SQ SemanticQuran

Araf 7:205

Cüz: 9 | Sayfa: 175
وَاذْكُرْ رَبَّكَ ف۪ي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخ۪يفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِل۪ينَ
Vezkur rabbeke fi nefsike tedarruan ve hifeten ve dunel cehri minel kavli bil guduvvi vel asali ve la tekun minel gafilin.
#rab

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Ve Rabbini, özbenliğinde, alçakgönüllülükle ve O'ndan sakınarak, sesini yükseltmeksizin gündüz gece an ve sakın kendine yabancılaşanlardan olma!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem de sabahleyin ve akşamları içinden tazarru' ile gizlice ve cehrin madunu sesle rabbını zikret de gafillerden olma
Diyanet İşleri
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
Mehmet Okuyan
İçinden yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam (gündüz gece) Rabbini an[1] ve habersizmiş gibi davrananlardan olma![2]
Dipnot 1
Benzer mesajlar: En‘âm 6:63; A‘râf 7:55-56.
Dipnot 2
Benzer mesaj bkz. İsrâ 17:110.
Suat Yıldırım
Sabah ve akşam Rabbini, içinden yalvararak, ürpererek ve yüksek olmayan, kendin işitebileceğin bir sesle zikret, gafillerden olma!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sabah ve akşamları içinden yalvararak, gizlice ve kendin işitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma!
Muhammed Esed
Ve sen, (ey Peygamber), gönül alçaltarak, korku ve duyarlık içinde, sesini yükseltmeden sabah akşam Rabbini an ve sakın umursamaz kimselerden olma.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbini, öz benliğinin içinde yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.
Süleymaniye Vakfı
Öğle ve ikindide[1], içten içe yalvararak, korku içinde, yüksek olmayan bir sesle[2] Rabbini zikret[3]. Sakın (ayetlere) ilgisiz davrananlardan olma!"
Dipnot 1
Öğle ve ikindi namazlarında kıraatin yüksek sesle olmamasının delili bu ayettir. Ayetteki "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" ve "el-asal (الْآَصَالِ)" kelimeleri öğle ve ikindi vakitlerini ifade eder. Başka bir ayette Allah Teala bu kelimeleri şöyle açıklamıştır: "Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de el-ğuduvv ve el-asal vakitlerinde ister istemez sadece Allah'a secde ederler." (Ra'd 13/15)<br /> Ayette işaret edilen iki vakitte gölgelerin secde ettiğinin bildirilmiş olması, bu iki vaktin, güneşin bulunduğu zaman dilimleri olduğunu göstermektedir. Zira Allah Teala, güneşi gölgenin göstergesi yaptığını belirtmiştir: "Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Eğer farklı bir kural koysaydı onu hareketsiz /sabit kılardı. Biz güneşi gölgenin göstergesi kıldık." (Furkan 25/45)<br /> Dolayısıyla ğuduvv ve asal, güneş ışıklarının bulunduğu gündüz vakitleridir. Gündüz kılınan farz namazlar da öğle ve ikindi namazlarıdır. Ayete sabah-akşam değil de öğle-ikindi şeklinde mana vermemiz bundandır. Bu vakitlerle ilgili olarak başka ayetler de vardır:<br /> "(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Oralarda, "el-ğuduvv " ve el-asal" vakitlerinde Onun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki ne ticaret ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekatı vermekten alıkoyar. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler." (Nur 24/36-37)<br /> Bu ayete göre "el-ğuduvv" ve "el-asal", pazarların kurulup alışverişin kızıştığı zaman dilimlerini gösterir. Cuma namazının farziyetini bildiren aşağıdaki ayet de cumanın vaktinin alışverişin kızıştığı vakitte yani öğle vakti olduğuna işaret etmektedir. Çünkü pazarlar kurulduktan sonra alışverişin kızıştığı vakitlerin başlangıcı "genelde" öğle vaktine denk gelir. Ayet şöyledir:<br /> "Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun, alım satımı bırakın. Bilseniz bu sizin için daha iyidir." (Cuma 62/9).<br /> "El-ğuduvv" ile aynı kökten gelen "el-ğada (غَدَاءَ)" kelimesi de bunun bir başka delilidir. İlgili ayet şöyledir: "(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına "Öğle yemeğimizi (غَدَاءَنَا) getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi." dedi." (Kehf 18/62)<br /> Bu ayete göre "ğada (غَدَاءَ)" kelimesi, sabah kalkıp yorulana kadar yol yürüdükten sonra yenilen yemeğe denir. Bir kişinin gece dinlendikten sonra sabah kalkıp yorulana kadar yürümesi yaklaşık olarak öğle vaktine denk gelir. "Ğada" kelimesinin öğle vakti olduğunun başka bir delili de "el-asal" kelimesidir. Çünkü bu kelimenin müfredi/tekili olan "asil (أَصِيلً)" Kur'an-ı Kerim'de "bükraten (بُكْرَةً)" kelimesinin zıddı olarak gelmektedir (Furkan 25/5, Ahzab 33/42, Fetih 48/9, İnsan 76/25). "Bükraten (بُكْرَةً)" kelimesi, güneş ışıklarının yayılmaya başlamasından öğlene kadar olan zaman dilimini ifade eder. Buna göre "asil (أَصِيلً)", güneş ışıklarının zayıflamasıyla güneşin batışı arasındaki zamanı gösterir ki bu ikindi namazının vaktidir. "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" vakti "asil (أَصِيلً)" vaktinden önce olduğuna ve "asil (أَصِيلً)" de ikindi manasına geldiğine göre ayetlerdeki "el-ğuduvv (الْغُدُوِّ)" öğle vaktini gösterir.
Dipnot 2
Bu ayetteki "öğle ve ikindi" ifadeleri, Allah'ı anmanın (zikir) ve bir önceki ayetteki Kur'an okumanın (kıraat) namazda olan ameller olduğunu gösterir. Buna göre, gündüz kılınan öğle ve ikindi namazlarında kıraat yüksek sesle olmaz, gece namazlarının (akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatı ve sabah namazı) kıraati sesli olur. Cemaatle namaz kılınırken sabah namazında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatlarında -ki buna Cuma ve bayram namazlarının iki rekatı da dahildir- imam açıktan okurken cemaat susup imamı dinlemeli; imamın sessiz okuduğu diğer namazlarda (öğle ve ikindi namazlarının bütün rekatlarında, akşamın üçüncü, yatsının üç ve dördüncü rekatlarında) ve imamın sesinin duyulmadığı durumlarda ise cemaat de içinden kıraatte bulunmalıdır (A'raf 7/204).
Dipnot 3
Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28) Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
Süleyman Ateş
Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma!