Ayetler
Toplam sonuç: 6236
Fatiha 1:1
Cüz: 1 | Sayfa: 0
#rahmet
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Bismillahir rahmanir rahim.
Mustafa İslamoğlu
Rahman rahim Allah'ın adıyla
Elmalılı Hamdi Yazır
Rahman, Rahim Allahın ismiyle
Diyanet İşleri
Bismillahirrahmanirrahim.
Mehmet Okuyan
Rahmân, Rahîm[1] olan Allah'ın adıyla.[2]
Suat Yıldırım
Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Muhammed Esed
RAHMAN, RAHİM ALLAH ADINA
Yaşar Nuri Öztürk
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...
Süleymaniye Vakfı
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah'ın adıyla...[1]
Süleyman Ateş
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla
Fatiha 1:2
Cüz: 1 | Sayfa: 0
Ahiret
#rahmet
#şükür
#ahiret
#rab
#hesap
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
El hamdu lillahi rabbil alemin .
Mustafa İslamoğlu
Hamd, bütün alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hamd, o rabbialemin,
Diyanet İşleri
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Mehmet Okuyan
(2, 3, 4) Hamd[1] (övgü); Rahmân, Rahîm, hesap gününün sahibi, âlemlerin de Rabbi[2] olan Allah içindir.
Suat Yıldırım
Bütün hamdler, övgüler alemlerin Rabbi Allah'adır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hamd o alemlerin Rabbi,
Muhammed Esed
Her türlü övgü yalnızca Allah'a özgüdür, bütün alemlerin Rabbi,
Yaşar Nuri Öztürk
Hamt, alemlerin Rabbi Allah'adır.
Süleymaniye Vakfı
Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür[1]. O bütün varlıkların Rabbi[2]/Sahibidir.
Süleyman Ateş
Alemlerin Rabbi (sahibi, yetiştiricisi) Allah'a hamdolsun.
Fatiha 1:3
Cüz: 1 | Sayfa: 0
Ahiret
#rahmet
#şükür
#ahiret
#rab
#hesap
اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ
Er rahmanir rahim.
Mustafa İslamoğlu
O özünde rahmet sahibi, işinde rahmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
o rahman, rahim,
Diyanet İşleri
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Mehmet Okuyan
(2, 3, 4) Hamd[1] (övgü); Rahmân, Rahîm, hesap gününün sahibi, âlemlerin de Rabbi[2] olan Allah içindir.
Suat Yıldırım
O rahmandır, rahimdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O Rahman, Rahim,
Muhammed Esed
Rahman, Rahim,
Yaşar Nuri Öztürk
Rahman'dır, Rahim'dir O.
Süleymaniye Vakfı
İyiliği sonsuz, ikramı bol olandır.
Süleyman Ateş
(O) Rahman'dır, Rahim'dir.
Fatiha 1:4
Cüz: 1 | Sayfa: 0
Ahiret
#rahmet
#şükür
#ahiret
#rab
#hesap
مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ
Maliki yevmid din.
Mustafa İslamoğlu
O, Hesap Günü'nün hakimidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
o din gününün maliki Allah'ın.
Diyanet İşleri
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Mehmet Okuyan
(2, 3, 4) Hamd[1] (övgü); Rahmân, Rahîm, hesap gününün sahibi, âlemlerin de Rabbi[2] olan Allah içindir.
Suat Yıldırım
Din gününün, hesap gününün tek hakimidir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O din gününün maliki Allah'ın!
Muhammed Esed
Hesap Günü'nün Hakimi.
Yaşar Nuri Öztürk
Din gününün Malik'i, sultanıdır O...
Süleymaniye Vakfı
Yapılan her şeyin karşılığını bulacağı[1] günün tek yetki sahibidir[2].
Süleyman Ateş
Din (ceza ve mükafat) gününün sahibidir.
Fatiha 1:5
Cüz: 1 | Sayfa: 0
Dua / yöneliş
#dua
#rab
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ
İyyake na'budu ve iyyake nestain.
Mustafa İslamoğlu
(Rabbimiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sade sana ederiz kulluğu, ibadeti ve sade senden dileriz avni, inayeti yarab!
Diyanet İşleri
(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Mehmet Okuyan
(Rabbimiz)! Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Suat Yıldırım
(Haydi öyleyse deyiniz): "Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sade Sana ederiz kulluğu, ibadeti; sade Senden dileriz yardımı, inayeti Yarab!
