SQ SemanticQuran

Ayetler

Arama örnekleri: hidayet dalalet, "doğru yol", hidayet OR dalalet, iman -şirk
Temizle
Toplam sonuç: 6236

Ali İmran 3:48

Cüz: 3 | Sayfa: 55
Tarih
#rab #kitap #peygamber #insan_yaratılışı #melek #meryem
وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ
Ve yuallimuhul kitabe vel hikmete vet tevrate vel incil.
Mustafa İslamoğlu
O, (İsa)ya vahyi ve o vahyi ile doğru hükme varmada kullanılacak yöntemi, Tevrat ve İncil'i öğretecek;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ona hem kitabet öğretecek hem hikmet hem Tevrat hem İncil
Diyanet İşleri
Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek.
Mehmet Okuyan
(Allah) ona Kitab'ı, hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini), Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
Suat Yıldırım
(48-49) (Melekler Hz. İsa hakkında Meryem ile konuşurken onun şu sıfatlarını da ilave ettiler:) "Allah ona kitabı (yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecektir. Onu İsrailoğullarına resul olarak gönderecek, o da onlara şöyle diyecektir: "Size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gönderildim: Ben size çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapar içine üflerim, o da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Keza ben anadan doğma körü ve abraşı iyileştirir, hatta Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi ve biriktirip sakladıklarınızı da bilirim. Eğer inanmaya niyetiniz varsa, elbette bunlarda sizin için alacak dersler vardır."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ona hem yazıyı, hem hikmeti, hem Tevrat'ı, hem İncil'i öğretecek.
Muhammed Esed
O, senin oğluna (hem) vahyi ve hikmeti öğretecek, (hem de) Tevrat'ı ve İncil'i;
Yaşar Nuri Öztürk
Ona Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
Süleymaniye Vakfı
Allah İsa'ya kitabı ve hikmeti;[1] Tevrat'ı ve İncil'i[2] öğretecektir.
Süleyman Ateş
"Ona Kitabı, Hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek."

Ali İmran 3:49

Cüz: 3 | Sayfa: 55
Istenen Tarih Dua / yöneliş
#dua #rab #kitap #iman #peygamber #insan_yaratılışı #melek #meryem
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Ve resulen ila beni israile enni kad ci'tukum bi ayetin min rabbikum, enni ehluku lekum minet tini ke heyetit tayri fe enfuhu fihi fe yekunu tayran bi iznillah, ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah, ve unebbiukum bi ma te'kulune ve ma teddehırune, fi buyutikum inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin.
Mustafa İslamoğlu
üstelik onu İsrailoğullarına elçi yapacaktır; şöyle (diyen bir elçi): "Ben size Rabbimden bir mesaj getirdim. Size çamurdan kuşa benzer bir maket yapar, ardından ona üflerim, Allah'ın izniyle kuş oluverir. Körleri ve cüzzamlıları iyileştirir, yine Allah'ın izniyle ölüleri hayata döndürürüm. Dahası yiyebileceğiniz ve evlerinizde saklayabileceğiniz şeyleri size haber veririm. Hiç kuşkusuz, eğer gerçekten inanıyorsanız, bütün bunlarda sizin için mucizevi bir mesaj vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem Beni İsraile bir Resul olarak, söyleyecek ki: ben size rabbınızdan bir ayetle geldim, ben size çamurdan kuş biçimi gibi bir mahluk biçerim de içine üflerim, Allahın izniyle derhal bir kuş olur, yine Allahın izniyle gözsüzü ve abraşı iyi eder ve ölüleri diriltirim, ve evlerinize ne yiyor ve ne biriktiriyorsanız size haber veririm elbette bunda size şüphesiz bir ayet vardır eğer iman edecek iseniz
Diyanet İşleri
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."
Mehmet Okuyan
İsrailoğullarına bir elçi olarak (görevlendirilecek olan İsa şöyle demişti): "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden elbette delil getirmiş (olacağım). Şüphesiz ki ben size çamurdan bir kuş şeklinde bir şey (heykel) yapacağım, ona üfleyeceğim, o da Allah'ın izni ile kuş olacak. (Yine) Allah'ın izni ile körü ve (teni) alacalıyı iyileştirecek, ölüleri dirilteceğim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size bildirereceğim. İnananlarsanız şüphesiz ki bunda sizin için bir delil vardır.[1]
Suat Yıldırım
(48-49) (Melekler Hz. İsa hakkında Meryem ile konuşurken onun şu sıfatlarını da ilave ettiler:) "Allah ona kitabı (yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecektir. Onu İsrailoğullarına resul olarak gönderecek, o da onlara şöyle diyecektir: "Size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gönderildim: Ben size çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapar içine üflerim, o da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Keza ben anadan doğma körü ve abraşı iyileştirir, hatta Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi ve biriktirip sakladıklarınızı da bilirim. Eğer inanmaya niyetiniz varsa, elbette bunlarda sizin için alacak dersler vardır."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu İsrailoğullarına Peygamber olarak gönderecek; onlara diyecek ki: "Ben, size Rabbinizden bir mucize ile geldim. Ben, size çamurdan kuş biçiminde bir yaratık yaparım, içine üflerim; Allah'ın izniyle hemen bir kuş olur. Yine Allah'ın izniyle, anadan doğma körü ve abraşı iyi eder, ölüleri diriltirim ve size evlerinizde yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi haber veririm. Eğer iman edecekseniz, şüphesiz bunda size bir delil vardır.
Muhammed Esed
Ve o'nu İsrailoğulları'na elçi (yapacak)". "Ben, size Rabbinizden bir mesaj getirdim. Sizin için çamurdan, adeta kaderinizin suretini yapacağım ve sonra ona üfleyeceğim ki Allah'ın izniyle (sizin) kaderiniz olsun; körleri ve cüzzamlıları iyileştireceğim ve Allah'ın izniyle ölüleri yeniden hayata döndüreceğim: neleri yiyebileceğinizi ve evlerinizde neleri saklayabileceğinizi size bildireceğim. Şüphesiz, eğer (gerçekten) inanıyorsanız, bütün bunlarda sizin için bir mesaj vardır."
Yaşar Nuri Öztürk
Onu Beni İsrail'e şöyle konuşan bir resul yapacak: "Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır."
Süleymaniye Vakfı
(İsa) İsrailoğullarına gönderilmiş bir elçi olarak (onlara şöyle dedi): "Size, Rabbinizin ayeti /mucizesi ile geldim. Sizin için balçıktan kuş şeklinde bir şey yaratırım[1] sonra ona üflerim de Allah'ın izni ile bir kuş olur. Doğuştan kör olan ve alaca hastalığı olanı iyileştirir, Allah'ın izni ile ölüleri diriltirim. Evlerinizde neler yediğinizi ve neleri biriktirdiğinizi de size bildiririm. Eğer inanıp güvenen kimselerseniz bunlarda sizin için gerçekten birer ayet /mucize vardır.
Süleyman Ateş
"Onu İsrail oğullarına (şöyle diyen) bir elçi yapacak: "Ben size Rabbinizden bir mu'cize getirdim: Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratır, ona üflerim, Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir; körü ve alacalıyı iyileştiririm; Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim; evlerinizde ne yeyip, ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanıcı iseniz elbette bunda sizin için bir ibret vardır."

