SemanticQuran

Ayetler

Temizle
Toplam sonuç: 6236

Alak 96:15

Cüz: 30 | Sayfa: 597
Ahiret
#cehennem
كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِۙ
Kella le in lem yentehi le nesfean bin nasıyeh.
Mustafa İslamoğlu
Yoo! Eğer o buna bir son vermediyse, elbet perçeminden yakalayacağız;
Elmalılı Hamdi Yazır
Sakın, Celalim hakkı için eğer (akıllanıp) vazgeçmezse muhakkak sürükleyeceğiz elbet biz o alnı
Diyanet İşleri
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
Mehmet Okuyan
Hayır! Bundan vazgeçmezse (onu) perçeminden yakalayacağız![1]
Suat Yıldırım
(15-16) Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sakın, şanım hakkı için, eğer (akıllanıp) vazgeçmezse, muhakkak Biz sürükleyeceğiz o alnı!
Muhammed Esed
Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından tutup sürükleyeceğiz,
Yaşar Nuri Öztürk
İş, sandığı gibi değil! Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz!
Süleymaniye Vakfı
Yok, yok… Vazgeçmezse kesinlikle tutup çekeriz perçeminden,
Süleyman Ateş
Hayır, (olmaz böyle şey), eğer bundan vazgeçmezse (onu) perçem(in)den yakalar (ateşe sürükler)iz,

Alak 96:16

Cüz: 30 | Sayfa: 597
Ahiret
#cehennem
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ
Nasiyetin kazibetin hatıeh.
Mustafa İslamoğlu
o pek sahtekar, bir o kadar da günahkar perçeminden;
Elmalılı Hamdi Yazır
Yalancı, cani bir alnı
Diyanet İşleri
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
Mehmet Okuyan
O yalancı, günahkâr perçem(in)den![1]
Suat Yıldırım
(15-16) Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yalancı, cani bir alnı!
Muhammed Esed
o yalancı, isyankar alnından!
Yaşar Nuri Öztürk
O yalancı, o günahkar alnı.
Süleymaniye Vakfı
yalancı ve suçlu perçeminden![1]
Süleyman Ateş
O yalancı, günahkar perçem(den)!

Alak 96:17

Cüz: 30 | Sayfa: 597
#rab
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ
Felyed'u nadiyeh.
Mustafa İslamoğlu
haydi o kendi örgütünü çağırsın,
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt çağırsın o kurultayını, meclisini
Diyanet İşleri
Haydi, taraftarlarını çağırsın.
Mehmet Okuyan
(O), meclisini (destekçilerini) çağırsın!
Suat Yıldırım
İstediği kadar grubunu yardıma çağırsın!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman çağırsın kurultayını, meclisini!
Muhammed Esed
Bırak, kendi aklının (asılsız, düzmece) tavsiyelerini (yardımına) çağırsın,
Yaşar Nuri Öztürk
Hadi çağırsın derneğini/kurultayını!
Süleymaniye Vakfı
O zaman (çağırabilirse) çağırsın bakalım yandaşlarını![1]
Süleyman Ateş
O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın.

Alak 96:18

Cüz: 30 | Sayfa: 597
Ahiret
#cehennem
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ
Sened'uz zebaniyeh.
Mustafa İslamoğlu
biz de zebanileri çağıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz, çağıracağız zebanileri
Diyanet İşleri
Biz de zebanileri çağıracağız.
Mehmet Okuyan
İleride biz de zebanileri çağıracağız!
Suat Yıldırım
Biz de Zebanileri çağırırız!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz çağıracağız zebanileri!
Muhammed Esed
(o zaman) Biz de semavi azap güçlerini çağırırız!
Yaşar Nuri Öztürk
Biz de çağıracağız zebanileri!
Süleymaniye Vakfı
Biz de zebanileri[1] çağıracağız.
Süleyman Ateş
Biz de zebanileri çağıracağız.

Alak 96:19

Cüz: 30 | Sayfa: 597
#rab
كَلَّاۜ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
Kella, la tutı'hu vescud vakterib.
Mustafa İslamoğlu
Hayır! O (azgın) insana uyma; imdi (Rabbine) secde et ve yaklaşmaya gayret et.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sakın onu dinleme de secde et ve yaklaş
Diyanet İşleri
Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.
Mehmet Okuyan
Hayır! Ona itaat etme! (Rabbine) secde et[1] ve (O'na) yaklaş![2]
Suat Yıldırım
Hayır! Ona boyun eğme! Rabbine secde et, O'na yaklaş!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, sakın onu dinleme de, secde et ve yaklaş!
Muhammed Esed
Hayır, ona kulak verme, ama (Allah'ın huzurunda) yere kapan ve (O'na) yakınlaş!
Yaşar Nuri Öztürk
Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!
Süleymaniye Vakfı
Yok, yok… Ona boyun eğme[1], sen (Allah'a) secde et[2] ve ona yakınlaş!
Süleyman Ateş
Hayır, ona boyun eğme; (Rabbine) secde et ve yaklaş!