Muhammed Esed
Yalnız Sana kulluk eder; ve yalnız senden yardım dileriz.
Yaşar Nuri Öztürk
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Süleymaniye Vakfı
(Allah'ım!) Kulluğu[1] doğrudan sana yaparız. Yardımı da doğrudan senden isteriz[2].
Süleyman Ateş
(Ya Rabbi) Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz!
Fatiha 1:6
Cüz: 1 | Sayfa: 0
#hidayet
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ
İhdinas sıratel mustakim.
Mustafa İslamoğlu
Bizi yönelt Dosdoğru Yol'a;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hidayet eyle bizi doğru yola
Diyanet İşleri
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Mehmet Okuyan
(6, 7) Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin[1] yoluna ulaştır; gazaba uğratılmışların ve sapkınların yoluna değil.[2]
Suat Yıldırım
Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hidayet eyle bizi doğru yola!
Muhammed Esed
Bizi dosdoğru yola ilet,
Yaşar Nuri Öztürk
Dosdoğru giden yola ilet bizi...
Süleymaniye Vakfı
Bizi doğru yoluna[1] kabul et;
Süleyman Ateş
Bizi doğru yola ilet!
Fatiha 1:7
Cüz: 1 | Sayfa: 0
Ahiret
#cehennem
#hidayet
#rab
صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ
Sıratallezine en'amte aleyhim gayril magdubi aleyhim ve lad dallin.
Mustafa İslamoğlu
Nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!
Elmalılı Hamdi Yazır
O kendilerine in'am ettiğin mes'utların yoluna. Ne o gadap olunanların ne de sapgınların
Diyanet İşleri
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Mehmet Okuyan
(6, 7) Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin[1] yoluna ulaştır; gazaba uğratılmışların ve sapkınların yoluna değil.[2]
Suat Yıldırım
Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne o gazap olunanların ne de sapkınların!
Muhammed Esed
Nimet bahşettiklerinin yoluna; gazab(ın)a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil!
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
Süleymaniye Vakfı
Nimet verdiğin kimselerin[1] yoluna; öfkeni hak etmemiş[2] ve sapıtmamış[3] olanların yoluna!(Amin)[4]
Süleyman Ateş
ni'met verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmiş olanların ve sapmışların yoluna değil. (ya Rabbi)!
Bakara 2:1
Cüz: 1 | Sayfa: 1
الٓمٓ ۚ
Elif, lam, mim.
Mustafa İslamoğlu
Elif-Lam-Mim!
Elmalılı Hamdi Yazır
Elif, Lam, Mim.
Diyanet İşleri
Elif Lam Mim.
Mehmet Okuyan
Elif. Lâm. Mîm.[1]
Suat Yıldırım
Elif, Lam, Mim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elif, Lam, Mim.
Muhammed Esed
Elif-Lam-Mim.
Yaşar Nuri Öztürk
Elif, Lam, Mim.
Süleymaniye Vakfı
Elif-Lam-Mim[1]!
Süleyman Ateş
Elif lam mim.
Bakara 2:2
Cüz: 1 | Sayfa: 1
#hidayet
#kitap
#uyarı
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Zalikel kitabu la reybe fih, huden lil muttekin.
Mustafa İslamoğlu
İşte kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan bu ilahi kelam, takva sahipleri için bir hidayet rehberidir;
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o kitap, bunda şüphe yok, ayni hidayet, korunacaklar için
Diyanet İşleri
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
Mehmet Okuyan
O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. Muttakîler[1] (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir.
Suat Yıldırım
İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakilere!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o Kitap, bunda şüphe yok; korunacaklar için hidayetin ta kendisi.
Muhammed Esed
Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilahi kelam Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber (olarak indirilmiş)tir,
Yaşar Nuri Öztürk
İşte sana o Kitap! Kuşku,çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.
Süleymaniye Vakfı
İşte (beklenen) o Kitap![1] Onda hiçbir şüphe yoktur.[2] Müttakiler[3] /yanlışlardan sakınanlar için bir rehberdir.[4]
Süleyman Ateş
İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.
Bakara 2:3
Cüz: 1 | Sayfa: 1
#namaz
#hidayet
#iman
#infak
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ
Ellezine yu'minune bil gaybi ve yukimunes salate ve mimma razaknahum yunfikun.
