SemanticQuran

Ayetler

Temizle
Toplam sonuç: 6236

Maun 107:4

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ
Fe veylun lil musallin.
Mustafa İslamoğlu
İşbu yüzden, olmaz olsun (böyle) ibadet edenler!
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat veyl o namaz kılanlara ki
Diyanet İşleri
Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Mehmet Okuyan
Yazıklar olsun o salât (ibadet) edenlere.[1]
Suat Yıldırım
Vay haline şöyle namaz kılanların:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat veyl o namaz kılanlara ki,
Muhammed Esed
Yazıklar olsun şu namaz kılıp duranlara,
Yaşar Nuri Öztürk
Vay haline o namaz kılanların ki,
Süleymaniye Vakfı
(Müslüman görünmek için) kulluk görevlerini de yapan o kimselerin vay haline ki
Süleyman Ateş
Şu namaz kılanların vay haline,

Maun 107:5

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz #zekat
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ
Ellezine hum an salatihim sahun.
Mustafa İslamoğlu
Bu gibiler, ibadetin hakiki amacından gafil görünmektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Namazlarından yanılmaktadırlar
Diyanet İşleri
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Mehmet Okuyan
Ki onlar (yaptıklarını sandığı) salâtlarından (ibadetlerinden) habersizdir.
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
namazlarında yanılmaktadırlar.
Muhammed Esed
onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır,
Yaşar Nuri Öztürk
Namazlarından gaflet içindedir onlar!
Süleymaniye Vakfı
onlar kulluk görevlerini önemsemeyenlerdir.
Süleyman Ateş
Ki, onlar namazlarından gaflet ederler (kıldıkları namazın değerini bilmez, ona önem vermezler).

Maun 107:6

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz #zekat
اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ
Ellezine hum yuraun.
Mustafa İslamoğlu
Bunlar öyle kimseler ki, (ibadeti) gösteriye dönüştürürler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki mürailik ederler
Diyanet İşleri
Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
Mehmet Okuyan
Onlar gösteriş yaparlar.[1]
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, gösteriş yaparlar.
Muhammed Esed
onlar ki niyetleri yalnızca görülüp takdir edilmektir,
Yaşar Nuri Öztürk
Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar gösteriş yaparlar.[1]
Süleyman Ateş
Onlar gösteriş (için ibadet) yaparlar.

Maun 107:7

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz #zekat
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ve yemneunel maun.
Mustafa İslamoğlu
ama en küçük yardımı bile esirgerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yardımlığı sakınır (zekatı vermezler)
Diyanet İşleri
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Mehmet Okuyan
(En ufak) yardıma (bile) engel olurlar.
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve yardımlığı sakınır (zekatı yemezler).
Muhammed Esed
ve üstelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler!
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekata/iyiliğe engel olurlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, ufak tefek şeyleri bile (başkalarından) esirgerler.[1]
Süleyman Ateş
En ufak bir yardımı esirgerler.

Kevser 108:1

Cüz: 30 | Sayfa: 602
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْـكَوْثَرَۜ
İnna a'taynakel kevser.
Mustafa İslamoğlu
Gerçek şu ki, Biziz sana her hayrı cömertçe bahşeden:
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz verdik sana hakikatte kevser
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki sana Kevser'i (bol nimet) verdik.
Suat Yıldırım
Biz gerçekten sana verdik kevser.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.
Muhammed Esed
Bak, Biz sana bol nimet verdik:
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.
Süleymaniye Vakfı
Biz sana çok hayırlı olanı (Kur'an'ı) verdik.[1]
Süleyman Ateş
Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.

Kevser 108:2

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz #rab
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Fe salli li rabbike venhar.
Mustafa İslamoğlu
O halde namazı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban kesiver
Diyanet İşleri
O halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
Mehmet Okuyan
Rabbin için salât (ibadet) et[1] ve kurban kes!
Suat Yıldırım
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
Muhammed Esed
o halde (yalnız) Rabbine ibadet et ve (yalnız O'nun adına) kurban kes.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, sen de Rabbin için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse kulluk görevlerini yalnızca Rabbin için yap[1] ve dik dur![2]
Süleyman Ateş
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al).