Ali İmran 3:50

Cüz: 3 | Sayfa: 55
Tarih
#musa #rab #kitap #uyarı #korku
وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ
Ve musaddikan lima beyne yedeyye minet tevrati ve li uhılle lekum ba'dallezi hurrime aleykum ve ci'tukum bi ayetin min rabbikum fettekullahe ve etiun.
Mustafa İslamoğlu
Tevrat'tan bana kadar ulaşanın doğruluğunu tasdik etmek ve size (gelenek yoluyla) yasak edilmiş olan şeyler içerisinden bazılarını helal kılmak için geldim ve size Rabbinizden bir mesaj getirdim: Allah'a karşı sorumluluğunuzu bilin ve bana uyun!
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem Tevrattan önümde bulunanı bir tasdıkcı olarak ve hem size haram edilenin ba'zısını halal kılayım diye ve Rabbınızdan bir ayet ile size geldim, artık, Allahdan korkun da bana itaat edin.
Diyanet İşleri
"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Mehmet Okuyan
Önümdeki Tevrat'ı(n aslını) doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri de helal kılmam için (gönderildim).[1] Size Rabbinizden bir delil getirdim. Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!
Suat Yıldırım
"Keza ben, benden önceki Tevrat'ı tasdik etmek ve size (Musa şeriatinde) haram kılınan bazı şeyleri mübah kılmak için geldim. Doğrusu ben size Rabbiniz tarafından bir mucize getirdim. Öyleyse Allah'a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ben, hem size, Tevrat'tan önümde bulunanı tasdik edici hem de size haram edilenin bir kısmını helal kılmak için ve Rabbınızdan bir mucize ile size geldim; Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
Muhammed Esed
"(Ben), Tevrat'tan günümüze kalanın doğruluğunu tasdik etmek ve (önceden) size yasak edilen şeylerin bazısını helal kılmak için (geldim). Ve size Rabbinizden bir mesaj getirdim; öyleyse Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın ve bana tabi olun."
Yaşar Nuri Öztürk
"Tevrat'tan önümde bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
Süleymaniye Vakfı
Önümdeki Tevrat'ı tasdik eden biri olarak[1] ve size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için geldim.[2] Size, Rabbinizin ayeti/mucizesi ile geldim. Artık Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve bana gönülden boyun eğin.[3]
Süleyman Ateş
"(Ben), Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri size helal yapayım diye gönderildim. Size Rabbinizden bir mu'cize getirdim, Allah'tan korkun, bana ita'at edin!"

Ali İmran 3:51

Cüz: 3 | Sayfa: 55
Allah Dua / yöneliş
#dua #hidayet #rab
اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ
İnnallahe rabbi ve rabbikum fa'buduh, haza sıratun mustakim.
Mustafa İslamoğlu
Hiç kuşkusuz Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir: artık yalnız O'na kulluk edin, bu dosdoğru yoldur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphe yok ki Allah benim de Rabbım sizin de Rabbınızdır, onun için hep ona ibadet edin, bu işte doğru yoldur
Diyanet İşleri
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Allah benim de Rabbimdir; sizin de Rabbinizdir.[1] O'na kulluk edin! Doğru yol budur."
Suat Yıldırım
Şüphe yok ki Allah hem sizin, hem de benim Rabbimdir. Öyleyse, yalnız O'na ibadet edin. İşte doğru yol budur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphe yok ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu doğru yoldur."
Muhammed Esed
"Kuşkusuz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin: Bu, dosdoğru bir yoldur."
Yaşar Nuri Öztürk
"Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; o halde, O'na kulluk edin. İşte bu, dosdoğru bir yoldur."
Süleymaniye Vakfı
Şüphesiz Allah benim de Rabbimdir sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona kulluk edin; bu dosdoğru bir yoldur."[1]
Süleyman Ateş
"Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk edin, doğru yol budur."

