Kehf 18:9
Cüz: 15 | Sayfa: 293
اَمْ حَسِبْتَ اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّق۪يمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَباً
Em hasibte enne ashabel kehfi ver rakimi kanu min ayatina acaba.
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Yoksa sen mağara arkadaşlarının ve (onlar için yazılan) anıt kitabenin, bizim (bütün bu) ayetlerimizden daha mı ibret ve hayret verici olduğunu düşünüyorsun?
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoksa Eshab-ı Kehf ü Rakıym bizim ayatımızdan bir acibe oldular mı sandın?
Diyanet İşleri
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Mehmet Okuyan
Yoksa sen bizim ayetlerimizden (mucizelerimizden, sadece) kehf ve rakîm halkının durumlarını mı şaşırtıcı buldun?[1]
Dipnot 1
Ayette sözü edilen ve "büyük mağara (ki küçüğüne [ğâr] denir)" anlamına gelen [el-Kehf] kelimesi ile "kitabe, yazıt, levha" anlamındaki [er-rakîm] sözcüğü, burada iki gruptan söz edildiği izlenimi vermemelidir. Çünkü ifadenin başındaki [ashab] kelimesi iki kelimeyi de içermektedir. "Mağara ve kitabe sahipleri" denilince aynı insanların iki özelliği veriliyor demektir. Çünkü kıssanın devam eden bölümünde sürekli olarak tek bir grup delikanlıdan söz edilmekte, başkalarına ait bir bilgiye yer verilmemektedir. Bu delikanlıların [er-rakîm] diye anılması, "isimlerinin bir kitabede yazılı olması" nedeniyledir.
Suat Yıldırım
Ne o, yoksa sen, bizim ayetlerimiz içinde yalnız Ashab-ı Kehf ve Rakim'in mi ibrete şayan olduklarını sandın? İş öyle değil!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?
Muhammed Esed
(Bu dünya hayatı bir sınamadan ibaret olduğuna göre, imdi) sen Mağara İnsanlarını(n) ve (onların kendilerini) yazıtlara/kitabelere (adamalarının kıssasını)n, gerçekten, Bizim (öteki) mesajlarımızdan daha meraka değer bulunacağını mı düşünüyorsun?
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksa sen o Ashab-ı Kehf'i, mağara ve kitabe yaranını, bizim ayetlerimizden, hayrete düşüren bir tanesi mi sandın?
Süleymaniye Vakfı
Yoksa sen ayetlerimizden[1] / kudret ve hikmetimizin göstergelerinden (sadece) Ashab-ı Kehf (mağara arkadaşlarının) ve Rakim'in[2] mi şaşırtıcı olduğunu sandın!
Dipnot 1
Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır (Fussilet 41/53).
Dipnot 2
Rakim, kelimesi Türkçede kullandığımız rakam kelimesinin de türetildiği rakm (رقم) kökündendir. Kur'an'da bu kökten iki kez geçen merkum kelimesi de "hiçbir eksiği olmayan, rakamsal bir kesinlikte olan" anlamıyla, iyilerin ve kötülerin kayıtlarının tutulduğu defterleri nitelemektedir (Mutaffifin 83/9, 20). Bu ayette de kelimenin rakamlarla ilişkisi olmalıdır. Çünkü, sonraki ayetlerde Ashab-ı Kehf ile ilgili olarak, kaç kişi oldukları ve kaç yıl uyudukları gibi rakamsal konularda tartışmalar olduğu belirtilmektedir. Bu özelliklerinden dolayı onların Ashab-ı Rakim şeklinde de isimlendirilmiş olmaları makul görünmektedir.
Süleyman Ateş
Yoksa sen, sadece Kehf ve Rakim sahiplerinin bizim şaşılacak ayetlerimizden olduklarını mı sandın? (onlardan başka çok daha acaip ayetlerimiz vardır. Arzı yeşertip sonra kurutmamız da şaşılacak ayetlerimizden değil midir?)