SemanticQuran

Ayetler

Temizle
Toplam sonuç: 6236

Fecr 89:8

Cüz: 30 | Sayfa: 592
Tarih
#firavun #rab #salih_peygamber
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ
Elleti lem yuhlak misluha fil bilad.
Mustafa İslamoğlu
ki, o (günün) dünyasında bir benzeri daha inşa edilmemişti?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki o beldeler içinde misli yaradılmamıştı
Diyanet İşleri
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Mehmet Okuyan
(7, 8) (Yüksek) sütunları olan İrem (şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
Suat Yıldırım
(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ki, o ülkeler içinde bir benzeri yaratılmamıştı.
Muhammed Esed
ki bütün o topraklarda bir benzeri inşa edilmemişti?
Yaşar Nuri Öztürk
Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
Süleymaniye Vakfı
Orası öyle bir yerdi ki şehirler içinde onun gibisi kurulmamıştı.[1]
Süleyman Ateş
Ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı.

Fecr 89:9

Cüz: 30 | Sayfa: 592
Tarih
#firavun #adalet #rab #salih_peygamber
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ
Ve semudelleziyne cabussahre bil vad.
Mustafa İslamoğlu
Yine kayaları vadiler oluşturma amacıyla kesip oyan Semud'a?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve vadilerde kayaları kesen Semud'e
Diyanet İşleri
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Mehmet Okuyan
Vadideki kayaları oyan Semûd (kavmine),
Suat Yıldırım
(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve vadilerde kayaları kesen (yontan) Semud kavmine?
Muhammed Esed
Ve vadide kayaları oymuş olan Semud (halkın)a?
Yaşar Nuri Öztürk
Ve ne yaptı vadide kayaları oyan Semud kavmine?
Süleymaniye Vakfı
Vadideki kayaları oyan[1] Semud halkını[2]
Süleyman Ateş
Vadi('l-Kura)da kayaları oya(rak evler yapa)n Semud (kavmin)e?

Fecr 89:10

Cüz: 30 | Sayfa: 592
Tarih
#firavun #rab #salih_peygamber
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ
Ve fir avne zil evtad.
Mustafa İslamoğlu
Ve (pirametlerle dünyaya) kazık çakan Firavun'a?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o kazıkların sahibi Fir'avn'e
Diyanet İşleri
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?
Mehmet Okuyan
Kazıklar sahibi Firavun'a.
Suat Yıldırım
(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O kazıkların sahibi Firavun'a?
Muhammed Esed
Ve (pek çok) çadır direğine sahip Firavun'a?
Yaşar Nuri Öztürk
Ve kazıklar sahibi Firavun'a.
Süleymaniye Vakfı
ve kazıkları (piramitleri) olan Firavun'u da[1] (ne hale getirdiğini gözünde canlandırmaz mısın?)
Süleyman Ateş
Ve kazıklar sahibi Fir'avn'a?

Fecr 89:11

Cüz: 30 | Sayfa: 592
#adalet #dalalet
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ
Ellezine tagav fil bilad.
Mustafa İslamoğlu
Onların hepsi de kendi ülkelerinde haddi aşmış kimselerdi;
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki memleketlerde tuğyan etmişlerdi de
Diyanet İşleri
(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
Mehmet Okuyan
Onlar şehirlerde azgınlık etmişlerdi.
Suat Yıldırım
Bütün bunlar, bulundukları ülkelerde azdıkça azdılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki o memleketlerde azıtmışlardı.
Muhammed Esed
(Onlar) toprakları üzerinde hak ve adalet sınırlarını aştılar;
Yaşar Nuri Öztürk
Bunlar, ülkelerde azıp zulmetmişlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, şehirlerinde taşkınlık etmiş kimselerdi.[1]
Süleyman Ateş
Bunlar ülkelerde azmışlardı.

