SQ SemanticQuran

Ayetler

Arama örnekleri: hidayet dalalet, "doğru yol", hidayet OR dalalet, iman -şirk
Temizle
Toplam sonuç: 6236

Tarık 86:10

Cüz: 30 | Sayfa: 590
#kudret
فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍۜ
Fema lehu min kuvvetin ve la nasır.
Mustafa İslamoğlu
dahası kişi ne (içerden) bir güç, ne de (dışardan) bir yardım alabilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt ona ne bir kuvvet vardır ne de bir nasır
Diyanet İşleri
(O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.
Mehmet Okuyan
(9, 10) Sırların ortaya döküleceği o gün, onun (insanın) hiçbir gücü ve yardımcısı yoktur.
Suat Yıldırım
O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o zaman ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.
Muhammed Esed
ve (insanın) ne bir kuvvet ne de yardımcı bulacağı (Gün)!
Yaşar Nuri Öztürk
Artık onun için ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı.
Süleymaniye Vakfı
Artık onun bir gücü de bir yardımcısı da olmaz![1]
Süleyman Ateş
İnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır.

Tarık 86:11

Cüz: 30 | Sayfa: 590
Yaratılış / deliller
#doğa #emanet #yaratılış
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ
Ves semai zatir rec'.
Mustafa İslamoğlu
(Hayat) çevrimine sahne olan gök şahit olsun;
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun o Semai zati rec'a
Diyanet İşleri
Yağmurlu göğe andolsun,
Mehmet Okuyan
Yemin olsun: Dönüş sahibi olan göğe,
Suat Yıldırım
(11-12) Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun o dönüşlü göğe,
Muhammed Esed
Düşün dönüp duran gökleri,
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun o, dönüşle/döndürümle dolu göğe,
Süleymaniye Vakfı
İlk (yaratılıştaki) haline dönme özelliğine sahip göğe[1] yemin olsun.
Süleyman Ateş
Dönüşlü göğe andolsun,

Tarık 86:12

Cüz: 30 | Sayfa: 590
#doğa #emanet
وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ
Vel ardı zatis sad'.
Mustafa İslamoğlu
ve (bitkilerle) yarılan yer şahit olsun:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o arzı zati sad'a
Diyanet İşleri
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
Mehmet Okuyan
Yarılan yere ki
Suat Yıldırım
(11-12) Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yarılan yere,
Muhammed Esed
ve bitkilerle patlayıp yarılan yeri!
Yaşar Nuri Öztürk
Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun,
Süleymaniye Vakfı
Çatlama özelliğine sahip yere[1] de yemin olsun ki
Süleyman Ateş
(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki,

Tarık 86:13

Cüz: 30 | Sayfa: 590
#vahiy
اِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌۙ
İnnehu le kavlun fasl.
Mustafa İslamoğlu
elbet bu (vahiy) hakkı batıldan ayıran bir sözdür,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki o her halde bir keskin hukümdür
Diyanet İşleri
Şüphesiz o Kur'an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki o (Kur'an, doğru ile yanlışı) ayırt eden bir sözdür.
Suat Yıldırım
Bu Kur'an, kesin bir sözdür, hakla batılı ayırt eden bir sözdür!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ki, o her halde keskin bir hükümdür.
Muhammed Esed
Bakın, bu (ilahi kelam) doğruyu yanlıştan ayıran bir sözdür,
Yaşar Nuri Öztürk
Ki o, tam bir biçimde ayırt eden bir sözdür;
Süleymaniye Vakfı
O (Kur'an), kesinlikle hak ile batılı /doğru ile yanlışı ayıran bir sözdür;[1]
Süleyman Ateş
O (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür.

Tarık 86:14

Cüz: 30 | Sayfa: 590
وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ
Ve ma huve bil hezl.
Mustafa İslamoğlu
asla anlamsız bir lakırdı değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şaka değildir
Diyanet İşleri
O, boş bir söz değildir.
Mehmet Okuyan
O asla bir şaka değildir.
Suat Yıldırım
O bir şaka değildir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O asla şaka değildir!
Muhammed Esed
boş bir lakırdı değil.
Yaşar Nuri Öztürk
Şaka değildir o.
Süleymaniye Vakfı
o. faydasız bir şey değildir.[1]
Süleyman Ateş
O, şaka değildir.