Kadir 97:1

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#kudret
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ
İnna enzelnahu fi leyletil kadr.
Mustafa İslamoğlu
Elbet onu kadir-kıymet gecesinde Biz indirmeye (başlamışızdır).
Elmalılı Hamdi Yazır
Elhak biz indirdik onu kadir gecesi
Diyanet İşleri
Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indir(meye başla)dık.
Suat Yıldırım
Biz Kur'an'ı indirdik kadir gecesi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
Muhammed Esed
Biz bu (ilahi kelam)ı Kadir Gecesi'nde indirdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik.
Süleymaniye Vakfı
Biz onu / ilk ayet kümesini kadir gecesinde indirdik![1]
Süleyman Ateş
Biz o(Kur'a)n'ı Kadir gecesinde indirdik.

Kadir 97:2

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#kudret
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ
Ve ma edrake ma leyletul kadr.
Mustafa İslamoğlu
Bilir misin o kadir-kıymet gecesinin mahiyeti nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bildirdi ki sana? Ne kadir gecesi?
Diyanet İşleri
Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
Mehmet Okuyan
Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Suat Yıldırım
Bilir misin nedir kadir gecesi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kadir gecesinin ne olduğunu ne bildirdi ki sana?
Muhammed Esed
Bilir misin nedir Kadir Gecesi?
Yaşar Nuri Öztürk
Kadir Gecesi'nin niteliğini sana gösteren nedir?
Süleymaniye Vakfı
Kadir gecesinin ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Süleyman Ateş
Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Kadir 97:3

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#kudret
لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ
Leyletul kadri hayrun min elfi şehr.
Mustafa İslamoğlu
O kadir-kıymet gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bin aydan hayırdır o kadir gecesi
Diyanet İşleri
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Mehmet Okuyan
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Suat Yıldırım
Bin aydan daha hayırlıdır kadir gecesi!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bin aydan hayırlıdır o Kadir gecesi.
Muhammed Esed
Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır:
Yaşar Nuri Öztürk
Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!
Süleymaniye Vakfı
Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır!
Süleyman Ateş
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

Kadir 97:4

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#rab #vahiy #melek
تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ
Tenezzelul melaiketu ver ruhu fiha bi izni rabbihim min kulli emrin.
Mustafa İslamoğlu
Melekler, vahiyle beraber o gece inerler de inerler, Rablerinin izniyle, hayatın her alanına dair
Elmalılı Hamdi Yazır
İner peyderpey melaike ve ruh onda, izniyle rablarının her bir emirden
Diyanet İşleri
Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
Mehmet Okuyan
Melekler, beraberlerinde rûh (Kur'an)[1] ile, Rablerinin izniyle her iş için inerler.[2]
Suat Yıldırım
O gece Rab'lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onda melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle (yapılacak) her iş için peyderpey inerler.
Muhammed Esed
o gece melekler, Rablerinin izniyle ilahi bir esin taşıyarak bölük bölük inerler; (insanı) her türlü (kötülük)ten
Yaşar Nuri Öztürk
Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner!
Süleymaniye Vakfı
O gece, melekler ve ruh[1] Rablerinin izni ile[2] her bir iş için iner de iner.[3]
Süleyman Ateş
Melekler ve Ruh, o gece Rab'lerinin izniyle her iş için iner de iner.

Kadir 97:5

Cüz: 30 | Sayfa: 598
سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
Selamun, hiye hatta matlaıl fecr.
Mustafa İslamoğlu
tarifsiz bir mutluluğun (formüllerini getirirler); bu durum, fecr doğuncaya kadar sürer.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir selamdır o ta tan atana kadar
Diyanet İşleri
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
Mehmet Okuyan
(O), tan yeri ağarıncaya kadar esenlik (gecesi)dir.
Suat Yıldırım
Artık o gece bir esenliktir gider... Ta tan ağarana kadar...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir selam (güvenlik)dir o gece, ta tan atana kadar.
Muhammed Esed
emin kılar bu (gece), ta şafak vaktine kadar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar!
Süleymaniye Vakfı
O, fecrin[1] doğuşuna kadar bir güvenlik ve esenlik gecesidir.[2]
Süleyman Ateş
Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar!