Mustafa İslamoğlu
o hidayete erenler ki, idraki aşan hakikatlere bütünüyle iman ederler, namazı istikamet üzre kılarlar, kendilerine sürekli lutfettiğimiz şeylerden (ihtiyaç sahiplerine) harcarlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak ederler.
Diyanet İşleri
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Mehmet Okuyan
Onlar gayba (bilinemeyenlere) inanır; namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (verirler).
Suat Yıldırım
O müttakiler ki görünmeyen aleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden hayır yolunda harcarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.
Muhammed Esed
Onlar ki, insan idrakini aşa(n olguların varlığı)na inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.
Süleymaniye Vakfı
Allah'a içten[1] inanan,[2] namazı düzgün ve sürekli kılan,[3] kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak eden /hayra harcayan,[4]
Süleyman Ateş
Onlar ki gaybde (gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.
Bakara 2:4
Cüz: 1 | Sayfa: 1
Ahiret
#ahiret
#kitap
#iman
#vahiy
#peygamber
وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ
Vellezine yu'minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablik ve bil ahireti hum yukınun.
Mustafa İslamoğlu
ve onlar sana indirilene de; ahiretin varlığına dair ilahi habere mutmain bir kalple inanmıştırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler hem senden evvel indirilene, ahırete yakini de bunlar edinirler.
Diyanet İşleri
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
Mehmet Okuyan
Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eder, ahiret gününe de kesin bir şekilde inanırlar.
Suat Yıldırım
Hem sana indirilen kitabı, hem de senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete de kesin olarak onlar inanırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene. Ahirete kesin inancı da bunlar edinirler.
Muhammed Esed
Ve onlar (ey peygamber), sana indirilene de senden önce indirilmiş olana da iman ederler, öteki dünyanın varlığından bütün kalpleriyle emindirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Ahıreti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır.
Süleymaniye Vakfı
sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanıp güvenen[1] ve ahirete inançları kesin olanlar var ya,
Süleyman Ateş
Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler.
Bakara 2:5
Cüz: 1 | Sayfa: 1
#hidayet
#rab
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Ulaike ala huden min rabbihim ve ulaike humul muflihun.
Mustafa İslamoğlu
İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tabidirler; ve işte onlar, evet onlardır sonsuz mutluluğa erenler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunlar işte rablarından bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte bunlar o murada eren müflihin
Diyanet İşleri
İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Mehmet Okuyan
İşte onlar Rableri tarafından doğru yol üzerindedir ve onlar kurtulanların ta kendileridir.[1]
Suat Yıldırım
İşte bunlardır Rableri tarafından doğru yola ulaştırılanlar. Ve işte bunlardır felah bulanlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunlar işte Rablerinden bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren kurtulmuşlar.
Muhammed Esed
İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenler onlardır, mutluluğa erişecek olanlarda!
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.
Süleymaniye Vakfı
işte onlar Rablerinden /Sahiplerinden[1] gelen rehbere uymuş olanlardır. Onlar, umduklarına kavuşacak olanlardır.
Süleyman Ateş
İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
Bakara 2:6
Cüz: 1 | Sayfa: 2
#uyarı
#iman
#inkar
#korku
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
İnnellezine keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.
Mustafa İslamoğlu
Şu bir gerçek ki, küfre şartlanmış o kimseleri ha uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için (ikisi de) bir: iman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma o küfre saplananlar, ha inzar etmişin bunları ha etmemişin onlarca müsavidir, imana gelmezler
Diyanet İşleri
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki kâfir olanları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.[1]
Suat Yıldırım
İnkara saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.
Muhammed Esed
Unutma ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen korkutsan da korkutmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.
Süleymaniye Vakfı
Kafirlik edenleri /ayetleri görmezlikte direnenleri[1] uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler.[2]
Süleyman Ateş
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.
Bakara 2:7
Cüz: 1 | Sayfa: 2
Ahiret
#cehennem
#korku
خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟
Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem'ıhim, ve ala ebsarihim gışaveh, ve lehum azabun azim.
Mustafa İslamoğlu
Allah onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur, gözleri üzerinde de bir tür perde vardır; işte onlardır korkunç bir azabı hak edenler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve bunların hakkı azim bir azaptır
Diyanet İşleri
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
(Bu nedenle) Allah onların kalplerini ve işitme (duyu)larını mühürlemiştir.[1] Gözlerinde de (manevi) perde vardır; onlar için büyük bir azap vardır.