Ali İmran 3:52

Cüz: 3 | Sayfa: 55
Istenen
#emanet #iman #inkar
فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ
Fe lemma ehassa isa min humul kufre kale men ensari ilallah, kalel havariyyune nahnu ensarullah, amenna billah, veşhed bi enna muslimun.
Mustafa İslamoğlu
İsa, onlardaki küfrü fark edince sordu: "Kim Allah'a ulaşan yolda bana yardım eder?" Havariler dediler ki: "Allah'ın yardımcıları biziz: Biz Allah'a inandık, Sen de şahit ol ki biz Allah'a teslim olan müslümanlarız!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine vakta ki İsa onlardan küfrü hissetti "kim benim Allaha arkadaşlarım?" dedi, Havariyyun "biziz, dediler: Allah arkadaşları, biz Allaha iman ettik, hem bizim imanı lekesiz Müslimler olduğumuza şahid ol
Diyanet İşleri
İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız" dediler.
Mehmet Okuyan
İsa, onlardaki inkârcılığı sezince "Allah'a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?" demiş, Havariler[1] de "Biz Allah'ın (yolunun) yardımcılarıyız;[2] Allah'a iman ettik. Şahit ol ki biz müslümanlarız"[3] demişlerdi.
Suat Yıldırım
Ne zaman ki İsa onların inkarlarında ısrar ettiklerini hissetti, "Allah'a giden yolda bana yardım edecek kim var?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Biz Allah'a iman ettik. Ey İsa, bizim Müslüman olup Allah'a itaat ettiğimize sen de şahid ol!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İsa onların inkar ettiklerini sezince: "Kimdir benim Allah yolunda arkadaşlarım?" dedi. Havariler: "Biziz Allah dininin yardımcıları, biz Allah'a iman ettik. Sen bizim lekesiz bir iman ile teslim olduğumuza şahit ol!" dediler.
Muhammed Esed
İsa, onların hakikati reddettiklerinin farkına varınca sordu: "Kim Allah yolunda benim yardımcılarım olacak?" Beyazlara bürünmüş olanlar cevap verdi: "Biz, (Allah yolunda) senin yardımcıların olacağız! Biz Allah'a inanırız: Sen de şahit ol, biz O'na teslim olmuşuz!
Yaşar Nuri Öztürk
İsa onlardan inkarı sezince şöyle konuştu: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kim?" Havariler dediler ki: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız. Allah'a iman ettik biz. Tanık ol, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız."
Süleymaniye Vakfı
İsa, onların kafirliklerini hissedince: Allah için benim yardımcılarım kimlerdir?" diye seslendi. Havariler[1] dediler ki: Allah için senin yardımcıların biziz. Allah'a inanıp güvendik. Şahit ol, biz ona teslim olmuş kimseleriz![2]
Süleyman Ateş
İsa onlardan inkarı sezince: "Allah yolunda kimler bana yardımcı olacak?" dedi. Havariler: "Biz, Allah(yolun)un yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahid ol, biz müslümanlarız." dediler.

Ali İmran 3:53

Cüz: 3 | Sayfa: 56
Istenen Dua / yöneliş
#dua #emanet #rab #iman #peygamber
رَبَّنَٓا اٰمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ
Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'nar resule fektubna meaş şahidin.
Mustafa İslamoğlu
"Rabbimiz! İndirdiklerine iman ettik, elçiye de tabi olduk: Bu nedenle bizi (hakikate) şahit olanlarla birlikte yaz!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya rabbena! indirdiğine iman ettik ve Resulün ardınca gittik, imdi bizi o şahidlerle beraber yaz
Diyanet İşleri
"Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz."
Mehmet Okuyan
(Havariler demişti ki:) "Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve o Elçiye[1] uyduk. Bizi şahitlerle birlikte yaz."[2]
Suat Yıldırım
"Ya Rabbena! İndirdiğin kitaba iman edip elçinin yolunu tuttuk. "Sen de bizi, birliğini ve nebilerini tanıyan şahitlerle birlikte yaz!" dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey Rabbimiz, indirdiğine inandık ve Peygamber'in ardınca gittik; şimdi bizi o şahitlerle birlikte yaz!
Muhammed Esed
Ey Rabbimiz! Bize yücelerden indirdiğine inanıyor ve bu elçi'ye tabi oluyoruz; o halde bizi (hakikate) şahitlik yapanlarla bir tut!"
Yaşar Nuri Öztürk
"Ey Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik, resule uyduk; artık bizi gerçeğin tanıklarıyla beraber yaz!"
Süleymaniye Vakfı
Rabbimiz! indirdiğin kitaba inanıp güvendik ve bu elçiye uyduk. Sen de bizi (buna) şahit olanlarla birlikte yaz."[1]
Süleyman Ateş
"Rabbimiz, senin indirdiğine inandık, elçiye uyduk; bizi şahidlerle beraber yaz!"

