SQ SemanticQuran

Vakıa 56:4

Cüz: 27 | Sayfa: 533
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجاًّۙ
İza ruccetil ardu recca.
Yaratılış / Deliller (3/5) Tabiat ve Ekoloji (2/5) Sosyal Yaşam / Aile (2/5)
#korku #boşanma #yer #dağlar

Mealler

Mustafa İslamoğlu
Yer dehşetli bir sarsılışla sarsıldığında,
Elmalılı Hamdi Yazır
Yer bir sarsılış sarsıldığı
Diyanet İşleri
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
Suat Yıldırım
Yer şiddetle sarsıldığı,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yer şiddetle sarsıldığı.
Muhammed Esed
Yer (şiddetli) bir sarsıntı ile sarsıldığında,
Yaşar Nuri Öztürk
Yerküre bir sarsılışla sarsıldığında,
Süleymaniye Vakfı
Yer çalkalanıp[1] yerinden oynadığı,
Dipnot 1
Hakka 69/14, Müzzemmil 73/14, Fecr 89/21, Zilzal 99/1.
Süleyman Ateş
Yer şiddetlice sarsıldığı,

Benzer Ayetler

Müzzemmil 73:14
Skor: 45
Kat: 3 | Tag: 4 | Güçlü: korku
يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَث۪يباً مَه۪يلاً
o gün yerler ve dağlar dehşetli sarsılacak; ve sonunda dağlar kum yığınına dönüşerek eriyip akacak.
Vakıa 56:3
Skor: 34
Kat: 3 | Tag: 3
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ
O'dur (bazılarını) alçaltan, (bazılarını) yücelten.
Vakıa 56:5
Skor: 34
Kat: 3 | Tag: 3
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَساًّۙ
ve dağlar paramparça olup
Vakıa 56:6
Skor: 34
Kat: 3 | Tag: 3
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثاًّۙ
toz zerrecikleri haline geldiğinde,
Vakıa 56:7
Skor: 34
Kat: 3 | Tag: 3
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ
sizler üç sınıfta tasnif edilmiş olacaksınız.
Hâkka 69:14
Skor: 34
Kat: 3 | Tag: 3
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً
yeryüzü ve dağlar yerlerinden edilip, ardından da tek bir seferde un ufak edildiğinde:
Nisa 4:77
Skor: 32
Kat: 2 | Tag: 3 | Güçlü: korku
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلاً
Kendilerine "(Artık savaştan) çekin ellerinizi! Namazı istikametle kılın, zekatı içten gelerek verin" denilenlerin haline baksana bir! Ama onlara savaşmaları emredildiği zaman, içlerinden bir gurup Allah'tan korkarcasına, hatta daha da büyük bir korkuyla insanlardan korkmaya başladılar ve şöyle dediler: "Rabbimiz! Niçin bize savaşı emrettin? Bize biraz daha süre tanıyamaz mıydın!" De ki: "Dünyevi tatmin geçici bir hazdır, ahiret ise sorumluluk sahibi biri için en hayırlı olandır; sonuçta zerre kadar haksızlığa uğramayacaksınız.
Tur 52:10
Skor: 32
Kat: 2 | Tag: 2 | Güçlü: korku
وَتَس۪يرُ الْجِبَالُ سَيْراًۜ
Dağlar dehşet bir yürüyüşle yürür.
Bakara 2:229
Skor: 32
Kat: 2 | Tag: 3 | Güçlü: korku
اَلطَّـلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَأْخُذُوا مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـٔاً اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
(Dönüşü mümkün olan) boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle (son defa boşayıp) ayrılmaktır. Bu durumda kadınlarınıza verdiğiniz şeyleri geri almanız, her iki tarafın da Allah'ın koyduğu sınırları koruyamama endişeleri dışında, sizin için helal değildir. Eğer Allah'ın her iki taraf için koyduğu sınırları koruyamamalarından endişe ederseniz, bu durumda kadının fidye verip ayrılmasında her ikisi için de bir vebal yoktur. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, sakın ha aşmayın! Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa, işte onlar zulmetmiş olurlar.
Araf 7:91
Skor: 29
Kat: 1 | Tag: 2 | Güçlü: korku
فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۚۛ
Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.