Fecr 89:12

Cüz: 30 | Sayfa: 592
#dalalet
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ
Fe ekseru fihel fesad.
Mustafa İslamoğlu
derken oralarda ahlaki çürüme ve toplumsal yozlaşmayı körüklediler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Diyanet İşleri
(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
Mehmet Okuyan
Orada bozgunculuğu çoğaltmışlardı.[1]
Suat Yıldırım
Oralarda fesat ve bozgun çıkarıp, nizamı altüst ettiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Muhammed Esed
ve orada büyük bir yozlaşma ve çürümeye sebep oldular;
Yaşar Nuri Öztürk
Ve oralarda bozgunu çoğaltmışlardı.
Süleymaniye Vakfı
Oralarda bozgunculuklarını iyice artırmışlardı.[1]
Süleyman Ateş
Oralarda çok kötülük etmişlerdi.

Fecr 89:13

Cüz: 30 | Sayfa: 592
Ahiret
#cehennem #rab
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ
Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azab.
Mustafa İslamoğlu
bu yüzden Rabbin onların üzerine envai çeşit azab kamçısı yağdırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için rabbın da üzerlerine bir azab kamçısı yağdırıverdi
Diyanet İşleri
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
Mehmet Okuyan
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kırbacını yağdırmıştı.
Suat Yıldırım
Bu yüzden senin Rabbin de onların üstüne azap kamçıları yağdırdı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için de Rabbin üzerlerine bir azap kamçısı yağdırdı.
Muhammed Esed
işte bu yüzden Rabbin onları azap kırbacından geçirdi;
Yaşar Nuri Öztürk
Bu yüzden Rabbin, üzerlerine azap kamçısını yağdırıverdi.
Süleymaniye Vakfı
Rabbin de tepelerine azap kamçısını indirmişti.[1]
Süleyman Ateş
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı.

Fecr 89:14

Cüz: 30 | Sayfa: 592
#rab
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ
İnne rabbeke le bil mirsad.
Mustafa İslamoğlu
Şu kesin ki Rabbin her zaman ve mekanda herkesi gözetleyicidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki Rabbın öyle mirsad ile gözetmektedir
Diyanet İşleri
Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Rabbin, (sürekli) gözetlemektedir.
Suat Yıldırım
Çünkü Rabbin hep gözetlemededir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz ki Rabbin öyle mirsad ile gözetlemektedir.
Muhammed Esed
çünkü Rabbin, şüphesiz, her zaman gözetleyip durmaktadır!
Yaşar Nuri Öztürk
Çünkü Rabbin tam gözetleme yerindedir/tam bir biçimde gözetlemektedir.
Süleymaniye Vakfı
Senin Rabbin elbette gözetleme makamındadır.[1]
Süleyman Ateş
Elbette Rabbin gözetleme yerindedir (her an kullarının fiillerini gözetlemektedir).

Fecr 89:15

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Dua / yöneliş
#dua #rab #bağışlama #imtihan
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ
Fe emmel insanu iza mebtelahu rabbuhu fe ekremehu ve na'amehu fe yekulu rabbi ekremen.
Mustafa İslamoğlu
Ve insana gelince... Ne zaman Rabbi onu (varlıkla) sınayıp ona ikram edecek ve nimetlere gark edecek olsa, hemen (Allah'ın kendisini desteklediğini düşünerek) "Rabbim bana ikram etti" der;
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma insan, her ne zaman rabbı onu imtihan edip de ona ikram eyler, ona ni'metler verirse, o vakıt rabbım bana ikram etti der
Diyanet İşleri
İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
Mehmet Okuyan
İnsana gelince, Rabbi kendisini imtihan edip ona ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti." der.
Suat Yıldırım
Rabbi, insanı denemek için ona değer verip, nimetlere gark edince o: "Rabbim hakkım olan ikramı yaptı." der.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama insan, Rabbi onu her ne zaman imtihan edip de kendisine ikramda bulunur, nimetler verirse: "Rabbim bana ikram etti." der.
Muhammed Esed
İnsana gelince, ne zaman Rabbin onu, cömertliğiyle ve hoşnut olacağı bir hayat bağışlamakla denese, "Rabbim, bana karşı (ne kadar) cömertmiş!" der;
Yaşar Nuri Öztürk
İnsan böyledir; Rabbi kendisini deneyip de ona cömert davranır, nimet yağdırırsa: "Rabbim bana ikramda bulundu!" der.
Süleymaniye Vakfı
Ama insan var ya… Rabbi onu imtihana sokup ona ikramda bulunur ve bolca nimet verirse: "Rabbim bana ikram etti, bana!" der.[1]
Süleyman Ateş
Fakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der.