Ali İmran 3:54

Cüz: 3 | Sayfa: 56
Ahiret
#rab #hesap #inkar #kuran
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟
Ve mekeru ve mekarallah, vallahu hayrul makirin.
Mustafa İslamoğlu
(İnkarcılar İsa'ya) tuzak kurdular; Allah da onların tuzağını başlarına geçirdi: Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bununla beraber mekrettiler Allah da mekirlerine mekretti, öyle ya, Allah hayrülmakirindir
Diyanet İşleri
Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Mehmet Okuyan
Onlar (yahudiler) tuzak kurdu. Allah da (buna karşı) tuzak kurdu.[1] Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.[2]
Suat Yıldırım
Öbürleri ise hileler yaptılar. Allah da onların hilelerini boşa çıkardı. Allah, hileleri boşa çıkarmakta pek güçlüdür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bununla birlikte hileye başvurdular, Allah da onların hilelerini boşa çıkardı. Allah, hileyi boşa çıkaranların en hayırlısıdır.
Muhammed Esed
İnanmayanlar İsa'ya tuzak kurdular; ama Allah onların tuzaklarını boşa çıkardı: çünkü Allah, tuzak kuranların tümünün üstündedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Süleymaniye Vakfı
(Kafirlik edenler İsa'ya karşı) bir plan kurdular; Allah da plan kurdu.[1] Allah, plan kuranların en iyisidir.
Süleyman Ateş
Tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarına karşılık verdi; çünkü Allah, en iyi tuzak kurandır.

Ali İmran 3:55

Cüz: 3 | Sayfa: 56
Ahiret
#inkar #ölüm #ölçü_tartı
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
İz kalellahu ya isa inni muteveffike ve rafiuke ileyye ve mutahhiruke minellezine keferu ve cailullezinettebeuke fevkallezine keferu ila yevmil kıyameh, summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fima kuntum fihi tahtelifun.
Mustafa İslamoğlu
O zaman Allah "Ey İsa!" demişti, "Seni Ben ölüme yollayacağım ve katıma yücelteceğim ve seni küfreden kimselerden arındıracağım; sana uyanları, Kıyamet Gününe kadar (ve o günde) inkar edenlere üstün kılacağım: Sonra hepinizin dönüşü Bana olacak. İşte o zaman anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda Ben hüküm vereceğim.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakit ki Allah buyurdu: ya İsa! emin ol ben seni eceline yetireceğim ve seni bana ref' edeceğim ve seni o küfredenlerden pakliyeceğim ve sana tabi' olanları o küfredenlerin kıyamet gününe kadar fevkında kılacağım, sonrada hep dönümünüz banadır, ıhtılaf edib durduğunuz şeyler hakkında o vakit aranızda hükmü ben vereceğim
Diyanet İşleri
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."
Mehmet Okuyan
Hani Allah şöyle demişti: "Ey İsa! Şüphesiz ki seni ben vefat ettireceğim;[1] seni bana (katıma) yükselteceğim;[2] seni kâfir olanlardan arındıracağım ve sana uyanları kâfir olanlardan kıyamet gününe kadar üstün kılacağım. Sonunda dönüşünüz sadece banadır ve ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hüküm vereceğim."
Suat Yıldırım
O zaman Allah şöyle buyurmuştu: "İsa! seni öldürecek olan, onlar değil Ben'im. Seni Kendi nezdime yükseltecek, seni inkarcıların içinden kurtarıp temize çıkaracak ve sana tabi olanları ta kıyamete kadar kafirlere üstün kılacak olan da Ben'im. Sonra hepinizin dönüşü Bana olacak. Ben de aranızda ihtilaf ettiğiniz konularda hükmümü vereceğim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O vakit ki, Allah şöyle buyurdu: "Ey İsa, gerçekten seni öldüreceğim, seni kendime kaldıracağım, seni o inkar edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar, o inkarcılardan üstün kılacağım. Sonra da hep dönüşünüz Bana olacak ve o zaman anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda hükmü Ben vereceğim."
Muhammed Esed
O zaman Allah: "Ey İsa!" demişti, "Seni ölüme yollayacağım ve Katıma yücelteceğim ve seni hakikati inkara şartlanmış olanlar(ın arasın)dan çekip arındıracağım; sana tabi olanları, Kıyamet Günü, hakikati inkara şartlanmış olanların (kat kat) üstüne çıkaracağım. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda Ben hüküm vereceğim."
Yaşar Nuri Öztürk
Allah şunu da demişti: "Ey İsa, senin canını alacağım, seni kendime yükselteceğim; seni, inkar edenlerden uzaklaştırıp arındıracağım. Ve sana uyanları, inkar edenlerin, kıyamete kadar üstünde tutacağım. Sonra bana olacak dönüşünüz; tartışıp durduğunuz şeyler hakkında aranızda ben hüküm vereceğim."
Süleymaniye Vakfı
Bir gün Allah şöyle dedi: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim[1] ve katıma yükselteceğim.[2] Kafirlik eden şu insanlardan seni arındıracağım. Sana uyanları, kıyamet /mezardan kalkış gününe kadar, kafirlik edenlere üstün kılacağım.[3] Sonra dönüp geleceğiniz yer huzurumdur. Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda, o zaman hüküm vereceğim.[4]
Süleyman Ateş
Allah demişti ki: "Ey İsa, ben senin canını alacağım, seni bana yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz bana olacaktır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."

