Nisa 4:148
Cüz: 6 | Sayfa: 101
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعاً عَل۪يماً
La yuhibbullahul cehra bis sui minel kavli illa men zulim. Ve kanallahu semian alima.
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Allah, bir kötülüğün -ondan zarar gören hariç- açıkça söylenmesini sevmez; zira Allah her şeyi duyar, her şeyi bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah fena sözün açıklanmasını sevmez, mazlum olan başka, Allah semi', basir bulunuyor
Diyanet İşleri
Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Mehmet Okuyan
Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; haksızlığa uğrayan(ın sözü) hariç![1]Allah duyandır, bilendir.
Dipnot 1
Bu ayet haksızlığa uğratılanların verebileceği bazı tepkileri içerir. En‘âm 6:108 gereği, hiçbir şekilde sövgü serbestisi söz konusu değildir.
Suat Yıldırım
Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve görür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah, çirkin sözün açıklanmasını sevmez; ancak söyleyen haksızlığa uğramışsa başka. Allah, herşeyi işiten, hakkıyla bilendir.
Muhammed Esed
Allah, bir kötülüğün, (ondan) zarar gören tarafından söylenmesi dışında, açıkça dile getirilmesini sevmez. Allah gerçekten her şeyi duyan, her şeyi bilendir;
Yaşar Nuri Öztürk
Allah çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Zulme uğratılan kişi müstesna. Allah Semi'dir, Alim'dir.
Süleymaniye Vakfı
Allah, kötü sözün açıkça dile getirilmesinden hoşlanmaz; haksızlığa uğramış olan söylerse başka[1]. Allah dinler ve bilir.
Dipnot 1
Haksızlığa uğrayan kişi, maruz kaldığı haksızlığı dile getirebilir. Ayete göre o kişi, yapılan haksızlığı açığa vurma dışında bir hakka sahip değildir. Dolayısıyla kendisi de karşı tarafa kötü söz söyleyemez ve haksız davranışta bulunamaz. (Şura 42/40-41)
Süleyman Ateş
Allah, kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez. Doğrusu Allah, işitendir, bilendir.