Tarık 86:15

Cüz: 30 | Sayfa: 590
#inkar
اِنَّهُمْ يَك۪يدُونَ كَيْداًۙ
İnnehum yekidune keyda.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki onlar tuzak üstüne tuzak kuruyorlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberin olsun ki onlar hep hiyle kuruyorlar
Diyanet İşleri
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki onlar bir tuzak kuruyor.
Suat Yıldırım
O kafirler, vargüçleriyle hile kurarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haberin olsun ki, onlar hep hile kuruyorlar.
Muhammed Esed
Elbette on(u kabule yanaşmayan)lar, birçok düzmece kanıt ararlar (ilahi kelamı çürütmek için);
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar bir oyun kuruyorlar;
Süleyman Ateş
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.

Tarık 86:16

Cüz: 30 | Sayfa: 590
وَاَ‌ك۪يدُ كَيْداًۚ
Ve ekidu keyda.
Mustafa İslamoğlu
ve Ben de onların tuzaklarını bozuyorum.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ben de kurarım hiylelerine hiyle
Diyanet İşleri
Ben de bir tuzak kurarım.
Mehmet Okuyan
Ben de bir tuzak kuruyorum.[1]
Suat Yıldırım
Ben de kurarım, (yani hilelerini boşa çıkarırım).
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ben de hilelerine kaşı hile kurarım.
Muhammed Esed
ama Ben onların bütün planlarını boşa çıkaracağım.
Yaşar Nuri Öztürk
Ben de tuzak kuruyorum.
Süleymaniye Vakfı
ben de bir oyun kuruyorum.[1]
Süleyman Ateş
Ben de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum.

Tarık 86:17

Cüz: 30 | Sayfa: 590
#inkar
فَمَهِّلِ الْـكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْداً
Fe mehhilil kafirine emhilhum ruveyda.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde kafirlere süre ver, sadece kısa bir süre…
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için kafirleri imhal eyle! Mühlet ver onlara biraz.
Diyanet İşleri
Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Mehmet Okuyan
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.
Suat Yıldırım
Öyleyse o kafirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir.)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!
Muhammed Esed
Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse o kafirlere süre tanı, bir müddet onları kendi hallerine bırak![1]
Süleyman Ateş
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).

Ala 87:1

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#rab
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ
Sebbihısme rabbikel a'la.
Mustafa İslamoğlu
(Ey muhatab) yücelikte eşsiz olan Rabbin adına/adıyla hareket et!
Elmalılı Hamdi Yazır
Tesbih et rabbının a'la ismine
Diyanet İşleri
Yüce Rabbinin adını tespih et.
Mehmet Okuyan
Yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt)!
Suat Yıldırım
Tenzih et Rabbinin yüce adını.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Tesbih et Rabbinin A'la (yüce) ismini.
Muhammed Esed
Yücelt Rabbinin sınırsız şanını! Yüceler Yücesi(nin şanını),
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinin o yüce adını tespih et!
Süleymaniye Vakfı
En yüce olan Rabbinin ismine /özelliklerine boyun eğ![1]
Süleyman Ateş
Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).

Ala 87:2

Cüz: 30 | Sayfa: 591
Allah
#yaratılış #rab #ölçü_tartı
اَلَّذ۪ي خَلَقَ فَسَوّٰىۙۖ
Ellezi halaka fesevva.
Mustafa İslamoğlu
O ki, tüm mahlukatı yarattı ve yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanım verdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
O rabbın ki yarattı da düzenine koydu
Diyanet İşleri
O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.
Mehmet Okuyan
(O), yaratan ve düzene koyandır.
Suat Yıldırım
(2-3) O seni yaratıp, mükemmel yaratılış vereni! O her canlıyı bir ölçüye göre yapıp hayatının devamını, sağlayacak yolları göstereni!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yaratıp düzene koyan Rabbinin.
Muhammed Esed
O ki, (her şeyi) yaratmakta ve amacına uygun şekiller vermektedir;
Yaşar Nuri Öztürk
O ki yarattı, düzene koydu,
Süleymaniye Vakfı
Yaratan ve son şekli veren,[1]
Süleyman Ateş
O ki (her şeyi) yarattı, düzenledi.

Ala 87:3

Cüz: 30 | Sayfa: 591
Allah
#yaratılış #hidayet #rab #uyarı #ölçü_tartı
وَالَّذ۪ي قَدَّرَ فَهَدٰىۙۖ
Vellezi kaddere fe heda.
Mustafa İslamoğlu
O ki, her şeye yaratılıştan bir ölçü ve amaç takdir etti, sonra (o ölçüye uyarak amacına ulaşacak) istikamete yöneltti.
Elmalılı Hamdi Yazır
O rabbın ki takdir etti de hidayet buyurdu
Diyanet İşleri
O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.
Mehmet Okuyan
Ölçü koyandır ve yol gösterendir.[1]
Suat Yıldırım
(2-3) O seni yaratıp, mükemmel yaratılış vereni! O her canlıyı bir ölçüye göre yapıp hayatının devamını, sağlayacak yolları göstereni!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Takdir edip doğru yolu gösteren Rabbinin.
Muhammed Esed
O ki, (bütün mevcudatın) tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine doğru) yöneltmektedir;
Yaşar Nuri Öztürk
O ki miktarını, şeklini belirledi, yolunu çizip aydınlattı.
Süleymaniye Vakfı
ölçü koyan ve yol gösteren,[1]
Süleyman Ateş
Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.

Ala 87:4

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#rab
وَالَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الْمَرْعٰىۙۖ
Vellezi ahrecel mer'a.
Mustafa İslamoğlu
O ki, tüm bitki örtüsünü çıkardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
O rabbın ki o İbni mer'ayı çıkardı
Diyanet İşleri
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
Mehmet Okuyan
(Topraktan) otlağı çıkarandır.
Suat Yıldırım
(4-5) O, yeşillikleri çıkarıp sonra da onu kara kuru bir çöpe çevireni!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O Rabbin ki, mer'ayı, çıkardı,
Muhammed Esed
O ki, yeşil ot(lar)ı çıkarmakta,
Yaşar Nuri Öztürk
O ki otlağı çıkardı,
Süleymaniye Vakfı
otlağı yeşerten,[1]
Süleyman Ateş
Ve O ki otlağı çıkardı,

Ala 87:5

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#rab
فَجَعَلَهُ غُثَٓاءً اَحْوٰىۜ
Fe cealehu gusaen ahva.
Mustafa İslamoğlu
sonra onu kapkara-kupkuru bir hale soktu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da onu karamsı bir sel kusuğuna çevirdi
Diyanet İşleri
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
Mehmet Okuyan
Sonra da onu kapkara kuru ota çevirendir.
Suat Yıldırım
(4-5) O, yeşillikleri çıkarıp sonra da onu kara kuru bir çöpe çevireni!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sonra da onu karamsı, bir sel kusuğuna çevirdi.
Muhammed Esed
ve sonra on(lar)ı kara, kavruk kök haline getirmektedir!
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra da onu sellerin sürüklediği morarmış bir atık haline getirdi.
Süleymaniye Vakfı
sonra onu kararmış çer çöpe çeviren (Rabbinin özelliklerine boyun eğ!)[1]
Süleyman Ateş
Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi.

Ala 87:6

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#irade
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسٰىۙ
Senukriuke fe la tensa.
Mustafa İslamoğlu
(Ey muhatab) Biz sana okutacağız ve sen asla unutmayacaksın;
Elmalılı Hamdi Yazır
Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın
Diyanet İşleri
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
Mehmet Okuyan
(6, 7) Sana (Kur'an'ı) okutacağız ve sen -Allah'ın dilemesi hariç- (onu) unutmayacaksın. Şüphesiz ki O, açığı da gizli olanı da bilir.
Suat Yıldırım
(6-7) Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da sen unutmayacaksın. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Çünkü O, size göre açık ve net olanı da, gizli olanı da pek iyi bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın.
Muhammed Esed
Biz sana öğreteceğiz ve (öğrendiklerinden hiçbirini) unutmayacaksın,
Yaşar Nuri Öztürk
Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
Süleymaniye Vakfı
Biz sana ayet kümelerini[1] kurduracağız; sen de unutmayacaksın,
Süleyman Ateş
Sana (Kur'an'ı), okutacağız, unutmayacaksın.

Ala 87:7

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#irade
اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰىۜ
İlla ma şaallah, innehu ya'lemul cehre ve ma yahfa.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü O açığa çıkanı da bilir gizleneni de;
Elmalılı Hamdi Yazır
Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de
Diyanet İşleri
Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
Mehmet Okuyan
(6, 7) Sana (Kur'an'ı) okutacağız ve sen -Allah'ın dilemesi hariç- (onu) unutmayacaksın. Şüphesiz ki O, açığı da gizli olanı da bilir.
Suat Yıldırım
(6-7) Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da sen unutmayacaksın. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Çünkü O, size göre açık ve net olanı da, gizli olanı da pek iyi bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yalnız Allah'ın dilediği başka; çünkü O, açığı da bilir, gizliyi de.
Muhammed Esed
Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü, (yalnız) O'dur (insanın) kavrayışına açık olan her şeyi ve (ondan) gizli olanları bilen.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.
Süleymaniye Vakfı
ancak Allah'ın tercih ettiği bunun dışındadır. O açıkta olanı da bilir, gizli olanı da![1]
Süleyman Ateş
Yalnız Allah'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.

