Taha 20:80
Cüz: 16 | Sayfa: 316
يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ قَدْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ عَدُوِّكُمْ وَوٰعَدْنَاكُمْ جَانِبَ الطُّورِ الْاَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰى
Ya beni israile kad enceynakum min aduvvikum ve vaadnakum canibet turil eymene ve nezzelna aleykumul menne ves selva.
Tarih / Kıssalar
(2/5)
#musa
Mealler
Mustafa İslamoğlu
Siz ey İsrailoğulları! Doğrusu sizi düşmanlarınızdan kurtarmış ve (Sina) Dağı'nın sağ yamacında sizden söz almıştık; üstelik bir de size menn ve selva indirmiştik:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Beni İsrail! Sizi düşmanınızdan kurtardık ve size Turun sağ tarafına va'd verdik ve üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik
Diyanet İşleri
(Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."
Mehmet Okuyan
Ey İsrailoğulları! Elbette sizi düşmanınızdan kurtarmıştık; Tûr'un (Sînâ Dağı'nın) sağ tarafında (oraya gelmeniz için) sizinle sözleşmiş ve size kudret helvası ile bıldırcın eti ikram etmiştik.[1]
Dipnot 1
Benzer mesajlar: Bakara 2:57; A‘râf 7:160.
Suat Yıldırım
Ey İsrail evlatları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ tarafında Musa ile konuşmayı size vad ettik. Size çölde kudret helvasıyla bıldırcın lütfettik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey İsrail oğulları! Sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tur dağının sağ yanında size söz verdik ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik.
Muhammed Esed
Ey İsrailoğulları! (Böylece) sizi düşmanınızın elinden kurtardık ve (sonra) Sina Dağı'nın sağ yamacında sizinle bir andlaşma yaptık; ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik;
Yaşar Nuri Öztürk
Ey İsrailoğulları, şu bir gerçek ki, biz sizi düşmanınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında size vaatte bulunduk. Ve üstünüze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
Süleymaniye Vakfı
Ey İsrailoğulları! Böylece sizi düşmanınızdan kurtarmış, Tur'un /Sina Dağı'nın sağ yanında sizinle sözleşmiş, üzerinize men /ekmek[1] ile bıldırcın indirmiştik.
Dipnot 1
Tevrat'ta "men" ile ilgili şu ifadeler vardır: "Rab Musa'ya, "Size gökten ekmek yağdıracağım" dedi, "Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim." (Çıkış 16/4-5) "Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı. Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü. Bunu görünce İsrailliler birbirlerine, "Bu da ne?" diye sordular. Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa, "Rabbin size yemek için verdiği ekmektir bu." dedi" (Çıkış 16/13-15). İsrailoğulları, Allah'ın men ve selva ikramı için "Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız" diye yakınmışlardı (Bakara 2/61). Buna göre men ve selva bir arada tek çeşit yemek sayılmaktadır. Bu da men için Tevrat'ta geçen "ekmek" tanımının uygun düştüğünü gösterir. Nitekim men ile ilgili şu bilgiler de mevcuttur: "Menin kırağı şeklinde küçük ve yuvarlak, kişniş tohumu gibi beyaz ve ak günnük görünüşünde olduğu, lezzetinin ballı yufkaya benzediği belirtilmektedir (Çıkış, 16/14, 31). Men hiçbir işleme tabi tutulmaksızın tabii haliyle yenebildiği gibi ondan çeşitli yiyecekler de yapılıyordu. İsrailoğulları men'i toplar, değirmende öğütür veya havanda döverek tencerede haşlar, pide yaparlardı ve bu taze yağ tadında olurdu (Sayılar, 11/8)." (DİA) (Bakara 2/57, A'raf 7/160).
Süleyman Ateş
Ey İsrail oğulları, biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tur'un sağ yanında, (Musa ile konuşmayı) size va'dettik; üzerinize kudret helvasıyle bıldırcın indirdik.
Benzer Ayetler
Taha
20:36
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
قَالَ قَدْ اُو۫ت۪يتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسٰى
(Rab) dedi ki: "Doğrusu Ey Musa, işte istediklerin sana verilmiştir;
Şuara
26:136
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظ۪ينَۙ
Onlar "Sen" dediler, "bize öğüt versen de öğüt vermesen de, bizim için fark eden bir şey olmaz.
Mearic
70:18
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى
zira o (serveti) toplayıp (paylaşmayarak) biriktiriyordu.
Ali İmran
3:93
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاًّ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓائ۪لُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Tevrat indirilmeden önce İsrail(oğullarının) kendisine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Hadi, eğer sözünüzün eriyseniz, getirin Tevrat'ı da onu gösterin!"
Şuara
26:189
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِۜ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ
Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine onları Gölge Günü'nün azabı yakalayıverdi; gerçekten de o pek korkunç bir günün azabıydı.
Mearic
70:20
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;
Enam
6:25
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَۚ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْراًۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫كَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ
Onlar arasında öyleleri var ki, sana kulak verir(miş gibi yapar). Fakat kalplerinin üzerine, onları hakikati kavramaktan aciz bırakan örtüler yerleştirdik, kulaklarına da kurşun. Ve hakikatin bütün belgelerini görseler dahi artık iman etmezler. Öyle ki, tartışmak için sana geldiklerinde inkara saplanmış olanlar derler ki: "Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."
Enam
6:86
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَاِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاًۜ وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ
İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (seçtik). Ve Biz onlardan her birini çağının diğer insanlarına üstün kıldık.
Şuara
26:219
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِد۪ينَ
Allah'a teslim olanlar arasındaki tasarruflarını da...
Mearic
70:22
Skor: 24
Kat: 1 | Tag: 1 | Güçlü: musa
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ
Namazla dik duranlar müstesna: