SQ SemanticQuran

Ayetler

Arama örnekleri: hidayet dalalet, "doğru yol", hidayet OR dalalet, iman -şirk
Temizle
Toplam sonuç: 6236

Maun 107:4

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ
Fe veylun lil musallin.
Mustafa İslamoğlu
İşbu yüzden, olmaz olsun (böyle) ibadet edenler!
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat veyl o namaz kılanlara ki
Diyanet İşleri
Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Mehmet Okuyan
Yazıklar olsun o salât (ibadet) edenlere.[1]
Suat Yıldırım
Vay haline şöyle namaz kılanların:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat veyl o namaz kılanlara ki,
Muhammed Esed
Yazıklar olsun şu namaz kılıp duranlara,
Yaşar Nuri Öztürk
Vay haline o namaz kılanların ki,
Süleymaniye Vakfı
(Müslüman görünmek için) kulluk görevlerini de yapan o kimselerin vay haline ki
Süleyman Ateş
Şu namaz kılanların vay haline,

Maun 107:5

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ
Ellezine hum an salatihim sahun.
Mustafa İslamoğlu
Bu gibiler, ibadetin hakiki amacından gafil görünmektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Namazlarından yanılmaktadırlar
Diyanet İşleri
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Mehmet Okuyan
Ki onlar (yaptıklarını sandığı) salâtlarından (ibadetlerinden) habersizdir.
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
namazlarında yanılmaktadırlar.
Muhammed Esed
onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır,
Yaşar Nuri Öztürk
Namazlarından gaflet içindedir onlar!
Süleymaniye Vakfı
onlar kulluk görevlerini önemsemeyenlerdir.
Süleyman Ateş
Ki, onlar namazlarından gaflet ederler (kıldıkları namazın değerini bilmez, ona önem vermezler).

Maun 107:6

Cüz: 30 | Sayfa: 602
اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ
Ellezine hum yuraun.
Mustafa İslamoğlu
Bunlar öyle kimseler ki, (ibadeti) gösteriye dönüştürürler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki mürailik ederler
Diyanet İşleri
Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
Mehmet Okuyan
Onlar gösteriş yaparlar.[1]
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, gösteriş yaparlar.
Muhammed Esed
onlar ki niyetleri yalnızca görülüp takdir edilmektir,
Yaşar Nuri Öztürk
Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar gösteriş yaparlar.[1]
Süleyman Ateş
Onlar gösteriş (için ibadet) yaparlar.

Maun 107:7

Cüz: 30 | Sayfa: 602
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ve yemneunel maun.
Mustafa İslamoğlu
ama en küçük yardımı bile esirgerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yardımlığı sakınır (zekatı vermezler)
Diyanet İşleri
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Mehmet Okuyan
(En ufak) yardıma (bile) engel olurlar.
Suat Yıldırım
(5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve yardımlığı sakınır (zekatı yemezler).
Muhammed Esed
ve üstelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler!
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekata/iyiliğe engel olurlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, ufak tefek şeyleri bile (başkalarından) esirgerler.[1]
Süleyman Ateş
En ufak bir yardımı esirgerler.

Kevser 108:1

Cüz: 30 | Sayfa: 602
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْـكَوْثَرَۜ
İnna a'taynakel kevser.
Mustafa İslamoğlu
Gerçek şu ki, Biziz sana her hayrı cömertçe bahşeden:
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz verdik sana hakikatte kevser
Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki sana Kevser'i (bol nimet) verdik.
Suat Yıldırım
Biz gerçekten sana verdik kevser.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.
Muhammed Esed
Bak, Biz sana bol nimet verdik:
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.
Süleymaniye Vakfı
Biz sana çok hayırlı olanı (Kur'an'ı) verdik.[1]
Süleyman Ateş
Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.

Kevser 108:2

Cüz: 30 | Sayfa: 602
#namaz #rab
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Fe salli li rabbike venhar.
Mustafa İslamoğlu
O halde namazı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban kesiver
Diyanet İşleri
O halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
Mehmet Okuyan
Rabbin için salât (ibadet) et[1] ve kurban kes!
Suat Yıldırım
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
Muhammed Esed
o halde (yalnız) Rabbine ibadet et ve (yalnız O'nun adına) kurban kes.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, sen de Rabbin için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse kulluk görevlerini yalnızca Rabbin için yap[1] ve dik dur![2]
Süleyman Ateş
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al).

Kevser 108:3

Cüz: 30 | Sayfa: 602
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
İnne şanieke huvel ebter.
Mustafa İslamoğlu
Bir başka gerçek de şu ki; (hayırdan) tamamen kesilip kopmuştur senden nefret eden.
Elmalılı Hamdi Yazır
doğrusu sana buğz edendir ebter.
Diyanet İşleri
Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki asıl (hayırdan yana) soyu kesik olan, sana kin duyandır.
Suat Yıldırım
Doğrusu, seni kötüleyendir ebter!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan!
Muhammed Esed
Şu gerçek ki, senden nefret eden, (her türlü iyilik ve güzellikten) kesilmektedir!
Yaşar Nuri Öztürk
Kuşkun olmasın ki ebter/soyu kesik, seni kötüleyenin ta kendisidir!
Süleymaniye Vakfı
Senden nefret eden, hiçbir sonuç elde edemeyecek olandır.[1]
Süleyman Ateş
Asıl sonu kesik olan, sana buğzedendir.

Kafirun 109:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْـكَافِرُونَۙ
Kul ya eyyuhel kafirun.
Mustafa İslamoğlu
Deki: Siz, ey kafirler!
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Ey kafirler!
Diyanet İşleri
De ki: "Ey Kafirler!"
Mehmet Okuyan
De ki: "Ey kâfirler!
Suat Yıldırım
De ki: Ey kafirler!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Ey kafirler,
Muhammed Esed
De ki: "Siz ey hakikati inkar edenler!
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ey nankör kafirler!
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Ey kafirler /ayetleri görmezlikte direnenler![1]
Süleyman Ateş
De ki: Ey nankörler,

Kafirun 109:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ
La a'budu ma ta'budun.
Mustafa İslamoğlu
Asla kul olacak değilim sizin kul olduğunuz şeylere,
Elmalılı Hamdi Yazır
Tapmam o tapdıklarınıza
Diyanet İşleri
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem."
Mehmet Okuyan
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmıyorum.
Suat Yıldırım
Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
tapmam o taptıklarınıza!
Muhammed Esed
Ben tapmam sizin taptığınıza,
Yaşar Nuri Öztürk
Kulluk etmem sizin kulluk ettiğinize.
Süleymaniye Vakfı
Ben, sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem![1]
Süleyman Ateş
Ben sizin yaptığınız ibadeti yapmam;

Kafirun 109:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
Ve la entum abidune ma a'bud.
Mustafa İslamoğlu
siz de benim kul olduğuma kulluk edecek değilsiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz de tapanlardan değilsiniz benim ma'buduma
Diyanet İşleri
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
Mehmet Okuyan
Siz de benim tapmakta olduğuma tapmıyorsunuz.
Suat Yıldırım
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
Muhammed Esed
siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
Süleymaniye Vakfı
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk eden kimseler değilsiniz![1]
Süleyman Ateş
Siz de benim yaptığım ibadeti yapmazsınız.

Kafirun 109:4

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
Ve la ene abidun ma abedtum.
Mustafa İslamoğlu
Zaten ben asla kulluk etmedim sizin geçmişte kul olduklarınıza,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza
Diyanet İşleri
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim."
Mehmet Okuyan
(Zaten) ben sizin tapmış olduklarınıza tapmıyordum.[1]
Suat Yıldırım
Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
Muhammed Esed
Ve ben tapmayacağım (asla) sizin tapıp durduğunuza,
Yaşar Nuri Öztürk
Kul değilim sizin taptığınıza,
Süleymaniye Vakfı
Ben, sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek biri değilim![1]
Süleyman Ateş
Ben asla sizin yapmakta olduğunuz ibadeti yapıcı değilim.

Kafirun 109:5

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
Ve la entum abidune ma a'bud.
Mustafa İslamoğlu
siz de benim kul olduğuma kulluk etmezsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem de siz tapıcılardan değilsiniz benim ma'buduma
Diyanet İşleri
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
Mehmet Okuyan
Siz de benim taptığıma tapmıyordunuz.
Suat Yıldırım
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
Muhammed Esed
siz de (hiç) tapmayacaksınız benim taptığıma.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime.
Süleymaniye Vakfı
Zaten siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek kimseler değilsiniz![1]
Süleyman Ateş
Siz de benim yapmakta olduğum ibadeti yapıcı değilsiniz.

Kafirun 109:6

Cüz: 30 | Sayfa: 603
لَـكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
Lekum dinukum ve liye din.
Mustafa İslamoğlu
Sizin dininiz size, benim dinim bana!
Elmalılı Hamdi Yazır
Size dininiz, bana dinim
Diyanet İşleri
"Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
Mehmet Okuyan
Sizin dininiz size, benim dinim banadır![1]
Suat Yıldırım
O halde sizin dininiz size, benim dinim bana.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)!
Muhammed Esed
Sizin dininiz size, benimki bana!"
Yaşar Nuri Öztürk
Sizin dininiz size, benim dinim bana!"
Süleymaniye Vakfı
Sizin dininiz size, benim dinim de bana!"[1]
Süleyman Ateş
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Nasr 110:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
#rab
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ
İza cae nasrullahi vel feth.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ın zafer garantili yardımı ve Fetih geldiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır
Gelip de Allahın nusreti ve feth
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
Suat Yıldırım
Allah'ın yardım ve zaferi geldiği zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
Muhammed Esed
Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
Süleymaniye Vakfı
(Ey Muhammed!) Allah'ın yardımı gelip o fetih (Mekke'nin fethi) gerçekleştiğinde[1]
Süleyman Ateş
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği,

Nasr 110:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
#rab
وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاًۙ
Ve reeyten nase yedhulune fi dinillahi efvaca.
Mustafa İslamoğlu
ve insanların kitleler halinde Allah'ın dinine gireceklerini gördüğünde, (senin görevin de tamamlandı demektir):
Elmalılı Hamdi Yazır
Gördüğün vakıt nası girerlerken Allah dinine fevca fevc
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
İnsanların Allah'ın dinine akın akın girdiğini gördüğünde,
Suat Yıldırım
Ve insanların kafile kafile Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde.
Muhammed Esed
ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde,
Yaşar Nuri Öztürk
Ve insanları kitleler halinde Allah'ın dinine girerken gördüğünde,
Süleymaniye Vakfı
ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,
Süleyman Ateş
Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,

Nasr 110:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
#rab
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirh, innehu kane tevvaba.
Mustafa İslamoğlu
Artık durma, tesbih et Rabbini hamd ile birlikte ve O'ndan mağfiret dile; zira O'dur tüm içten tevbeleri kabul eden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık tesbih et Rabbına hamdiyle ve mağfiretini dile, muhakkak ki o bir tevvab bulunuyor
Diyanet İşleri
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Mehmet Okuyan
Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt) ve O'ndan bağışlanma dile.[1] Şüphesiz ki O, tevbeleri çok kabul edendir.
Suat Yıldırım
Rabbine hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile.Çünkü O tevvabdır, tövbeleri çok kabul eder.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!
Muhammed Esed
Rabbinin sınırsız şanını yücelt, O'na hamdet ve O'ndan mağfiret dile çünkü O, her zaman tevbeleri kabul edendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Tespih et Rabbini O'na hamt ile! Ve O'ndan af dile! Çünkü O, Tevvab'dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde
Süleymaniye Vakfı
her şeyi mükemmel yapmasından dolayı Rabbini tesbih et /ona boyun eğ ve ondan bağışlanma dile![1] Çünkü o, tövbeleri /dönüşleri kabul edendir.[2]
Süleyman Ateş
Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeyi kabul edendir.

Tebbet 111:1

Cüz: 30 | Sayfa: 603
تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ
Tebbet yeda ebi lehebin ve tebb.
Mustafa İslamoğlu
Kahrolsun Ebu Leheb'in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Yuh oldu iki eli Ebu Lehebin, kendi de yuh
Diyanet İşleri
Ebu Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.
Mehmet Okuyan
Ebu Leheb'in[1] iki eli (malı ve kazancı) kurusun (kahrolsun), kendisi de!
Suat Yıldırım
Kurusun Ebu Leheb'in elleri. Zaten de kurudu!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ebu Leheb'in iki eline yuh oldu, kendine de yuh
Muhammed Esed
Kahrolsun o parlak yüzlünün iki eli ve kahrolsun kendisi!
Yaşar Nuri Öztürk
Elleri kurusun Ebru Leheb'in; zaten kurudu ya!
Süleymaniye Vakfı
Ebu Leheb'in[1] iki eli kurudu![2] Zaten kendisi de kuruyup yok oldu.
Süleyman Ateş
Ebu Leheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.

Tebbet 111:2

Cüz: 30 | Sayfa: 603
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Ma agna anhu maluhu ve ma keseb.
Mustafa İslamoğlu
Malı da kazancı da ona hiçbir yarar sağlamayacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne malı faide verdi ona ne kazandığı
Diyanet İşleri
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Mehmet Okuyan
Malı da kazancı da ona yarar sağlamadı.
Suat Yıldırım
Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Muhammed Esed
Ne faydası olacak servetinin ve kazancının?
Yaşar Nuri Öztürk
Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı.
Süleymaniye Vakfı
Malı da işine yaramadı kazandıkları da![1]
Süleyman Ateş
Ne malı, ne de kazandığı onu (Allah'ın kahrından) kurtaramadı.

Tebbet 111:3

Cüz: 30 | Sayfa: 603
سَيَصْلٰى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍۚ
Se yasla naren zate leheb.
Mustafa İslamoğlu
Zamanı gelince tarifsiz bir alevli ateşe (yakıt) olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
O bir alevli ateşe yaslanacak
Diyanet İşleri
O, bir alevli ateşe girecektir.
Mehmet Okuyan
(3, 4, 5) O ve odun taşıyıcı(sı olarak) hanımı boynunda hurma lifinden bükülmüş bir iple alevli bir ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
O, alev alev yükselen ateşe girecek,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, bir alevli ateşe yaslanacak.
Muhammed Esed
(Öteki dünyada) şiddetle parlayan bir ateşe atılacak,
Yaşar Nuri Öztürk
Alevli bir ateşe yaslanacaktır o;
Süleymaniye Vakfı
O, harlı bir ateşe girip kalacak.
Süleyman Ateş
Alevli bir ateşe girecektir (o).

Tebbet 111:4

Cüz: 30 | Sayfa: 603
وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ
Vemreetuh, hammaletel hatab.
Mustafa İslamoğlu
Karısı da (onun ateşine) odun hamallığı yapacak,
Elmalılı Hamdi Yazır
karısı da, odun hammalı olarak
Diyanet İşleri
(4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
Mehmet Okuyan
(3, 4, 5) O ve odun taşıyıcı(sı olarak) hanımı boynunda hurma lifinden bükülmüş bir iple alevli bir ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
(4-5) Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak, o ateşe odun taşıyacak.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karısı da odun hamalı olacak!
Muhammed Esed
iğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan karısı ile birlikte,
Yaşar Nuri Öztürk
Karısı da, odun hamalı olarak.
Süleymaniye Vakfı
Karısı da (onun ateşine) odun taşıyıcı olarak,
Süleyman Ateş
Karısı da, odun hamalı olarak.

Tebbet 111:5

Cüz: 30 | Sayfa: 603
ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
Fi cidiha hablun min mesed.
Mustafa İslamoğlu
gerdanında (takı yerine sanki) çelikten bir halat (bulunacak).
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerdanında bir ip ki fitillisinden
Diyanet İşleri
(4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
Mehmet Okuyan
(3, 4, 5) O ve odun taşıyıcı(sı olarak) hanımı boynunda hurma lifinden bükülmüş bir iple alevli bir ateşe girecektir.
Suat Yıldırım
(4-5) Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak, o ateşe odun taşıyacak.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerdanında fitillisinden bir ip olduğu halde.
Muhammed Esed
(o ki,) boynunda bükülmüş iplerden bir halat (taşır)!
Yaşar Nuri Öztürk
Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden...
Süleymaniye Vakfı
boynunda sıkıca bükülmüş liflerden bir ip ile (orada kalacak).[1]
Süleyman Ateş
Boynunda hurma lifinden bir ip olacaktır.

İhlas 112:1

Cüz: 30 | Sayfa: 604
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ
Kul huvallahu ehad.
Mustafa İslamoğlu
(Ey muhatab!) De ki: O Allah'tır; eşsiz-benzersiz bir tek'tir.
Elmalılı Hamdi Yazır
De, o: Allah tek bir (ehad)dir
Diyanet İşleri
De ki: "O, Allah'tır, bir tektir."
Mehmet Okuyan
De ki:[1] "O, Allah'tır; tektir.
Suat Yıldırım
De ki: O, Allah'tır, gerçek İlahtır ve Birdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "O Allah tek birdir.
Muhammed Esed
De ki: "O, Tek Allah'tır:
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: O, Allah'tır; Ahad'dır, tektir!
Süleymaniye Vakfı
De ki: "O Allah, bir tektir[1].
Süleyman Ateş
De ki: O Allah birdir.

İhlas 112:2

Cüz: 30 | Sayfa: 604
اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ
Allahus samed.
Mustafa İslamoğlu
Allah Samed'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, o eksiksiz sameddir
Diyanet İşleri
"Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)"
Mehmet Okuyan
Allah muhtaç değildir.
Suat Yıldırım
Allah Samed'dir. (Samed: "Tam, eksiği olmayan, her şey Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan" demektir.)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah, o eksiksiz, Samed'dir (Her şey O'na muhtaçtır.)
Muhammed Esed
Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Evrenin Asıl Sebebi.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!
Süleymaniye Vakfı
Allah, her şeyin kendisine muhtaç olduğu varlıktır.[1]
Süleyman Ateş
Allah Samed'dir.

İhlas 112:3

Cüz: 30 | Sayfa: 604
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
Lem yelid ve lem yuled.
Mustafa İslamoğlu
O doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğurmadı ve doğurulmadı
Diyanet İşleri
O'ndan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)."
Mehmet Okuyan
Doğurtmamıştır (kimsenin babası değildir)[1] ve doğurulmamıştır (kimsenin çocuğu da değildir).
Suat Yıldırım
Ne doğurdu, ne de doğuruldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğurmadı ve doğurulmadı.
Muhammed Esed
O doğurmamıştır, doğurulmamıştır;
Yaşar Nuri Öztürk
Ne doğurmuştur O, ne doğurulmuştur!
Süleymaniye Vakfı
Çocuk sahibi olmamıştır, kimsenin çocuğu da değildir.[1]
Süleyman Ateş
Kendisi doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.

İhlas 112:4

Cüz: 30 | Sayfa: 604
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ
Ve lem yekun lehu kufuven ehad.
Mustafa İslamoğlu
Ve hiçbir şey O'na asla denk ve benzer olmamıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ona bir küfüv de olmadı
Diyanet İşleri
"Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir."
Mehmet Okuyan
O'nun dengi de yoktur."[1]
Suat Yıldırım
Ne de herhangi bir şey O'na denk oldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O'na bir küfüv (denk) de olmadı!"
Muhammed Esed
ve hiçbir şey O'na denk tutulamaz."
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kimse onun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz!
Süleymaniye Vakfı
Hiçbir şey ona denk değildir."[1]
Süleyman Ateş
Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.

Felak 113:1

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ
Kul euzu bi rabbil felak.
Mustafa İslamoğlu
(Ey muhatab!) de ki: "sığınırım ben (yokluk gecesini) yararak varlığı çıkaran sabahın Rabbine:
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Sığınırım Rabbına o Felakın
Diyanet İşleri
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Mehmet Okuyan
De ki: "(Şunların şerrinden) ağaran sabahın[1] Rabbine sığınırım:
Suat Yıldırım
De ki: Sabahın Rabbine sığınırım:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Sığınırım o sabahın Rabbine,
Muhammed Esed
De ki: "Sığınırım ben yükselen şafağın Rabbine,
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Yarılan karanlıktan çıkan sabahın Rabbine/yarılışlardan fışkıran oluşun Rabbine sığınırım!
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Sığınırım, bölünerek yaratılanların[1] Rabbine / sahibine,
Süleyman Ateş
De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;

Felak 113:2

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ
Min şerri ma halak.
Mustafa İslamoğlu
O'nun yarattığı her şeyin şerrinden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Şerrinden Mahalakın
Diyanet İşleri
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Mehmet Okuyan
Yarattığı şeylerin şerrinden,
Suat Yıldırım
Yarattığı şeylerin şerrinden,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
yarattığı şeylerin şerrinden,
Muhammed Esed
O'nun yarattıklarının şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk
Yarattıklarının şerrinden,
Süleymaniye Vakfı
yarattığı şeylerin şerrinden,[1]
Süleyman Ateş
Yarattığı şeylerin şerrinden,

Felak 113:3

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ
Ve min şerri gasikın iza vekab.
Mustafa İslamoğlu
Ve (aklı-iradeyi) bastırdığı zaman zehirli-zifiri bir (cehalet) karanlığının şerrinden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve şerrinden bir gasıkın daldığı zaman
Diyanet İşleri
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Mehmet Okuyan
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden,
Suat Yıldırım
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karanlığı çöküp bastırdığında bir gecenin şerrinden,
Muhammed Esed
ve bastıran kapkara karanlığın şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk
Çöktüğü zaman karanlığın/gelip çattığı zaman göz perdelenmesinin/tutulduğu zaman Ay'ın/battığı zaman Güneş'in/taştığı zaman şehvetin/soktuğu zaman yılanın/ümit kırdığı zaman musibetin şerrinden!
Süleymaniye Vakfı
bastırdığı zaman karanlığın /soğuğun[1] şerrinden,
Süleyman Ateş
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

Felak 113:4

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ
Ve min şerrin neffasati fil ukad.
Mustafa İslamoğlu
Ve düğümlere üfleyenin şerrinden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o, ukdelere üfliyen neffasların şerrinden
Diyanet İşleri
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Mehmet Okuyan
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Suat Yıldırım
Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
Muhammed Esed
karanlık işlere düşkün tüm insanların şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk
Düğümlere üfleyip tüküren üfürükçülerin şerrinden!
Süleymaniye Vakfı
(insanlar arasındaki) bağları[1] (koparmak için) konuşup duranların[2] şerrinden,[3]
Süleyman Ateş
Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,

Felak 113:5

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
Ve min şerri hasidin iza hased.
Mustafa İslamoğlu
Ve haset ettiğinde hasetçinin şerrinden!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve şerrinden bir hadisin hased ettiği zaman
Diyanet İşleri
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Mehmet Okuyan
Kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden."
Suat Yıldırım
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve kıskançlık gösterdiğinde bir kıskancın şerrinden!"
Muhammed Esed
ve kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden."
Yaşar Nuri Öztürk
Kıskandığı zaman hasetçinin şerrinden..."
Süleymaniye Vakfı
bir de haset[1] ettiği zaman haset edenin şerrinden.[2]
Süleyman Ateş
Ve hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden.

