SQ SemanticQuran

Tevbe 9:59

Cüz: 10 | Sayfa: 195
وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟
Ve lev ennehum radu ma atahumullahu ve resuluhu ve kalu hasbunallahu se yu'tinallahu min fadlihi ve resuluhu inna ilallahi ragıbun.

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Ah keşke onlar Allah'ın ve O'nun Elçisi'nin kendilerine verdikleriyle yetinselerdi; ve "Allah bize yeter; gün gelir de Allah lutfundan bize (bir pay) verirse, O'nun Elçisi de (bize takdim eder); elbet biz ta gönülden Allah'a yönelmişiz" deselerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne olurdu bunlar kendilerine Allah ve Resulü ne verdiyse razı olaydılar da diye idiler, bize Allah yeter, Allah bize fadlından yine verir, Resulü de, bizim bütün rağbetimiz Allahadır
Diyanet İşleri
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.
Mehmet Okuyan
Onlar Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup "Allah bize yeter; yakında bize Allah da lütfundan verecektir, Elçisi de. Biz yalnızca Allah'a rağbet edenleriz." deselerdi (daha iyi olurdu).
Suat Yıldırım
Eğer onlar Allah'ın ve Resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter. Allah bize lütfundan yine verir, Resulü de. Bizim isteğimiz sadece Allah'ın rızasıdır!" deselerdi, kendileri için elbette daha iyi olurdu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne olurdu bunlar, Allah ve Peygamberi kendilerine ne verdiyse ona razı olsaydılar da: "Bize Allah yeter, Allah bize lütfundan yine verir, peygamberi de. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır." deselerdi.
Muhammed Esed
Oysa, Allahın kendilerine verdiği Onun Elçisinin de verilmesini (sağladığı) şeylerle yetinip hoşnut olsalardı ve "Allah bize yeter! Allah, bolluk ve bereketinde bize (dilediğini) verecektir; Onun Elçisi ise bize verilmesini (sağlayacaktır); doğrusu, biz umutla ve yürekten Allaha yönelmişiz," deselerdi, (bu onlar için elbette daha iyi olurdu.)
Yaşar Nuri Öztürk
Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."
Süleymaniye Vakfı
Keşke Allah'ın ve elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle diyebilselerdi: "Allah bize yeter! Allah lütfundan bize verecektir, elçisi de[1]. Biz umudumuzu sadece Allah'a bağlarız."
Dipnot 1
Allah'ın insanlar arasından seçerek, vahiy yoluyla kitap indirdiği ve onu insanlara ulaştırmasını emrettiği kişiye nebi denir. Bu sebeple nebi kelimesi vahyi alan kişinin insan yönüne vurgu ile kullanılır. Resul ise nebinin insanlığa iletmek zorunda olduğu mesajın içeriğine vurgu yapan bir kelimedir. Çünkü resul kelimesi aynı zamanda, muhatabın anladığı dilde kendisine ulaştırılmış mesaj anlamını taşır. Ayette iki defa geçen Allah ve elçisi ifadelerinde resul kelimesi, Allah'ın kitabında yer alan konuyla ilgili hükmü dile getirmek için kullanılmıştır. Bu sebeple ayette Allah ve elçisinin verdiğine razı olanlar "Allah ve elçisi bize yeter" değil, sadece "Allah bize yeter" demektedirler. Dolayısıyla Allah ve elçisi ifadesi, Allah ve onun elçisiyle insanlığa ulaştırdığı hükmü anlamındadır. Şu hadis rivayeti, verdiğimiz bu bilginin doğruluğunu desteklemektedir: Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai anlatıyor: "Nebiye gelip biat ettim. O sırada bir adam geldi, "Bana sadakadan ver!" dedi. Resulullah adama: "Allah, sadakalar konusunda, ne bir nebinin ne de başkasının hükmüne razı olmuş, hükmü bizzat kendisi vererek sadakaları sekiz kısma ayırmıştır. Sen bunlardan birine giriyorsan hakkını sana veririm." dedi (Ebu Davud, Zekat, 163).<br /> Görüldüğü gibi nebimiz de Allah'ın bir nebinin hükmüne razı olmadığını dile getirerek Allah'ın hükmünün Allah'ın kitabında bulunan hüküm olduğunu beyan etmekte, nebi kelimesini ayette geçen resul kelimesinden farklı anlamda kullanmaktadır.
Süleyman Ateş
(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi!