SQ SemanticQuran

Bakara 2:2

Cüz: 1 | Sayfa: 1
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Zalikel kitabu la reybe fih, huden lil muttekin.

Mealler

Mustafa İslamoğlu
İşte kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan bu ilahi kelam, takva sahipleri için bir hidayet rehberidir;
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o kitap, bunda şüphe yok, ayni hidayet, korunacaklar için
Diyanet İşleri
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
Mehmet Okuyan
O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. Muttakîler[1] (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir.
Dipnot 1
Kök itibariyle [v-k-y] kökünden gelen ve "geçişli" fiil olarak "korumak" anlamına gelen [vekâ] kelimesi, [ittekâ] şeklinde beş harfli kalıpta "geçişsiz" fiil olarak "korunmak", "sorumluluğunu bilmek", "sorumlu davranmak", "hassas ve bilinçli olmak" demektir. Buradan hareketle [et-takvâ/takvâ] kelimesi de "korunmak", "sorumlu davranmak", "duyarlı olmak" gibi anlamlar içermektedir. "Korunmak" anlamındaki [takvâ] kelimesi, "kötülüklerden korunabilme özelliği"dir. Kelimenin bütün bu anlam alanını içine alacak şekilde düşünürsek [takvâ]yı "duyarlı olmak", [muttakî]yi de "duyarlı kişi" olarak tercüme edebiliriz. Şems 91:8'de de ifade edildiği gibi, [takvâ] bir taraftan [fücûr] denen kötülüklere karşı insanın korunabilmesini ifade etmekte, diğer taraftan iyilik yapabilmenin insandaki potansiyelini harekete geçirmeye işaret etmektedir.
Suat Yıldırım
İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakilere!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o Kitap, bunda şüphe yok; korunacaklar için hidayetin ta kendisi.
Muhammed Esed
Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilahi kelam Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber (olarak indirilmiş)tir,
Yaşar Nuri Öztürk
İşte sana o Kitap! Kuşku,çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.
Süleymaniye Vakfı
İşte (beklenen) o Kitap![1] Onda hiçbir şüphe yoktur.[2] Müttakiler[3] /yanlışlardan sakınanlar için bir rehberdir.[4]
Dipnot 1
el-kitab (ٱلْكِتَٰابُ), "o kitap" anlamındadır. Her nebiye kitap verilmiştir (Al-i İmran 3/81-82). Kur'an, Allah'ın, beklenen son kitabıdır (Bakara 2/40-41, 89,101, Şuara 26/196). Herkesin, önceki kitaplarla birlikte bu kitaba da inanma görevi vardır (Bakara 2/136-137, Al-i İmran 3/84-85. Nisa 4/47, A'raf 7/157).
Dipnot 2
Bakara 2/23, Yunus 10/37-38, Secde 32/1-2.
Dipnot 3
Müttaki, kendini koruyandır (Lisan'ül-Arab). Allah'ın dini fıtrat, tabiatta ve insanın hem fiziksel hem ruhsal yapısında geçerli kanun ve kurallar bütünü olduğu için (Rum 30/30) müttaki, fıtratını koruyan, yanlış yapmaktan sakınan kişidir. O, herhangi bir varlığı Allah'a denk tutmaz (Nisa 4/48, 116-121). Fıtratını koruyaan biri, Kur'an ile karşılaşınca onu kendine rehber edinir. Daima dürüst ve erdemli olmaya ve her türlü yanlıştan sakınmaya çalışır (Bakara 2/177, Zümer 39/32-33). Yalnızca şirk koşmaktan sakınmış kişiyi de Allah, bu yönüyle müttaki sayar. Günahı sevabından çok olursa cezasını çekmek üzere cehenneme sevk edilir ama cezasını çektikten sonra Allah onu, cehennemden kurtarır (Meryem 19/68-72, 86-87).
Dipnot 4
Rehber diye çevirdiğimiz "hüda" kelimesi, hidayet kökündendir. Hidayet, nazikçe yol göstermektir (Müfredat). A'raf 7/52; Yunus 10/57; Nahl 16/64, 89, 102; Neml 27/12, 76-77; Lokman 31/1-3.
Süleyman Ateş
İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.