Ali İmran 3:56

Cüz: 3 | Sayfa: 56
Ahiret
#ahiret #cehennem #rab #inkar
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ
Fe emmellezine keferu fe uazzibuhum azaben şediden fid dunya vel ahıreti, ve ma lehum min nasirin.
Mustafa İslamoğlu
İnkarında direnenlere gelince: onlara bu dünyada ve ahirette şiddetli azap çektireceğim: kendilerine yardım eden birini de bulamayacaklar."
Elmalılı Hamdi Yazır
Hasılı: O küfredenleri dünyada ve ahırette şiddetli bir azab ile ta'zib edeceğim, hem onlara yardımcılardan eser yoktur
Diyanet İşleri
"İnkar edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır."
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlar var ya, onlara dünyada da ahirette de şiddetli bir azapla azap edeceğim; onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
Suat Yıldırım
Hasılı, inkar edenleri hem dünyada, hem ahirette şiddetli bir azap ile cezalandıracağım. Onları bu azaptan kurtarabilecek yardımcılar da bulunmayacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O inkar edenleri, dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım, onların hiçbir yardımcıları da olmayacak!
Muhammed Esed
"Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, onlara bu dünyada ve ahirette şiddetli bir azap çektireceğim ve onlar kendilerine yardım edecek kimse bulamayacaklar;
Yaşar Nuri Öztürk
"Küfre sapanlar var ya, işte onlara dünyada ve ahirette şiddetle azap edeceğim. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır onların."
Süleymaniye Vakfı
Kafirlik edenler var ya onları hem dünyada hem ahirette çetin bir azapla cezalandıracağım. Onlara yardım edecek hiç kimse de olmayacaktır.[1]
Süleyman Ateş
"İnkar edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetle azabedeceğim, onların yardımcıları da olmayacaktır."

Ali İmran 3:57

Cüz: 3 | Sayfa: 56
#iman #zulüm
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ
Ve emmellezine amenu ve amilus salihati fe yuveffihim ucurehum vallahu la yuhibbuz zalimin.
Mustafa İslamoğlu
İnanan ve ıslah edici iyi işler işleyenlere gelince: (Allah) onlara ödüllerini tam olarak verecektir; zira Allah zalimleri asla sevmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Amma iman edib salih ameller işliyenlere gelince onlara ecirlerini tamamiyle öder de Allah zalimleri sevmez
Diyanet İşleri
"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."
Mehmet Okuyan
İman edip iyi işler yapanlara gelince, (Allah) onların ödüllerini tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez.
Suat Yıldırım
İman edip makbul ve güzel işler yapanların ise mükafatlarını tam tamına ödeyecektir. Allah zalimleri sevmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ancak iman edip yararlı işler yapanlara, mükafatlarını tamamıyla öder ve Allah zulmedenleri sevmez.
Muhammed Esed
ama iman edip doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mükafatlarını tam olarak verecektir: Zira O, zalimleri sevmez."
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, Allah onlara ödüllerini tam olarak verecektir. Allah zalimleri sevmez.
Süleymaniye Vakfı
İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlara gelince, Allah onların ödüllerini tam olarak verecektir.[1] Allah yanlışa dalanları sevmez."
Süleyman Ateş
İnanıp iyi şeyler yapanlara da (Allah) mükafatlarını tam olarak verecektir. Allah zalimleri sevmez.

Ali İmran 3:58

Cüz: 3 | Sayfa: 56
#kitap #peygamber
ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَك۪يمِ
Zalike netluhu aleyke minel ayati vez zikril hakim hakimi).
Mustafa İslamoğlu
Bütün bunlar, sana bildirdiğimiz mesajlardan ve hikmetli haberlerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o hüküm, biz onu sana bu ayetlerden ve hikmetli zikirden peyderpey okuyoruz.
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
Mehmet Okuyan
Bu, sana tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetlerden ve doğru hükümler içeren hatırlatma(lar)dandır.
Suat Yıldırım
Ey Resulüm! İşte bunlar, bu vak'alar, sana bildirdiğimiz ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dandır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o hükmü, Biz sana bu ayetlerde ve hikmetlerle dolu Kur'an'dan aşama aşama okuyoruz.
Muhammed Esed
Bu bildirdiklerimiz, sana ilettiğimiz mesajlardan ve hikmet yüklü haberlerdendir.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir'den okuduğumuzdur.
Süleymaniye Vakfı
Bunları sana[1] ayetlerden; doğru hükümler içeren Zikir'den[2] /Kitap'tan bağlantılarıyla birlikte okuyoruz.
Süleyman Ateş
İşte bu sana okuduğumuz, o ayetlerden ve o hikmetli Zikir(Kitap)dandır.

Ali İmran 3:59

Cüz: 3 | Sayfa: 56
Tarih
#yaratılış #adem
اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
İnne mesele isa indallahi ke meseli adem, halakahu min turabin summe kale lehu kun fe yekun.
Mustafa İslamoğlu
Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Allah onu toprak türünden yarattı, ardından ona "Ol!" dedi; o da oluş sürecine girdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu Allah ındinde İsa meseli Adem meseli gibidir: Onu topraktan yarattı sonra da ona "ol!" dedi, o halde olur
Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.
Mehmet Okuyan
Allah katında İsa'nın örneği, Âdem'in örneği gibidir. (Allah) onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi, o da hemen olmaya başladı.[1]
Suat Yıldırım
Allah yanında İsa'nın durumu, aynen Adem'in durumu gibidir. Allah Adem'i topraktan yaratıp "ol" dedi, o da derhal oluverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı sonra da ona: "Ol!" dedi. O da hemen oluverdi.
Muhammed Esed
Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir, ki Allah onu topraktan yarattı ve sonra "Ol!" dedi; işte (insanoğlu böylece) oluverir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi. Artık o, olur.
Süleymaniye Vakfı
Allah katında İsa'nın durumu tıpkı Adem'in durumu gibidir.[1] Allah Adem'i topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi; o da oluştu.[2]
Süleyman Ateş
Allah'a göre İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu, topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi, artık olur...

Ali İmran 3:60

Cüz: 3 | Sayfa: 56
#rab
اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ
El hakku min rabbike fe la tekun minel mumterin.
Mustafa İslamoğlu
İşte (bu) gerçek sana Rabbin tarafından bildirildi; öyleyse tereddüt edenlerden olma.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu hak senin rabbından, binaenaleyh şüphe edenlerden olma
Diyanet İşleri
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Mehmet Okuyan
Gerçek, Rabbinden (gelen)dir. Sakın şüphe edenlerden olma![1]
Suat Yıldırım
Hakikat, Rabbinin tarafından gelir. Bunda hiçbir tereddüdün olmasın!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bu gerçek senin Rabbindendir; bunun için şüphe edenlerden olma!
Muhammed Esed
(Bu), Rabbinden bir hakikat(tir); öyleyse, şüphecilerden olma!
Yaşar Nuri Öztürk
Hak, Rabbindendir. O halde, kuşku duyanlardan olma.
Süleymaniye Vakfı
Bütün gerçekler, senin Rabbinden gelendir. Sakın tereddüt edenlerden olma![1]
Süleyman Ateş
(Bu,) Rabbinden gelen gerçektir. Öyle ise kuşkulananlardan olma.

Ali İmran 3:61

Cüz: 3 | Sayfa: 56
#dua #ölçü_tartı
فَمَنْ حَٓاجَّكَ ف۪يهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَٓاءَنَا وَاَبْنَٓاءَكُمْ وَنِسَٓاءَنَا وَنِسَٓاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ
Fe men hacceke fihi min ba'di ma caeke minel ilmi fe kul tealev ned'u ebnaena ve ebnaekum ve nisaena ve nisaekum ve enfusena ve enfusekum summe nebtehil fe nec'al la'netallahi alel kazibin.
Mustafa İslamoğlu
Sana gelen (bu) bilgiden sonra, bu konuda seninla tartışanlara de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizimkileri ve sizinkileri çağıralım; sona canı gönülden yalvaralım ve Allah'ın lanetinin yalan söyleyenler üzerine olmasını dileyelim.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle münakaşaya kalkarsa haydı de: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı kadınlarımız ve kadınlarınızı kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım sonra can-u gönülden ibtihal ile dua edelim de Allahın la'netini yalancıların boynuna geçirelim
Diyanet İşleri
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."
Mehmet Okuyan
Sana bilgi geldikten sonra seninle bu konuda tartışanlara de ki: "Gelin, biz ve siz, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım; sonra da Allah'ın lanetinin yalancılar üzerine olması için gönülden lanetleşelim."[1]
Suat Yıldırım
Artık sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle İsa hakkında tartışmaya girerse de ki: "Haydi gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi çağırıp, sonra da gönülden Allah'a yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allah'ın lanetinin onların üzerine inmesini dileyelim!"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle tartışmaya kalkarsa de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı çağıralım, kendimiz ve kendiniz de onlarla bir araya gelelim. Sonra can u gönülden dua edip Allah'ın lanetini yalancıların boynuna geçirelim!"
Muhammed Esed
Sana gelen asıl bilgiden sonra, kim seninle bu (hakikat) hakkında tartışırsa de ki: "Gelin! Oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizim yandaşlarımızı ve sizin yandaşlarınızı çağıralım; sonra (birlikte) tevazu içinde ve gönülden yalvaralım ve Allah'ın lanetinin (aramızdan) yalan söyleyenlerin üzerine olmasını dileyelim."
Yaşar Nuri Öztürk
Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübahele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım."
Süleymaniye Vakfı
Bu bilgi sana geldikten sonra kim seninle bu gerçek hakkında tartışmaya kalkarsa[1] de ki: "Gelin; çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, sizler ve bizler de katılalım, sonra gönülden yalvaralım da yalan söyleyen tarafı Allah'ın lanetlemesini /dışlamasını isteyelim."[2]
Süleyman Ateş
Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: "Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la'netle du'a edelim de, Allah'ın la'netini yalancıların üstüne atalım!"

Ali İmran 3:62

Cüz: 3 | Sayfa: 57
Tarih
#isa #kudret
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
İnne haza le huvel kasasul hakk, ve ma min ilahin illallah, ve innellahe le huvel azizul hakim.
Mustafa İslamoğlu
İşte budur işin hakikati; Allah'tan başka ilah asla yoktur: Hiç kuşku yok ki Allah, evet, yalnızca O'dur her işinde mükemmel, her hükmünde tam isabet sahibi olan.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu işte budur o kıssanın hak ifadesi, yoksa Allahdan başka bir İlah yoktur ve hakikat Allah o, öyle aziz öyle hakimdir
Diyanet İşleri
Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki bu, (İsa hakkındaki) gerçek haberlerin ta kendisidir. Allah'tan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki Allah -evet O- güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Suat Yıldırım
İşte işin gerçeği budur. Doğrusu Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah hiç şüphesiz azizdir, hakimdir (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu, budur işte o kıssanın gerçek ifadesi. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve Allah gerçekten güçlüdür, hikmet sahibidir.
Muhammed Esed
İşte işin hakikati budur ve Allah'tan başka bir ilah yoktur; şüphe yok ki Allah -yalnızca O- kudret ve gerçek hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte, gerçek kıssanın ta kendisi budur. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve Allah, elbette Aziz'dir, elbette Hakim'dir.
Süleymaniye Vakfı
İşte bu (anlatılanlar), kesinlikle doğru kıssalardır.[1] Allah'tan başka ilah yoktur. Elbette Allah, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.[2]
Süleyman Ateş
İşte (İsa hakkındaki) gerçek kıssa (öykü) budur. Allah'tan başka tanrı yoktur. Allah, elbette aziz (kesin galib), hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali İmran 3:63

