Tarık 86:12
Cüz: 30 | Sayfa: 590
وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ
Vel ardı zatis sad'.
#doğa
#emanet
Mealler
Mustafa İslamoğlu
ve (bitkilerle) yarılan yer şahit olsun:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o arzı zati sad'a
Diyanet İşleri
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
Mehmet Okuyan
Yarılan yere ki
Suat Yıldırım
(11-12) Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yarılan yere,
Muhammed Esed
ve bitkilerle patlayıp yarılan yeri!
Yaşar Nuri Öztürk
Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun,
Süleymaniye Vakfı
Çatlama özelliğine sahip yere[1] de yemin olsun ki
Dipnot 1
Topraktaki bu özellik, bitkinin bitmesine imkan verdiği gibi (Abese 80/24-32) ölüp toprağa karışan insanın, oradan bir bitki gibi yeniden yaratılmasına da imkan verir (Rum 30/19).
Süleyman Ateş
(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki,
Benzer Ayetler
Enfal
8:42
Skor: 22
Ortak tag: 2 | Tag overlap: 67%
اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوٰى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْۜ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْم۪يعَادِۙ وَلٰكِنْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْراً كَانَ مَفْعُولاًۙ لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيٰى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَسَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ
O zaman siz vadinin yakın ucunda, onlar da uzak ucundaydı; kervansa sizden hayli aşağıdaydı. Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz zamanı bu kadar isabetli tutturamazdınız. Fakat Allah olması mukadder bir işi gerçekleştirmek için (böyle) yaptı kı; helak olan hakkın açık bir müdahelesiyle helak olsun, hayatta kalan da (yine) hakkın açık bir müdahalesiyle hayatta kalsın: Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
Enfal
8:72
Skor: 16
Ortak tag: 2 | Tag overlap: 29%
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
İmanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince: işte bunlar birbirlerinin (gerçek) dostudurlar. Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç edinceye kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez. Şu var ki, eğer dini baskıya karşı sizden yardım isterlerse, bu durumda size düşen yardım etmektir; yeter ki kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın: çünkü Allah yaptıklarınızın tümünü görmektedir.