelim.
Duhan
44:28
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ
işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.
Kasas
28:58
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَع۪يشَتَهَاۚ فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ اِلَّا قَل۪يلاًۜ وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِث۪ينَ
Ama Biz, refahın şımartıp azgınlaştırdığı nice ülkeyi helak etmişiz. Bakın, işte onların yaşadıkları mekanlar! Pek azı dışında arkalarından oralara bir daha yerleşen olmadı: ve zaten her şeyin ebedi varisi sadece Biziz.
Yasin
36:50
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟
her şey o kadar ani olacak ki; ne vasiyet edebilecekler, ne de yakınlarına dönebilecekler.
Meryem
19:63
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِياًّ
Sorumluluk bilincine ermiş olanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.
Neml
27:16
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫ت۪ينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُب۪ينُ
Ve Süleyman Davud'a varis oldu; ve "Ey insanlar!" diye seslendi, "Bize kuşların mantığı öğretildi; ve bize bu alanda (gerekli olan) her şey bahşedildi; elbet bu, işte budur Allah'ın apaçık lütfu.
Müminun
23:10
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ
İşte onlar, (mutluluk yurduna) varis olacak kimselerdir:
Zuhruf
43:72
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
İşte, yapa geldikleriniz sayesinde maliki olduğunuz cennet böyledir:
Ahzab
33:27
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
وَاَوْرَثَكُمْ اَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ وَاَرْضاً لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً۟
Böylece O sizi onların arazilerine, yurtlarına ve mallarına mirasçı kıldı; dahası ayak basmadığınız bir nice toprağı da (vaad etti): zira Allah her şeye kadirdir.
Enfal
8:72
Skor: 21
Tag: 1 | Güçlü: miras
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
İmanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince: işte bunlar birbirlerinin (gerçek) dostudurlar. Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç edinceye kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez. Şu var ki, eğer dini baskıya karşı sizden yardım isterlerse, bu durumda size düşen yardım etmektir; yeter ki kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın: çünkü Allah yaptıklarınızın tümünü görmektedir.