Cüz: 3 | Sayfa: 57
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟
Fe in tevellev fe innallahe alimun bil mufsidin.
Mustafa İslamoğlu
Eğer yüz çevirirlerse, unutmasınlar ki, Allah (akideyi) ifsat edenleri çok iyi bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah müfsidleri bilir
Diyanet İşleri
Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.
Mehmet Okuyan
Yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları bilendir.[1]
Suat Yıldırım
Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah o fesatçıları hakkıyla bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah fesatçıları bilir.
Muhammed Esed
Ve eğer (bu hakikatten) yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah ifsad edicilerden tamamiyle haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer yüz çevirirlerse, hiç kuşkusuz Allah, bozguncuları çok iyi bilmektedir.
Süleymaniye Vakfı
Eğer yüz çevirirlerse elbette Allah o bozguncuları bilir.[1]
Süleyman Ateş
Eğer dönerlerse, muhakkak ki Allah, bozguncuları bilir.

Ali İmran 3:64

Cüz: 3 | Sayfa: 57
Istenen Toplum / adalet
#emanet #adalet #şirk #rab #kitap #iman
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِه۪ شَيْـٔاً وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً اَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ
Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevain beynena ve beynekum ella na'bude illallahe ve la nuşrike bihi şey'en ve la yettehize ba'duna ba'den erbaben min dunillah, fe in tevellev fe kuluşhedu bi enna muslimun.
Mustafa İslamoğlu
De ki: "Ey kitap ehli! Sizinle aramızdaki şu ortak ilkeye gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceğiz, O'ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayacağız, Allah'ın yanı sıra başka birilerini rabler olarak kabul etmeyeceğiz! Ve eğer yüz çevirirlerse o zaman deyiniz ki: Şahid olun ki biz, kesinlikle O'na teslim olduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Ey ehli kitab! gelin: Sizinle bizim aramızda müsavi bir kelimeye, şöyle ki: Allahdan başka ma'bud tanımıyalım ona hiç bir şey'i şerik koşmıyalım, ve ba'zımız ba'zımızı Allahdan beride Rab ittihaz etmesin, eğer buna karşı yüz çevirirlerse o vakit şöyle deyin: Şahid olun ki biz hakikaten müslimiz: müsalemetkarız
Diyanet İşleri
De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."
Mehmet Okuyan
De ki: "Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızdaki eşit (ortak) bir söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim; O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Kimimiz kimimizi Allah'ın peşi sıra rabler edinmeyelim!"[1] Yüz çevirirlerse (kitap ehline) "Şahit olun ki biz müslümanlarız" deyin.[2]
Suat Yıldırım
De ki: "Ey Ehl-i kitap! Bizimle sizin aramızda birleşeceğimiz, müşterek ve adil şu sözde karar kılalım: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim. O'na hiçbir şeyi şerik koşmayalım, kimimiz kimimizi Allah'tan başka rab edinmesin." Eğer bu daveti reddederlerse: "Bizim, Allah'ın emirlerine itaat eden müminler olduğumuza şahid olun!" deyin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Ey kendilerine kitap verilenler, gelin aramızda ortak bir kelimede birleşelim, Allah'tan başkasına tapmayalım, O'na hiçbir ortak koşmayalım ve Allah'tan başka kimimiz kimimizi Rab edinmesin!" Eğer bundan yüz çevirirlerse: "Bizim gerçekten müslüman olduğumuza şahit olun!" deyin.
Muhammed Esed
De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Sizinle bizim aramızdaki şu ortak ilkeye gelin: Allah'tan başka kimseye kulluk etmeyeceğiz, O'ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayacağız ve Allah ile birlikte insanları rab edinmeyeceğiz." Ve eğer yüz çevirirlerse de ki: "Şahit olun ki biz kendimizi O'na teslim etmişiz!"
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbirşeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse şöyle söyle: "Tanık olun, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız."
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler![1] Sizinle bizim aramızda ortak olan şu söze gelin:[2] Allah'tan başkasına[3] kulluk etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Kimimiz, kimilerini Allah ile araya koyarak rabler edinmesin."[4] Eğer yine de yüz çevirirlerse onlara deyin ki: "Şahit olun, biz Allah'a teslim olmuş kimseleriz."
Süleyman Ateş
De ki: "Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: "Yalnız Allah'a tapalım. O'na hiçbirşeyi ortak koşmayalım; birbirimizi Allah'tan başka tanrılar edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse; "Şahid olun, biz müslümanlarız!" deyin.