Kevser 108:3

Cüz: 30 | Sayfa: 602
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
İnne şanieke huvel ebter.
Mustafa İslamoğlu
Bir başka gerçek de şu ki; (hayırdan) tamamen kesilip kopmuştur senden nefret eden.
Elmalılı Hamdi Yazır
doğrusu sana buğz edendir ebter.
Diyanet İşleri
Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki asıl (hayırdan yana) soyu kesik olan, sana kin duyandır.
Suat Yıldırım
Doğrusu, seni kötüleyendir ebter!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan!
Muhammed Esed
Şu gerçek ki, senden nefret eden, (her türlü iyilik ve güzellikten) kesilmektedir!
Yaşar Nuri Öztürk
Kuşkun olmasın ki ebter/soyu kesik, seni kötüleyenin ta kendisidir!
Süleymaniye Vakfı
Senden nefret eden, hiçbir sonuç elde edemeyecek olandır.[1]
Süleyman Ateş
Asıl sonu kesik olan, sana buğzedendir.

Kafirun 109:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
#inkar
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْـكَافِرُونَۙ
Kul ya eyyuhel kafirun.
Mustafa İslamoğlu
Deki: Siz, ey kafirler!
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Ey kafirler!
Diyanet İşleri
De ki: "Ey Kafirler!"
Mehmet Okuyan
De ki: "Ey kâfirler!
Suat Yıldırım
De ki: Ey kafirler!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Ey kafirler,
Muhammed Esed
De ki: "Siz ey hakikati inkar edenler!
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ey nankör kafirler!
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Ey kafirler /ayetleri görmezlikte direnenler![1]
Süleyman Ateş
De ki: Ey nankörler,

Kafirun 109:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ
La a'budu ma ta'budun.
Mustafa İslamoğlu
Asla kul olacak değilim sizin kul olduğunuz şeylere,
Elmalılı Hamdi Yazır
Tapmam o tapdıklarınıza
Diyanet İşleri
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem."
Mehmet Okuyan
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmıyorum.
Suat Yıldırım
Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
tapmam o taptıklarınıza!
Muhammed Esed
Ben tapmam sizin taptığınıza,
Yaşar Nuri Öztürk
Kulluk etmem sizin kulluk ettiğinize.
Süleymaniye Vakfı
Ben, sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem![1]
Süleyman Ateş
Ben sizin yaptığınız ibadeti yapmam;

Kafirun 109:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
Ve la entum abidune ma a'bud.
Mustafa İslamoğlu
siz de benim kul olduğuma kulluk edecek değilsiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz de tapanlardan değilsiniz benim ma'buduma
Diyanet İşleri
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
Mehmet Okuyan
Siz de benim tapmakta olduğuma tapmıyorsunuz.
Suat Yıldırım
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
Muhammed Esed
siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
Süleymaniye Vakfı
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk eden kimseler değilsiniz![1]
Süleyman Ateş
Siz de benim yaptığım ibadeti yapmazsınız.

Kafirun 109:4

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
Ve la ene abidun ma abedtum.
Mustafa İslamoğlu
Zaten ben asla kulluk etmedim sizin geçmişte kul olduklarınıza,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza
Diyanet İşleri
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim."
Mehmet Okuyan
(Zaten) ben sizin tapmış olduklarınıza tapmıyordum.[1]
Suat Yıldırım
Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
Muhammed Esed
Ve ben tapmayacağım (asla) sizin tapıp durduğunuza,
Yaşar Nuri Öztürk
Kul değilim sizin taptığınıza,
Süleymaniye Vakfı
Ben, sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek biri değilim![1]
Süleyman Ateş
Ben asla sizin yapmakta olduğunuz ibadeti yapıcı değilim.