Fecr 89:16

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Dua / yöneliş
#dua #rab #ölçü_tartı #imtihan
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ
Ve emma iza mebtelahu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekulu rabbi ehanen.
Mustafa İslamoğlu
Ne zaman da Rabbi onu (darlıkla) sınayıp onun geçim alanını sınırlandıracak olsa, bu kez de "Rabbim beni zelil etti" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma her ne zaman da imtihan edip rızkını daraltırsa o vakıt da rabbım bana ihanet etti der.
Diyanet İşleri
Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.
Mehmet Okuyan
(Fakat) ne zaman onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni küçük düşürdü (önemsemedi)" der.
Suat Yıldırım
Ama yine denemek için nasibini daraltınca O: "Rabbim beni zelil, perişan etti!" der.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim bana ihanet etti." der.
Muhammed Esed
ama geçim vasıtalarını daraltarak onu denediği zaman ise, "Rabbim beni küçük düşürdü!" di(ye sızlanı)r.
Yaşar Nuri Öztürk
Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: "Rabbim bana ihanet etti!" der.
Süleymaniye Vakfı
Yine onu imtihana sokup bu defa da rızkını daraltırsa: "Rabbim beni perişan etti!" der.[1]
Süleyman Ateş
Ama Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der.

Fecr 89:17

Cüz: 30 | Sayfa: 593
#yetim #imtihan
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ
Kella bel la tukrimunel yetim.
Mustafa İslamoğlu
Asla! Bilakis siz yetime izzet ikram göstermiyorsunuz,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz
Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Hayır! Doğrusu, siz yetime ikram etmiyorsunuz.[1]
Suat Yıldırım
Hayır! (Siz Allah'tan hep ikramı devam ettirmesini istersiniz ama,) yetime değer vermezsiniz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Muhammed Esed
Ama hayır, hayır, (ey insanlar, bütün yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı bir düşünün:) siz yetime karşı cömert değilsiniz,
Yaşar Nuri Öztürk
Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Aslında (imtihanı kaybediyorsunuz çünkü) siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.[1]
Süleyman Ateş
Hayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz.

Fecr 89:18

Cüz: 30 | Sayfa: 593
#yetim
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
Ve la tehaddune ala taamil miskin.
Mustafa İslamoğlu
yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve birbirinizi miskini ıt'ame teşvık eylemiyorsunuz
Diyanet İşleri
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Yoksulu yedirmeye de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.[1]
Suat Yıldırım
Muhtaçları doyurmaya teşvik etmezsiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Muhammed Esed
muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Çaresizlerin yiyeceği için birbirinizi teşvik bile etmiyorsunuz.[1]
Süleyman Ateş
Yoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz.

Fecr 89:19

Cüz: 30 | Sayfa: 593
#miras
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ
Ve te'kulunet turase eklen lemma.
Mustafa İslamoğlu
Emeksiz kazancı haram-helal demeden açgözlülükle boğazınıza geçiriyorsunuz,
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki mirası öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki
Diyanet İşleri
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden) yiyorsunuz.
Suat Yıldırım
Mirasları helal haram demeden ne gelse yersiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki!
Muhammed Esed
(başkalarının) mirasını açgözlülükle yiyip bitiriyorsunuz,
Yaşar Nuri Öztürk
Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Mirası,[1] (Allah'ın emirlerini gözetmeden)[2] toplayıp yiyorsunuz.
Süleyman Ateş
Mirası hırsla yutuyorsunuz.

Fecr 89:20

Cüz: 30 | Sayfa: 593
#ölçü_tartı
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ
Ve tuhıbbunel male hubben cemma.
Mustafa İslamoğlu
dahası ölçüsüz bir sevgiyle malı seviyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına
Diyanet İşleri
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Malı çok (aşırı) bir sevgiyle seviyorsunuz.
Suat Yıldırım
Mal mülk sevgisi ise bütün benliğinizi kaplamış!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına!
Muhammed Esed
ve sınırsız bir sevgiyle malı mülkü seviyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk
Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Malı pek çok seviyorsunuz.[1]
Süleyman Ateş
Malı pek çok seviyorsunuz.

Fecr 89:21

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Ahiret
#ahiret #rab #hesap #melek
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ
Kella iza dukketil ardu dekken dekka.
Mustafa İslamoğlu
Yoo, öyle yapmayın!Yeryüzü art arda sürekli bir sarsılışla sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır, Arz "dekken dekka" düzlendiği
Diyanet İşleri
Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman,
Mehmet Okuyan
(21, 22) Hayır! Yer şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?)
Suat Yıldırım
Hayır! Bu yaptıklarınız kesinlikle yanlış! Dünya sarsılıp parça parça döküldüğü zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hayır, hayır, yer üst üste sarsıntılarla düzlendiği zaman,
Muhammed Esed
Peki, (Hesap Günü nasıl davranacaksınız,) yeryüzü ardarda sarsılıp paramparça olduğunda,
Yaşar Nuri Öztürk
İş böyle gitmeyecektir! Yer birbirine çarpılıp dümdüz hale getirildiğinde,
Süleymaniye Vakfı
Hayır, hayır! Yeryüzü dümdüz hale getirilince,[1]
Süleyman Ateş
Hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz edildiği zaman,

Fecr 89:22

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Ahiret
#cehennem #rab #melek
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ
Ve cae rabbuke vel meleku saffen saffa.
Mustafa İslamoğlu
Rabbinin (fermanı) da gelmiş ve melekler saf saf dizilmiş olacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rabbının emri gelip Melek "saffen saffa" dizildiği vakıt
Diyanet İşleri
(22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?
Mehmet Okuyan
(21, 22) Hayır! Yer şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?)
Suat Yıldırım
Rabbinin emri gelip melekler de saf saf geldikleri zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rabbinin emri gelip melekler saf saf dizildiği zaman,
Muhammed Esed
ve Rabbin(in haşmeti) ortaya çıktığında ve melekler (gerçek hüviyetleriyle) saf saf olduklarında?
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbin gelip melekler saf saf dizildiğinde,
Süleymaniye Vakfı
melekler de sıra sıra dizili iken Rabbin gelince,[1]
Süleyman Ateş
Melekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldiği zaman.

Fecr 89:23

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Ahiret
#cehennem #rab #melek
وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ
Ve cie yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insanu ve enna lehuz zikra.
Mustafa İslamoğlu
o gün Cehennem de ortaya getirilmiş olacak; o gün (sınavı kaybetmiş) insan (gerçeği) itiraf edecek; ama bu itirafın hiçbir yararı olmayacak.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki Cehennem de o gün getirilmiştir, o insan o gün anlar, fakat o anlamadan ona ne faide?
Diyanet İşleri
(22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?
Mehmet Okuyan
O gün, cehennem getirilecek ve insan (yaptıklarını) hatırlayacaktır. Ama (artık) bu hatırlamanın kendisine ne (yarar)ı olabilir ki!
Suat Yıldırım
Ve cehennemin getirildiği gün... İnsan işi anlar o gün. Ama anlamasının ne faydası var o gün!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
cehennemde ki, getirilmiştir; o insan o gün anlar, ama bu anlamanın ne yararı var ona?
Muhammed Esed
İşte o Gün cehennem (gözönüne) getirilip konacak; o Gün insan (yaptığı ve yapmadığı her şeyi) hatırlayacak ama bu hatırlamanın ne faydası olacak ona?
Yaşar Nuri Öztürk
O gün cehennem de getirilir. İşte o gün düşünüp anlar insan. Ama düşünüp hatırlamanın ona ne yararı var!
Süleymaniye Vakfı
o gün cehennem de getirilince… İşte o gün insan doğruları hatırlar ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur ki![1]
Süleyman Ateş
Ve cehennem de getirildiği zaman. İşte o gün insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var?

Fecr 89:24

Cüz: 30 | Sayfa: 593
يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ
Yekulu ya leyteni kaddemtu li hayati.
Mustafa İslamoğlu
O diyecek ki: "Ah n'olaydım, keşke bu hayatım için hazırlık yapmış olaydım!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Ah der; nolurdu ben önce hayatım için (sağlığımda hayırlar) takdim etmiş olsa idim
Diyanet İşleri
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.
Mehmet Okuyan
(O insan:) "Ah, keşke, bu hayatım için (dünyadayken iyi) bir şeyler gönderseydim!" diyecektir.
Suat Yıldırım
"Keşke sağlığımda bu hayatım için hazırlık yapsaydım!" der.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Der ki: "Keşke ben bu hayatım için (sağlığımda hayırlar) göndermiş olsaydım."
Muhammed Esed
O, "Ah, keşke (gelecek) hayatım için önceden bir hazırlık yapsaydım!" diyecek.
Yaşar Nuri Öztürk
Der ki: "Keşke şu hayatım için önden bir şeyler gönderseydim."
Süleymaniye Vakfı
"Ah! Keşke şimdiki hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım!" der.[1]
Süleyman Ateş
(O zaman insan): "Ah, keşke ben bu hayatım için (iyi işler yapıp) gönderseydim!" der.

Fecr 89:25

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Ahiret
#cehennem #rab
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ
Fe yevmeizin la yuazzibu azabehu ehad.
Mustafa İslamoğlu
İşte o gün hiçbir kimse O'nun tattırdığı can yakıcı mahrumiyeti tattıramaz;
Elmalılı Hamdi Yazır
artık o gün onun ettiği azabı kimse edemez
Diyanet İşleri
Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
Mehmet Okuyan
O gün, O'nun (Allah'ın) edeceği azap (gibi) kimse azap edemez.
Suat Yıldırım
İşte o gün O'nun ettiği azabı kimse edemez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Artık o gün O'nun ettiği azabı kimse edemez.
Muhammed Esed
Hiç kimse Allah'ın o Gün (günahkarlara verdiği) azap gibi azap veremez;
Yaşar Nuri Öztürk
O gün hiç kimse O'nun azabı gibi azap edemez.
Süleymaniye Vakfı
O gün Rabbinin vereceği azabı hiç kimse veremez,[1]
Süleyman Ateş
O gün O'nun yapacağı azabı kimse yapamaz.

Fecr 89:26

Cüz: 30 | Sayfa: 593
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ
Ve la yusiku ve sakahu ehad.
Mustafa İslamoğlu
ve hiçbir kimse O'nun zaptettiği gibi zaptedemez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onun vurduğu bağı kimse vuramaz
Diyanet İşleri
Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
Mehmet Okuyan
O'nun (vuracağı) bağ (gibi) kimse bağ vuramaz.
Suat Yıldırım
O'nun vurduğu bağı kimse vuramaz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve O'nun vurduğu bağ gibi kimse vuramaz.
Muhammed Esed
ve hiç kimse O'nun gibi bağlarla bağlayamaz.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibi bağ vuramaz.
Süleymaniye Vakfı
onun vuracağı bağı da hiç kimse vuramaz.[1]
Süleyman Ateş
Ve O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz!

Fecr 89:27

Cüz: 30 | Sayfa: 593
Ahiret
#cennet #rab
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ
Ya eyyetuhen nefsul mutmainneh.
Mustafa İslamoğlu
(imdi) ey (Allah'la) tatmin olmuş insanoğlu:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey o rabbına muti' olan nefs-i mutmeinne!
Diyanet İşleri
(Allah, şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!"
Mehmet Okuyan
Ey huzura kavuşan nefis (insan)!
Suat Yıldırım
(27-30) Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey Rabbine itaat eden huzura ermiş ruh,
Muhammed Esed
(Ama dürüst ve erdemlilere,) "Ey iç huzuruna ermiş olan insanoğlu!" (diye seslenecek Allah,)
Yaşar Nuri Öztürk
Ey sükuna kavuşmuş benlik!
Süleymaniye Vakfı
Ey içi rahat olan kişi![1]
Süleyman Ateş
Ey huzura eren nefis!