Ali İmran 3:65

Cüz: 3 | Sayfa: 57
#rahmet #kitap #ölçü_tartı
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَمَٓا اُنْزِلَتِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْج۪يلُ اِلَّا مِنْ بَعْدِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ya ehlel kitabi lime tuhaccune fi ibrahime ve ma unziletit tevratu vel incilu illa min ba'dih, e fe la ta'kılun.
Mustafa İslamoğlu
Ey kitap ehli! Neden İbrahim hakkında tartışıp duruyorsunuz? Oysa ki Tevrat da, İncil de ondan sonra indirildi. Akletmiyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Ehli kitab! Niçin İbrahim hakkında münakaşa ediyorsunuz? Halbuki Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirildi bunu da mı akl etmiyorsunuz?
Diyanet İşleri
Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
Mehmet Okuyan
Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? (Oysa) Tevrat ve İncil ondan sonra indirilmişti. Akıl etmiyor musunuz?
Suat Yıldırım
Ey Ehl-i kitap! Tevrat da, İncil de kendisinden çok sonra gönderildikleri halde, ne diye İbrahim hakkında iddialaşıyorsunuz? Buna da mı akıl erdiremiyorsunuz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey kendilerine kitap verilenler, niçin İbrahim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirildi. Bunuda mı kavrayamıyorsunuz?
Muhammed Esed
Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Tevrat ve İncil'in kendisinden (uzun zaman) sonra vahyedildiğini gördüğünüz halde İbrahim hakkında neden tartışıyorsunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?
Süleymaniye Vakfı
Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! İbrahim hakkında niye tartışıyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?[1]
Süleyman Ateş
Ey Kitap ehli, neden İbrahim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Düşünmüyor musunuz?

Ali İmran 3:66

Cüz: 3 | Sayfa: 57
#ölçü_tartı
هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ حَاجَجْتُمْ ف۪يمَا لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪يمَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Ha entum haulai hacectum fi ma lekum bihi ilmun fe lime tuhaccune fi ma leyse lekum bihi ilm, vallahu ya'lemu ve entum la ta'lemun.
Mustafa İslamoğlu
Hadi şu bildiğiniz şeylerde tartıştınız, fakat bilmediğiniz şey hakkında niçin tartışırsınız? Halbuki Allah bilir, fakat siz bilemez siniz:
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte siz öylesiniz, haydi biraz bilginiz olan şeyde münakaşa etdiniz, ya hiç bir ilminiz olmıyan şeyde niçin münakaşa edersiniz? Halbuki Allah bilir siz bilmiyorsunuz
Diyanet İşleri
İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mehmet Okuyan
İşte siz böyle kişilersiniz! Hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız (da), hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Suat Yıldırım
Haydi diyelim ki az çok bildiğiniz konularda tartışıyorsunuz. Peki ne diye hakkında bilginiz olmayan hususlarda tartışıyorsunuz! Halbuki işin doğrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte siz öylesiniz, diyelim ki, biraz bilginiz olan konuda tartıştınız. Ama hiç bilginiz olmayan konuda ne diye tartışırsınız? Oysa Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.
Muhammed Esed
Siz, bilginiz olan şeyler hakkında tartışırdınız, ama hiç bilmediğiniz şey hakkında neden tartışıyorsunuz? Halbuki Allah (onu) bilir, ama siz bilmezsiniz:
Yaşar Nuri Öztürk
İşte siz böyle insanlarsınız! Hakkında biraz bilginiz olan şeyde çekişmeye girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyde neden tartışmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz.
Süleymaniye Vakfı
Siz, bilginiz olan konuda tartışan kimselersiniz. Peki, bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıyorsunuz![1] Oysa Allah (her şeyi) bilir, siz bilmezsiniz.
Süleyman Ateş
Haydi siz, biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız; ama hiç bilginiz olmayan şey hakkında neden tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Ali İmran 3:67

Cüz: 3 | Sayfa: 57
#rahmet #şirk
مَا كَانَ اِبْرٰه۪يمُ يَهُودِياًّ وَلَا نَصْرَانِياًّ وَلٰكِنْ كَانَ حَن۪يفاً مُسْلِماًۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
Ma kane ibrahimu yahudiyyen ve la nasraniyyen ve lakin kane hanifen muslima, ve ma kane minel muşrikin.
Mustafa İslamoğlu
İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyandı, fakat tam anlamıyla Hakka yönelmiş bir müslümandı; Allah'a şirk koşanlardan da değildi.
Elmalılı Hamdi Yazır
İbrahim ne Yehudi idi ne Nasrani ve lakin müslim bir hanif (lekesiz bir muvahhid) idi ve müşriklerden olmamıştı
Diyanet İşleri
İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.
Mehmet Okuyan
İbrahim ne yahudi ne de hristiyandı fakat o, hanîf (Allah'ı birleyen) bir müslümandı ve müşriklerden değildi.
Suat Yıldırım
İşte bu konudaki gerçek şudur: İbrahim Yahudi de değildi, Hıristiyan da değildi, Lakin o batıl dinlerden uzaklaşmış, tertemiz halis bir Müslüman idi, Ve asla müşriklerden olmamıştı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İbrahim, ne yahudi ne de hıristiyandı; ancak o, lekesiz bir müslümandı ve Allah'a ortak koşanlardan da olmamıştı.
Muhammed Esed
İbrahim, ne bir "Yahudi", ne de "Hristiyan" idi, ama kendini Allah'a teslim ederek her türlü batıldan yüz çevirmiş biriydi; ve O'ndan başka bir şeye ilahlık yakıştıranlardan değildi.
Yaşar Nuri Öztürk
İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanif bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi.
Süleymaniye Vakfı
İbrahim ne Yahudiydi ne de Hristiyan![1] Ama o, hep doğruya yönelen, Allah'a teslim olan biriydi.[2] O, hiç müşriklerden olmadı.[3]
Süleyman Ateş
İbrahim ne yahudi, ne de hıristiyandı; dosdoğru bir müslümandı. Müşriklerden de değildi.