Suat Yıldırım
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı büyük bir azaptır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş; gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı pek büyük bir azaptır.
Muhammed Esed
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözleri üzerinde de bir perde vardır; dehşet verici bir azap beklemektedir onları.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.
Süleymaniye Vakfı
(Sanki) Allah kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerinin üzerine de perde inmiştir![1] Onlar için büyük bir azap vardır.
Süleyman Ateş
Allah, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azab vardır.
Bakara 2:8
Cüz: 1 | Sayfa: 2
Ahiret
#ahiret
#iman
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ
Ve minen nasi men yekulu amenna billahi ve bil yevmil ahıri ve ma hum bi mu'minin.
Mustafa İslamoğlu
İnsanlardan öyleleri de var ki, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" der(ler); ama onlar mü'min değiller.
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsanlar içinden kimisi de vardır ki Allaha ve son güne iman ettik derler de mü'min değillerdir
Diyanet İşleri
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.
Mehmet Okuyan
İnsanlardan öylesi vardır ki asla inanmadıkları hâlde "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler.
Suat Yıldırım
Öyle insanlar da vardır ki "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler; Oysa iman etmemişlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İnsanların içinde kimi de vardır ki: "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler; halbuki iman etmiş değillerdir.
Muhammed Esed
Ve öyle kimseler var ki, gerçekte inanmadıkları halde "Biz Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyoruz" derler.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanlar içinden bazıları vardır, "Allah'a ve ahıret gününe inandık" derler ama onlar inanmış değillerdir.
Süleymaniye Vakfı
İnsanlardan öylesi de vardır ki "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler. Halbuki onlar inanıp güvenmiş değildirler.[1]
Süleyman Ateş
İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler.
Bakara 2:9
Cüz: 1 | Sayfa: 2
#iman
يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ
Yuhadiunallahe vellezine amenu, ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma yeş'urun.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ı ve iman etmiş kimseleri aldatmak isterler; halbuki onlar yalnızca kendilerini aldatırlar; ama bunu (Allah'ın ifşa edeceğinin) farkında bile değiller.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allahı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varamazlar
Diyanet İşleri
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Mehmet Okuyan
Onlar Allah'ı ve müminleri (güya) aldatırlar.[1] (Oysa) onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar ve (bunun) farkına da varmazlar.
Suat Yıldırım
Akılları sıra Allah'ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.
Muhammed Esed
(Aslında) onlar, (böylece) Allah'ı ve iman etmiş olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar.[1] Onlar yalnızca kendilerini aldatırlar ama bunun bilincinde değillerdir![2]
Süleyman Ateş
Allah'ı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki yalnız kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.
Bakara 2:10
Cüz: 1 | Sayfa: 2
Ahiret
#cehennem
#hesap
#inkar
#nifak
ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌۙ فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضاًۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
Fi kulubihim maradun, fe zadehumullahu marada ve lehum azabun elimun bi ma kanu yekzibun.
Mustafa İslamoğlu
Kalplerinde hastalık vardır; Allah da onların hastalığını arttırmıştır; ve ısrarlı yalanları yüzünden can yakıcı azabı hak ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kalblerinde bir maraz vardır da Allah marazlarını artırmıştır, ve yalancılık ettikleri için bunlara elim bir azab vardır
Diyanet İşleri
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
Kalplerinde bir hastalık[1] vardır. Allah da (bu nedenlerle) onların hastalığını artırmıştır. Yalanlamaları sebebiyle onlar için elem verici bir azap vardır.[2]
Suat Yıldırım
Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılık (ve samimiyetsizlikleri) sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah hastalıklarını artırmıştır ve yalancılık ettikleri için bunlara pek acı bir azap vardır.
Muhammed Esed
Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da artırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür. Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür.
Süleymaniye Vakfı
Kalplerinde, (kafirliklerinden dolayı) bir hastalık vardır; Allah onlara bir hastalık daha (münafıklık hastalığını da) ekler. Yalan söylemelerine karşılık onlara acıklı bir azap vardır.[1]
Süleyman Ateş
Onların kablerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemelerinden ötürü onlara acı bir azab vardır.
Bakara 2:11
Cüz: 1 | Sayfa: 2
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ
Ve iza kile lehum la tufsidu fil ardı, kalu innema nahnu muslihun.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine "Yeryüzünde fesat çıkarmayın!" denildiğinde, "Biz sadece ıslahatçılarız" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem bunlara yer yüzünü fesada vermeyin denildiği zaman biz ancak ıslahcılarız derler
Diyanet İşleri
Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.
Mehmet Okuyan
Onlara "Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın!" dendiği zaman, "Biz ancak ıslah edicileriz." derler.
Suat Yıldırım
Ne zaman onlara: "Yeryüzüne fesat saçmayın!" denilse "Biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!" derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" denildiği zaman: "Biz ancak düzelticileriz" derler.
Muhammed Esed
Onlara "Yeryüzünde yozlaşmaya ve çürümeye yol açmayın!" dediklerinde "Biz sadece düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz!" diye cevap verirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, "Yeryüzünde bozgun çıkartmayın" dendiğinde, "Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz" demişlerdir.
Süleymaniye Vakfı
Onlara: "Yeryüzünde düzeni bozmayın!"[1] denildiğinde "Biz sadece düzeni sağlayan kimseleriz." derler.
Süleyman Ateş
Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın," dendiği zaman: "Biz sadece düzelticileriz," derler.
Bakara 2:12
Cüz: 1 | Sayfa: 2
اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ
E la innehum humul mufsidune ve lakin la yeş'urun.
Mustafa İslamoğlu
Aman dikkat, kesinlikle onlar fesatçıların ta kendileridirler, ama bunun farkında dahi değiller.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ha! Doğrusu bunlar ortalığı ifsat edenlerdir bunlar lakin şuurları yok farkında değillerdir
Diyanet İşleri
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Mehmet Okuyan
Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir fakat farkına varmazlar.
Suat Yıldırım
Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lakin şuurları yok, farkında değiller.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ha! Doğrusu bunlar ortalığı karıştıranlardır. Fakat şuurları olmadığından farkında değillerdir.
Muhammed Esed
Gerçekte onlar yozlaşmaya ve çürümeye yol açan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Dikkat edin! Gerçek anlamda düzen bozucular onlardır ama bunun bilincinde olmazlar.[1]
Süleyman Ateş
İyi bilin ki, onlar bozgunculardır; fakat anlamazlar.
Bakara 2:13
Cüz: 1 | Sayfa: 2
#iman
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَٓا اٰمَنَ النَّاسُ قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ كَمَٓا اٰمَنَ السُّفَـهَٓاءُۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَـهَٓاءُ وَلٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَ
Ve iza kile lehum aminu kema amenen nasu kalu e nu'minu kema amenes sufehau, e la innehum humus sufehau ve lakin la ya'lemun.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine "Siz de insanların inandıkları gibi inanın!" denildiğinden, "Ya biz, ahmakların inandıkları gibi mi inanıyoruz?" dediler. Bakın! Onlar var ya onlar, gerçekten de ahmaktırlar; lakin bunun bile farkında değiller.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine bunlara nasın iman ettiği gibi iman edin denildiği zaman "ya biz o süfehanın iman ettikleri gibi mi iman ederiz?" derler, ha doğrusu süfeha kendileridir ve lakin bilmezler
Diyanet İşleri
Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
Mehmet Okuyan
Onlara "(Şu) insanların iman ettiği gibi siz de iman edin." dendiği zaman "Biz hiç (o) beyinsizlerin iman ettiği gibi iman eder miyiz!" derler. Dikkat edin! Beyinsizler sadece kendileridir fakat (bunu bile) bilmezler.
Suat Yıldırım
Ne zaman onlara: "Şu güzel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin." denilse "Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?" derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında değiller.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine bunlara: "İnsanların inandıkları gibi inanın." dendiği zaman: "Biz de o budalaların inandıkları gibi mi inanalım?" derler. Doğrusu budala kendileridir, fakat bilmezler.
Muhammed Esed
Onlara: "Diğer insanların inandığı gibi inanın!" denildiğinde, "(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?" diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlara: "O insanlar nasıl inanıyorsa siz de öyle inanın." denildiğinde, "O akılsızların inandığı gibi mi inanalım!" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar onlardır ama bunu bilmezler.[1]
Süleyman Ateş
Onlara: "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" dense, "O beyinsizlerin inandığı gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir; fakat bilmezler.