Kafirun 109:5

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
Ve la entum abidune ma a'bud.
Mustafa İslamoğlu
siz de benim kul olduğuma kulluk etmezsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem de siz tapıcılardan değilsiniz benim ma'buduma
Diyanet İşleri
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
Mehmet Okuyan
Siz de benim taptığıma tapmıyordunuz.
Suat Yıldırım
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
Muhammed Esed
siz de (hiç) tapmayacaksınız benim taptığıma.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime.
Süleymaniye Vakfı
Zaten siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek kimseler değilsiniz![1]
Süleyman Ateş
Siz de benim yapmakta olduğum ibadeti yapıcı değilsiniz.

Kafirun 109:6

Cüz: 30 | Sayfa: 603
لَـكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
Lekum dinukum ve liye din.
Mustafa İslamoğlu
Sizin dininiz size, benim dinim bana!
Elmalılı Hamdi Yazır
Size dininiz, bana dinim
Diyanet İşleri
"Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
Mehmet Okuyan
Sizin dininiz size, benim dinim banadır![1]
Suat Yıldırım
O halde sizin dininiz size, benim dinim bana.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)!
Muhammed Esed
Sizin dininiz size, benimki bana!"
Yaşar Nuri Öztürk
Sizin dininiz size, benim dinim bana!"
Süleymaniye Vakfı
Sizin dininiz size, benim dinim de bana!"[1]
Süleyman Ateş
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Nasr 110:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
Dua / yöneliş
#şükür #tevbe #rab #bağışlama
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ
İza cae nasrullahi vel feth.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ın zafer garantili yardımı ve Fetih geldiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Gelip de Allahın nusreti ve feth
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
Suat Yıldırım
Allah'ın yardım ve zaferi geldiği zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
Muhammed Esed
Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
Süleymaniye Vakfı
(Ey Muhammed!) Allah'ın yardımı gelip o fetih (Mekke'nin fethi) gerçekleştiğinde[1]
Süleyman Ateş
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği,

Nasr 110:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
Dua / yöneliş
#şükür #tevbe #rab #bağışlama
وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاًۙ
Ve reeyten nase yedhulune fi dinillahi efvaca.
Mustafa İslamoğlu
ve insanların kitleler halinde Allah'ın dinine gireceklerini gördüğünde, (senin görevin de tamamlandı demektir):
Elmalılı Hamdi Yazır
Gördüğün vakıt nası girerlerken Allah dinine fevca fevc
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
İnsanların Allah'ın dinine akın akın girdiğini gördüğünde,
Suat Yıldırım
Ve insanların kafile kafile Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde.
Muhammed Esed
ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve insanları kitleler halinde Allah'ın dinine girerken gördüğünde,
Süleymaniye Vakfı
ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,
Süleyman Ateş
Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,

Nasr 110:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
Dua / yöneliş
#şükür #tevbe #rab #bağışlama
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirh, innehu kane tevvaba.
Mustafa İslamoğlu
Artık durma, tesbih et Rabbini hamd ile birlikte ve O'ndan mağfiret dile; zira O'dur tüm içten tevbeleri kabul eden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık tesbih et Rabbına hamdiyle ve mağfiretini dile, muhakkak ki o bir tevvab bulunuyor
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt) ve O'ndan bağışlanma dile.[1] Şüphesiz ki O, tevbeleri çok kabul edendir.
Suat Yıldırım
Rabbine hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile.Çünkü O tevvabdır, tövbeleri çok kabul eder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!
Muhammed Esed
Rabbinin sınırsız şanını yücelt, O'na hamdet ve O'ndan mağfiret dile çünkü O, her zaman tevbeleri kabul edendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Tespih et Rabbini O'na hamt ile! Ve O'ndan af dile! Çünkü O, Tevvab'dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde
Süleymaniye Vakfı
her şeyi mükemmel yapmasından dolayı Rabbini tesbih et /ona boyun eğ ve ondan bağışlanma dile![1] Çünkü o, tövbeleri /dönüşleri kabul edendir.[2]
Süleyman Ateş
Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeyi kabul edendir.

Tebbet 111:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ
Tebbet yeda ebi lehebin ve tebb.
Mustafa İslamoğlu
Kahrolsun Ebu Leheb'in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Yuh oldu iki eli Ebu Lehebin, kendi de yuh
Diyanet İşleri
Ebu Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.
Mehmet Okuyan
Ebu Leheb'in[1] iki eli (malı ve kazancı) kurusun (kahrolsun), kendisi de!
Suat Yıldırım
Kurusun Ebu Leheb'in elleri. Zaten de kurudu!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ebu Leheb'in iki eline yuh oldu, kendine de yuh
Muhammed Esed
Kahrolsun o parlak yüzlünün iki eli ve kahrolsun kendisi!
Yaşar Nuri Öztürk
Elleri kurusun Ebru Leheb'in; zaten kurudu ya!
Süleymaniye Vakfı
Ebu Leheb'in[1] iki eli kurudu![2] Zaten kendisi de kuruyup yok oldu.
Süleyman Ateş
Ebu Leheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.

Tebbet 111:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Ma agna anhu maluhu ve ma keseb.
Mustafa İslamoğlu
Malı da kazancı da ona hiçbir yarar sağlamayacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne malı faide verdi ona ne kazandığı
Diyanet İşleri
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Mehmet Okuyan
Malı da kazancı da ona yarar sağlamadı.
Suat Yıldırım
Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Muhammed Esed
Ne faydası olacak servetinin ve kazancının?
Yaşar Nuri Öztürk
Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı.
Süleymaniye Vakfı
Malı da işine yaramadı kazandıkları da![1]
Süleyman Ateş
Ne malı, ne de kazandığı onu (Allah'ın kahrından) kurtaramadı.

Tebbet 111:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
Ahiret
#cehennem
سَيَصْلٰى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍۚ
Se yasla naren zate leheb.
Mustafa İslamoğlu
Zamanı gelince tarifsiz bir alevli ateşe (yakıt) olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
O bir alevli ateşe yaslanacak
Diyanet İşleri
O, bir alevli ateşe girecektir.
Mehmet Okuyan
(3, 4, 5) O ve odun taşıyıcı(sı olarak) hanımı boynunda hurma lifinden bükülmüş bir iple alevli bir ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
O, alev alev yükselen ateşe girecek,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, bir alevli ateşe yaslanacak.
Muhammed Esed
(Öteki dünyada) şiddetle parlayan bir ateşe atılacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Alevli bir ateşe yaslanacaktır o;
Süleymaniye Vakfı
O, harlı bir ateşe girip kalacak.
Süleyman Ateş
Alevli bir ateşe girecektir (o).

Tebbet 111:4

Cüz: 30 | Sayfa: 603
Ahiret
#cehennem
وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ
Vemreetuh, hammaletel hatab.
Mustafa İslamoğlu
Karısı da (onun ateşine) odun hamallığı yapacak,
Elmalılı Hamdi Yazır
karısı da, odun hammalı olarak
Diyanet İşleri
(4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
Mehmet Okuyan
(3, 4, 5) O ve odun taşıyıcı(sı olarak) hanımı boynunda hurma lifinden bükülmüş bir iple alevli bir ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
(4-5) Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak, o ateşe odun taşıyacak.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karısı da odun hamalı olacak!
Muhammed Esed
iğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan karısı ile birlikte,
Yaşar Nuri Öztürk
Karısı da, odun hamalı olarak.
Süleymaniye Vakfı
Karısı da (onun ateşine) odun taşıyıcı olarak,
Süleyman Ateş
Karısı da, odun hamalı olarak.