Beyyine 98:1

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#şirk #kitap #peygamber #inkar
لَمْ يَكُنِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ مُنْفَكّ۪ينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ
Lem yekunillizine keferu min ehlil kitabi vel muşrikine munfekkine hatta te'tiye humul beyyineh.
Mustafa İslamoğlu
İnkarda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı edinenlere mensup olsunlar- kendilerine hakikatin açık delili gelinceye kadar dışlanacak değillerdi!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ehli kitab ve müşriklerden o küfredenler, infilak edecek değildi gelinciye kadar kendilerine beyyine
Diyanet İşleri
Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Mehmet Okuyan
Beyyine[1](apaçık bir elçi) kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Suat Yıldırım
Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kafirler, kendilerine o açık ve kesin delil gelmedikçe, inkarlarından ayrılacak değillerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlar, -ister geçmiş vahyin mensuplarından isterse Allah'tan başkasına da ilahlık yakıştıranlardan (olsunlar)- kendilerine hakikatin açık kanıtları gelmeden (O'nun tarafından) gözden çıkarılacak değillerdir,
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi.
Süleymaniye Vakfı
Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan ve müşriklerden[1] kafirlik edenler, kendilerine o beyyine/ açık delil gelinceye kadar çözülmüş değillerdi;[2]
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden ve müşriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık kanıt gelinceye dek (halleri üzere) bırakılacak değillerdi (mutlaka kendilerine açıklama gelecekti).

Beyyine 98:2

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#adalet #vahiy #peygamber
رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفاً مُطَهَّرَةًۙ
Resulun minallahi yetlu suhufen mutahharah.
Mustafa İslamoğlu
(O delil); tüm şaibelerden arınmış sayfaları Allah'tan kendilerine ileten bir elçidir;
Elmalılı Hamdi Yazır
Allahdan bir Resul, peyderpey mutahhar sahifeler okur,
Diyanet İşleri
Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir.
Mehmet Okuyan
(O), Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeleri tilavet eden (okuyup aktaran) bir elçidir.
Suat Yıldırım
(2-3) O kesin delil de: İçinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfaları okuyan ve Allah tarafından gönderilen bir Resuldür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Bu delil), Allah'tan gelen bir peygamberdir, peyderpey tertemiz sahifeler okur.
Muhammed Esed
(onlara) kutsanmış tertemiz vahiyler ileten Allah'tan bir elçi (gelmeden),
Yaşar Nuri Öztürk
Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfalar okuyan bir resul gelinceye dek.
Süleymaniye Vakfı
tertemiz sayfaları bağlantılarıyla birlikte okuyan Allah'ın elçisi (gelinceye kadar)...[1]
Süleyman Ateş
(Yani) Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeler okuyan bir elçi.

Beyyine 98:3

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#adalet #kitap #vahiy #peygamber
ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌۜ
Fiha kutubun kayyimeh.
Mustafa İslamoğlu
(o vahiylerin) içinden (önceki) kitapların ölmez yitmez (değerleri) bulunur.
Elmalılı Hamdi Yazır
öyle ki onlarda bütün "Kütübi kayyime"
Diyanet İşleri
O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.
Mehmet Okuyan
O (sahifeler)de doğru hükümler vardır.
Suat Yıldırım
(2-3) O kesin delil de: İçinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfaları okuyan ve Allah tarafından gönderilen bir Resuldür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O sahifelerde en doğru hükümler vardır.
Muhammed Esed
doğruluğu kesin ve açık hükümler taşıyan (vahiyler ileten bir elçi).
Yaşar Nuri Öztürk
O sayfalar içindedir dosdoğru, eskimez kitaplar.
Süleymaniye Vakfı
O sayfalarda dosdoğru yazılar vardır.[1]
Süleyman Ateş
O sahifelerde doğru, değerli Kitaplar vardır.

Beyyine 98:4

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#kitap #vahiy #peygamber
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ
Ve ma teferrekallezine utul kitabe illa min ba'di ma caet humul beyyineh.
Mustafa İslamoğlu
Ama önceki vahiylerin mensupları durdular durdular da, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böyle iken o kitab verilmiş olanlar ancak geldikten sonra ayrıldılar kendilerine o beyyine
Diyanet İşleri
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Mehmet Okuyan
Kendilerine kitap verilenler ancak o beyyine (apaçık bir elçi) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düşmüşlerdi.[1]
Suat Yıldırım
Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf etmemişlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böyle iken o kitap verilmiş olanlar ancak, kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Muhammed Esed
Ama kendilerine daha önce vahiy verilenler, hakikatin böyle bir kanıtı geldikten sonra (inanç) birlikteliklerini bozdular.
Yaşar Nuri Öztürk
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.
Süleymaniye Vakfı
Kendilerine kitap verilenler, ancak onlara o beyyine/ açık delil geldikten sonra bölünüp parçalandılar.[1]
Süleyman Ateş
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Beyyine 98:5

Cüz: 30 | Sayfa: 598
Ahiret
#namaz #zekat #şirk #hesap #kitap #iman
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ
Ve ma umiru illa li ya'budullahe muhlisine lehud dine hunefae ve yukimus salate ve yu'tuz zekate ve zalike dinul kayyimeh.
Mustafa İslamoğlu
Oysa kendileri yalnızca Allah'a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O'na mahsus olduğuna iman edip batıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek, arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedi değerler sistemi budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hakperest müvahhid (hanifler) olarak dini Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekatı versinler ve odur "dini kayyime"
Diyanet İşleri
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Mehmet Okuyan
(Oysa) dini yalnız O'na özgü kılarak, hanîfler (Allah'ı birleyenler) olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.
Suat Yıldırım
Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah'a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifa etmeleri, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa onlar, hakka tapan, Allah'ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah'a tahsis edip Allah'a ibadet etsinler, namazı dosdoğru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuşlardı ancak. İşte odur dosdoğru din!
Muhammed Esed
Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.
Süleymaniye Vakfı
Halbuki (tıpkı bu kitapta emredildiği gibi) onlara da Allah'ın dinine bir şey katmadan[1] doğrudan doğruya O'na kulluk etmeleri, namazı düzgün ve sürekli kılmaları, zekatı vermeleri dışında bir şey emredilmemişti[2]. İşte bu dosdoğru dindir.[3]
Süleyman Ateş
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.

Beyyine 98:6

Cüz: 30 | Sayfa: 598
Ahiret
#cehennem #yaratılış #şirk #kitap #inkar #ölüm
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ
İnnellezine keferu min ehlil kitabi velmuşrikine fi nari cehenneme halidine fiha, ulaike hum şerrul beriyeh.
Mustafa İslamoğlu
Elbette inkarda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı haline getirenlere mensup olsunlar- içinde ebedi kalmak üzere Cehennem ateşinin bağrına düşecekler: Onlar bütün yaratıkların en şerlileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Küfr edenler: gerek Ehli kitabdan olsun gerek müşriklerden muhakkak Cehennem ateşindedirler, orada muhalled kalacaklardır, onlardır bütün "şerrülberiyye"
Diyanet İşleri
Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşinde (olacaklar)dır. İşte onlar yaratılmışların en kötüleridir.
Suat Yıldırım
Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kafirler, hem de devamlı kalmak üzere cehennem ateşindedirler. Onlar bütün yaratıkların en şerlisidirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerek kitap verilenlerden, gerekse müşriklerden küfredenler, muhakkak cehennem ateşindedirler, orada ebedi kalacaklardır. Onlardır bütün insanların en şerlileri!
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, (bütün kanıtlara rağmen) hakikati inkara şartlanmış olanlar, -ister geçmiş vahyin mensuplarından, isterse Allah'tan başkasına da ilahlık yakıştıranlardan (olsunlar)- kendilerini cehennem ateşinde kalıcı bulacaklar. Onlar, bütün yaratıkların en şerlileridir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlardır yaratılmışların en şerlisi.
Süleymaniye Vakfı
Ehlikitaptan ve müşriklerden kafirlik edenler, ölümsüz olarak kalmak üzere Cehennem ateşinde olacaklardır[1]. İşte onlar yaratılmışların en şerlileridir.[2]
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden ve (Allah'a) ortak koşanlardan olan nankörler, sürekli olarak cehennem ateşindedirler. Onlar, halkın en şerlisidir.

Beyyine 98:7

Cüz: 30 | Sayfa: 598
#yaratılış #iman
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ
İnnellezine amenu ve amilus salihati ulaike hum hayrul beriyyeh.
Mustafa İslamoğlu
Şüphesiz iman eden ve imanına uygun davrananlar da var; işte onlar bütün yaratıkların en hayırlılarıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Muhakkak ki iyman edip yarar ameller yapanlar onlardır bütün "hayrulberiyye"
Diyanet İşleri
Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlara gelince; işte onlar ise yaratılmışların en iyileridir.
Suat Yıldırım
Ama iman edip, makbul ve güzel işler yapanlar ise bütün yaratıkların en hayırlı olanlarıdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İman edip yararlı işler yapanlar ise bütün insanların en hayırlılarıdır.
Muhammed Esed
(Ve) iman edip doğru ve yararlı işlerde bulunanlar, işte onlar, bütün yaratıkların en hayırlılarıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, işte onlardır yaratılmışların en hayırlısı.
Süleymaniye Vakfı
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar var ya… İşte onlar yaratılmışların en hayırlılarıdır.
Süleyman Ateş
İnanıp iyi işler yapanlar da halkın en hayırlısıdır.

Beyyine 98:8

Cüz: 30 | Sayfa: 598
Ahiret
#cennet #rab #hesap #ölüm
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Cezauhum inde rabbihim cennatu adnin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ebeda, radıyallahu anhum ve radu anh, zalike li men haşiye rabbeh.
Mustafa İslamoğlu
Rableri katında onların ödülleri, zemininden ırmakların çağıldadığı ölümsüz güzelliğin üretildiği tarifsiz cennetlerdir; orada sonsuza kadar kalacaklardır: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan memnun olmuştur. İşte bütün bunlar, Rablerinin sevgisini yitirmekten korkanlar içindir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onların mükafatı rableri ındinde altından ırmaklar akar Cennetlerdir, onlar içinde ebediyyen muhalled olacaklar, Allah onlardan hoşnud, onlar da ondan hoşnud, bu işte rabbına haşyet duyanlara
Diyanet İşleri
Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.
Mehmet Okuyan
Rableri katındaki karşılıkları (ödülleri), altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları durmaya değer cennetlerdir. Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. Bu (müjdeler), Rabbine saygı duyan(lar) içindir.
Suat Yıldırım
Bunların Rab'leri nezdindeki ödülleri içinden ırmaklar akan, hem de devamlı kalmak üzere girecekleri, Adn cennetleridir. Allah onlardan, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu rıza makamı da Rabbine saygı duyanlarındır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onların mükafatı Rableri katında altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. İçlerinde ebedi kalacaklardır. Allah onlardan hoşnut, onlar da O'ndan hoşnutturlar. Bu mükafat, işte Rabbine saygı duyanlara aittir!
Muhammed Esed
Onların ödülleri Allah katında (kendilerini bekler;) içinden ırmaklar akan, sonsuza kadar kalacakları sınırsız nimet bahçeleri. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. Bütün bunlar Rablerini ürpertiyle hissedenler içindir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onların, Rableri katındaki ödülleri, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri/sürekli yeşilliklerdeki temizlik/bereketli bahçelerdir. Sonsuza dek kalacaklardır orada. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, içi ürpererek Rabbine saygı duyan kişi içindir.
Süleymaniye Vakfı
Onların Rableri katında alacağı karşılık, ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlerdir[1]. Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdır[2]. İşte bu (ödül), Rabbinden çekinenler içindir.
Süleyman Ateş
Rableri katında onların mükafatı altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları, Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Bu, Rabbine saygı gösterene mahsustur.

Zilzal 99:1

Cüz: 30 | Sayfa: 599
#korku
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ
İza zulziletil ardu zilzaleha.
Mustafa İslamoğlu
Yeryüzü (aniden) korkunç bir depremle sarsıldığı zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır
Arz o sarsıntısiyle sarsıldığı
Diyanet İşleri
(1-3) Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman,
Mehmet Okuyan
Yer, şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığında,
Suat Yıldırım
Yer o müthiş depremiyle sarsıldığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yer o sarsıntıyla sarsıldığında,
Muhammed Esed
Yer, o (son) müthiş sarsıntı ile sarsıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Yerküre, o sarsıntıyla sarsıldığı zaman,
Süleymaniye Vakfı
Yeryüzü, bütün şiddetiyle sarsılınca,[1]
Süleyman Ateş
Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,

Zilzal 99:2

Cüz: 30 | Sayfa: 599
وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ
Ve ahrecetil ardu eskaleha.
Mustafa İslamoğlu
Tüm maddi-manevi ağırlıklarını çıkarttığı zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Arz ağırlıklarını çıkardığı
Diyanet İşleri
(1-3) Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman,
Mehmet Okuyan
Yer, ağırlıklarını çıkarttığı(nda),
Suat Yıldırım
Ve yer bağrındaki ağırlıkları çıkardığı zaman...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yer ağırlıklarını çıkardığında,
Muhammed Esed
ve yeryüzü ağırlıklarını attı(ğında),
Yaşar Nuri Öztürk
Ve toprak, ağırlıklarını çıkardığı zaman,
Süleymaniye Vakfı
ve yer ağırlıklarını dışarı çıkarınca,[1]
Süleyman Ateş
Yer (bağrındaki) ağırlıklarını çıkardığı,