Nas 114:1

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ
Kul euzu bi rabbin nas.
Mustafa İslamoğlu
(Ey muhatab) De ki: "sığınırım ben Rabbine insanlığın;
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki sığınırım Rabbına nasın
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
De ki: "İnsanların Rabbine sığınırım.
Suat Yıldırım
De ki: İnsanların Rabbine,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Sığınırım insanların Rabbine,
Muhammed Esed
De ki: "Sığınırım ben insanların Rabbine,
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "İnsanların Rabbine sığınırım!
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Sığınırım[1] insanların Rabbine /sahibine,[2]
Süleyman Ateş
De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

Nas 114:2

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
مَلِكِ النَّاسِۙ
Melikin nas.
Mustafa İslamoğlu
Sahibine insanlığın;
Elmalılı Hamdi Yazır
Melikine nasın
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
İnsanların hükümdarına,
Suat Yıldırım
İnsanların yegane Hükümdarına,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insanların hükümdarına,
Muhammed Esed
insanların Hakimine,
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanların yöneticisine, yönlendiricisine,
Süleymaniye Vakfı
insanların hükümdarına,[1]
Süleyman Ateş
İnsanların padişahına,

Nas 114:3

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
اِلٰهِ النَّاسِۙ
İlahin nas.
Mustafa İslamoğlu
İlahına insanlığın:
Elmalılı Hamdi Yazır
İlahına nasın
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
İnsanların ilahına.
Suat Yıldırım
İnsanların İlahına sığınırım:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
insanların İlahına;
Muhammed Esed
insanların İlahına;
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanların ilahına;
Süleymaniye Vakfı
insanların İlahına,[1]
Süleyman Ateş
İnsanların Tanrısına:

Nas 114:4

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ
Min şerril vesvasil hannas.
Mustafa İslamoğlu
Sinsi ve sinik vesvese kaynağının şerrinden;
Elmalılı Hamdi Yazır
Şerrinden o sinsi vesvasın
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) İnsanların göğüslerine (kalplerine) vesveseler fısıldayan, cinlerden ve insanlardan (olan o) sinsi vesvesecinin[1] şerrinden (Allah'a sığınırım)."
Suat Yıldırım
O sinsi şeytanın şerrinden
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
o sinsi vesvesecinin şerrinden,
Muhammed Esed
fısıldayan sinsi ayartıcının şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk
Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden,
Süleymaniye Vakfı
sinsice (kötülükler) fısıldayanın şerrinden (sığınırım)![1]
Süleyman Ateş
O sinsi vesvesecinin şerrinden.

Nas 114:5

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ
Ellezi yuvesvisu fi sudurin nas.
Mustafa İslamoğlu
o ki; sürekli kalplerine fısıldıyor insanları;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki vesvese verir sinelerinde nasın
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) İnsanların göğüslerine (kalplerine) vesveseler fısıldayan, cinlerden ve insanlardan (olan o) sinsi vesvesecinin[1] şerrinden (Allah'a sığınırım)."
Suat Yıldırım
O ki insanların kalplerine vesvese verir,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ki, insanların sinelerine vesvese verir durur.
Muhammed Esed
insanların kalbine fısıldayan;
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;
Süleymaniye Vakfı
O, insanların içine (kötülükler) fısıldayandır.
Süleyman Ateş
O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.

Nas 114:6

Cüz: 30 | Sayfa: 604
#rab #vesvese_kuruntu
مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Minel cinneti ven nas.
Mustafa İslamoğlu
İster görünmeyen-bilinmeyen, ister görünen-bilinen türden.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerek cinden gerekse ins
Diyanet İşleri
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Mehmet Okuyan
(4, 5, 6) İnsanların göğüslerine (kalplerine) vesveseler fısıldayan, cinlerden ve insanlardan (olan o) sinsi vesvesecinin[1] şerrinden (Allah'a sığınırım)."
Suat Yıldırım
O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da olur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olsun)."
Muhammed Esed
görünmez güçler(in) ve insanlar(ın bütün ayartmaların)dan".
Yaşar Nuri Öztürk
Cinlerden de insanlardan da olur o!"
Süleymaniye Vakfı
Cinlerden de olur, insanlardan da[1].
Süleyman Ateş
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).