Ala 87:8

Cüz: 30 | Sayfa: 591
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰىۚ
Ve nuyessiruke lil yusra.
Mustafa İslamoğlu
böylece zaten kolay olan (vahyi anlamayı) sana daha da kolaylaştırmış olacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız
Diyanet İşleri
Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
Mehmet Okuyan
Kolay olanı sana (daha da) kolaylaştıracağız.
Suat Yıldırım
Seni en kolay olana muvaffak edeceğiz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız.
Muhammed Esed
Biz, (böylece) (nihai) huzura ve rahatlığa giden yolu senin için kolaylaştıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.
Süleymaniye Vakfı
Senin en kolay olana (en kolay yollara) kolayca ulaşmanı sağlayacağız![1]
Süleyman Ateş
Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.

Ala 87:9

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#nasihat #uyarı
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰىۜ
Fe zekkir in nefeatiz zikra.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de- hep (fıtratlara nakşolan Allah'ı) hatırlat,
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için öğüd ver, öğüd faide verirse
Diyanet İşleri
O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
Mehmet Okuyan
Hatırlamak yarar sağlayacağı için (gerçeği) hatırlat![1]
Suat Yıldırım
O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
Muhammed Esed
O halde, (hakikati başkalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor görün)sün, (ister görünmesin).
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
Süleymaniye Vakfı
Faydalı olacaksa doğru bilgi ver[1]/ Kur'an'ı anlat[2].
Süleyman Ateş
O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.

Ala 87:10

Cüz: 30 | Sayfa: 591
#nasihat #uyarı
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰىۙ
Seyezzekkeru men yahşa.
Mustafa İslamoğlu
Nasıl olsa Allah'ın sevgisini kaybetmekten korkanlar öğüt alacaklardır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Saygısı olan öğüd alacaktır
Diyanet İşleri
Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan korkan öğüt alacaktır.
Mehmet Okuyan
(Allah'a) saygılı olan kişi (gerçeği) hatırlayacaktır.
Suat Yıldırım
Allah'a saygı duyacak olan, nasihati düşünüp ders alır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Saygısı olan öğüt alacaktır.
Muhammed Esed
(Allah'tan) korkan, düşünüp ondan ders alır,
Yaşar Nuri Öztürk
İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.
Süleymaniye Vakfı
(Allah'tan) çekinen kimse, o bilgiden yararlanacaktır;[1]
Süleyman Ateş
(Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).

Ala 87:11

Cüz: 30 | Sayfa: 591
Ahiret
#cehennem #nasihat #uyarı #inkar
وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰىۙ
Ve yetecennebuhel eşka.
Mustafa İslamoğlu
bedbaht olanlar ise öğüttün kaçacaktır;
Elmalılı Hamdi Yazır
Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır
Diyanet İşleri
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
Mehmet Okuyan
En azgın (kâfir) ise ondan kaçınacaktır.
Suat Yıldırım
Ama pek bedbaht olan ise ondan kaçınır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.
Muhammed Esed
ona yabancılaşan ise bir zavallı biçare olarak kalır;
Yaşar Nuri Öztürk
İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.
Süleymaniye Vakfı
en hayırsız olan ise ondan uzak duracaktır.[1]
Süleyman Ateş
Bahtsız olan da ondan kaçınır.

Ala 87:12

Cüz: 30 | Sayfa: 591
Ahiret İnsan psikolojisi
#ahiret #cehennem #nasihat #uyarı #inkar #korku
اَلَّذ۪ي يَصْلَى النَّارَ الْـكُبْرٰىۚ
Ellezi yaslen narel kubra.
Mustafa İslamoğlu
bu gibiler en korkunç ateşi boylayacaktır;
Elmalılı Hamdi Yazır
O ki en büyük ateşe yaslanacaktır
Diyanet İşleri
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
Mehmet Okuyan
O en büyük ateşe girecek olandır.
Suat Yıldırım
Böyle olanlar ahirette, en büyük ateşe girer.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O ki, en büyük ateşe yaşlanacaktır.
Muhammed Esed
böylesi, (öteki dünyada) büyük ateşe atılacak
Yaşar Nuri Öztürk
En büyük ateşe girer o.
Süleymaniye Vakfı
O, en büyük ateşe girip kalacak olandır.[1]
Süleyman Ateş
O da en büyük ateşe girer.